Mahmut Aslan
Mahmut AslanUyduruk gafil kişilikler!
Kasım ENGİN
Kasım ENGİN“ASTUBAYKEN ER OLMAK“
Mahir Deniz
Mahir DenizFELSEFEYE GİRİŞ -13-
Cemil Bayık
Cemil BayıkÎstismara dîn
Günay Aslan
Günay AslanAjanda..!
Kakşar Oremar
Kakşar OremarÊşa Giran: Xwekujî...
Hemîd DILBIHAR
Hemîd DILBIHARKonferansa serkeftina kurdî
Ahmed Aktaş
Ahmed AktaşAzadiya Welat
Mihemed ORHAN
Mihemed ORHANAKP û Artêşa Tirk, Ji Bo Şerekî Nû Amadekariyan Dikin
Mizgîn Bîngol
Mizgîn BîngolBal
Cemo Devrim
Cemo DevrimÖlümü Yenenler...
Erkan Kobanlı
Erkan Kobanlı21.yüzyıl Prokrust'ları
Rotînda Yetkîner
Rotînda YetkînerKatliyam pilanlayanlar Barışı anlayamaz
Nurhak Erdal
Nurhak ErdalSavaşın gölgesinde 1 Eylül’e giderken
Ülkem Zeremya
Ülkem ZeremyaEBEDİ KOMUTAN’A
Selahattin Erdem
Selahattin ErdemÇeyrek asır
Özgür BİLGE
Özgür BİLGEFETTUL-MÜNAFIK U KATİL-QERDOĞAN’IN PANZEHİRİ
Ahmet Dere
Ahmet DereŞERÊ GURC Û RÛSAN
Abdullah Öcalan
Abdullah ÖcalanBÜYÜK ARAMAK, BÜYÜK BULMAYA ÇALIŞMAK, BÜYÜK SAVAŞI DOĞURDU
Mehmet Sögüt
Mehmet SögütOnursuzlar Lanetlenir
Fırat Penaber
Fırat PenaberŞİMDİ DALMIŞIM
Ömer Dilsoz
Ömer DilsozSTEWR
Teman Dep
Teman Dep1 HAZİRAN KADIKÖY MİTİNGİ, ÖLÜM DEĞİL ÇÖZÜM VE MEDYA
Serbest Rêzan
Serbest RêzanRapora NY û xala 140 û vala derxistina iradeya gelê başûr
Siyamed Sipan Uğurlu
Siyamed Sipan UğurluNobedarên Azadiyê
Ömer Yüce
Ömer YüceAvusturya’nın Graz kentinde Amara Gençlik Festivali heyecanı başladı.
Konuk Yazarlar
Konuk YazarlarHasan ÇARÇELA: 3. Dünya savaşı
Hozan Dîno
Hozan DînoBitmeyen Yolculuk..!
Songül Beyazgül
Songül BeyazgülBiz Erkek Değiliz İnisiyatifi
Halil Uysal
Halil UysalEylül…
Mîr Qasimlo
Mîr QasimloSeîs wiha got: Em ê gazî vebêj bikin
Hayri Cewlik
Hayri CewlikBir Newrozun Anlattıkları
RC TEC
RC TECBu Haftaki Oyunumuz : Icindeki Dj
Berfîn Dilav
Berfîn DilavYüreğin Aydın yaşamın Yılmaz dı senin
Umut Özgür
Umut ÖzgürGÜNEŞİN GERÇEK SAHİPLERİ
Sedat İnci
Sedat İnciDağlara nakış ettik izlerimizi
Mehmet Mekin Yıkın
Mehmet Mekin YıkınKürt basını üzerine bir kaç söz
Zana-Qenco
Zana-QencoOPERASYON ve GELİŞMELER
Polat Can
Polat CanGERYANEK DI CÎHANA WÊJEYA NÛJEN YA KURDÎ DE
JÊHAT BÊRTÎ
JÊHAT BÊRTÎAnlatılması zor anlar
Rızgar Azad
Rızgar AzadŞaşırmayın; yanlış yapmayın!
İbrahim Güney
İbrahim GüneyEy TC! Senin gücün Kenan Güzel'e yetebilir mi?
Mehmet Alagöz
Mehmet AlagözUluslaşma ve Sanat
Firaz Baran
Firaz BaranBüyükanıt'ın yaptıkları
Hevîdar Munzur
Hevîdar MunzurTîrêjên Roja me îro ji herdemê geştirin
Argeş Arjin
Argeş ArjinGençlik eyleme, zafere....
Remzi Zilan
Remzi ZilanÖzgürlüğün Dili: ÇIĞLIK !!!
Cudi Arif
Cudi ArifÖzlemin patikalarında

 
ER-KENE-KON



Yazar Adı: Kasım ENGİN


Yazarın Tüm Yazıları

Eklenme Tarihi: 4.07.2008 Saat: 20:26

Bay İlker Başbuğ’un deyimiyle “Türkiye çok zorlu günleri yaşıyor.”

Genelde Ortadoğu’da bir kaosun yaşadığı hep söyleniyor. Ancak Türkiye de artık kesmekeşliği aşan bir durumun söz konusu olduğunu da herkes dillendiriyor. Ve bunun için sağduyu çağrısı üzerine sağduyusu çağrısı yapılırken, birlik çağrıları da eksilmiyor.

Siyaset biliminde sağduyu ve birlik çağrıları genelde çok sıkışık süreçlerin söylemleri olduğunu da biz biliriz.

Türkiye, gerçekten çok zorlu bir süreci yaşıyor. Hiç şüphe yok ki bunun iç ve dış nedenleri vardır.

İç nedenlerinin belirleyici olduğunu ve dış nedenlerin ise bu iç nedenlerden yola çıkarak bu olumsuz gidişi tahrik ederek hızlandırdığı da bir o kadar gerçektir.

İç nedenler; Türkiye’nin bir türlü yüzleşmek istemediği karanlık tarihinde halklara karşı işlediği suçlardır. Bu yüzleşmeyle kendisini gözden geçirerek hoşgörüye dayalı demokratikleşmenin kültürünü yaratamamasıdır. Bu doğalında çatlak ve yaralı bir durumdur ve kompleksli yaşayarak içe kapanmanın hastalıklı dışa vurumudur. Bu nazik duruş kullanılmaya müsaittir.

Dış nedenleri; Türkiye’nin oldukça önemli bir jeostratejik coğrafya da yer almasıdır. Doğaldır ki süper güçler ve söz sahibi güçler ya da söz sahibi olmak isteyen güçler buralarda etkili olmak isteyeceklerdir.

İşte tamda etkili olmak isterlerken Türkiye’nin içyapısı, iç duruşu bu müdahil olmaya müsait bir konumu arz ettiği için, her müdahil oluşları Türkiye’yi etkilemektedir.

Biz diyalektikte belirleyenle etkileyen konumlarını biliyoruz. İçyapının belirleyici dış’ın ise etkileyici olduğunu da biliyoruz. Lakin Türkiye bu özgün konumundan dolayı giderek dış’ın belirleyici konuma geçtiğini de-acı da olsa-görüyoruz.

Peki, bu durum nasıl aşılacaktır?

Öncelikle Türkiye karanlık tarihi ile yüzleşmesi için karanlık ilişkilerde kaçınacaktır. Perdeler arkası ilişkilerden kaçınacaktır. Şeffaf olacaktır. Ne yapacaksa halkların gözleri önünde yapacaktır. Aksi takdirde her karanlık ve bilinmeyen bir adım şaibeler yaratacak ve bu şaibeleri kullanacak dış güçler çıkıverecektir.

Bir de unutmayalım biz emperyalist güçlerin “destek vereceğiz” dediklerinde de bu “desteklerin” genelde kendi ekonomik çıkarları için sunulan “destekler” olduğunu da acılı da olsa öğrenmiş durumdayız. Küresel sermaye bir kene misali halkların son damlasını kemirene kadar bu keneci tarzdan vazgeçmediğini de birçok tarihi olaydan biliyoruz.

İşte Türkiye bunu da bilerek öncelikle kendisiyle yüzleşecek. Türkiye, bu topraklarda yaşayan halklarla kendi barışını sağlayacaktır. Bunun yolu demokratik temelde hoşgörüyü dayalı bir ilişkilenmedir. Bunun yolu Türkiye de halkların haklarını garantiye alan bir hukuksal belgedir. Bunun yolu halkların kimliklerini garantiye alan anayasal düzenlemelerdir.

Yok, eğer en son İlker Başbuğ’la Dolmabahçe saray vari Yaşar Büyükanıt’la yapılan görüşmeler gibi olursa bu Türkiye halkları için çokta hayırlı gelişmelere yol açmaz, açmayacaktır.

Böyle görüşmeler “al gülüm ver gülüm” mantığı üzerinde gerçekleştiği için halkların çıkarından ziyade, çeşitli kliklerin bu halklar üzerinde nemalanmalarının ötesine geçemez.

Kâfirler partisinin başında ki zat kapatma davası ve ekonomik getirimine taviz ister, bunun karşılığında terörist Ordu’nun Kürdistan’a saldırısına göz yumarak burada çetecilik, uyuşturucu, ticaret, silah satışlarında ki rantın alınmasına onay verir.

Terörist ordu ise sözde hükümeti ve Bay Recep’i rahatsız eden kimi ismi gözden çıkararak sözde yargılanmasının önü açar. Ama diğer taraftan Ağustos’ta yapılacak genelkurmaylık değişimine kolaylık sağlar.

Çünkü uzun vadeli hazırlanan savaş kliğinin eğer AKP kapatılırsa ve Bay Recep Kene Kongo Ağustos sonuna kadar yeni ordu atamalarına onay vermezse İlker Başbuğ dört yıldır ordu komutanı olduğu için emekliye ayrılarak genelkurmay olamayacak, Işık Koşaner kadrosuzluktan emekliye ayrılacak, 1.Ordu Komutanı yaş sınırından dolayı emekliye gidecek. Bunlar ordu içerisindeki tüzüksel durumlardan dolayı gelişecek durumlardır. Özcesi faşist ve saldırgan klik eğer AKP giderse gidicidir.

İşte, gizli görüşmeler hep böylesine karanlık oyun ve planlar oldu mu yapılır. Hele hele birkaç namı diyar emekli generalin ER-KENE-KON davasında gözaltına alınması böylesine kirli ilişkilerin üstünün örtülmesi için yapılır.

Ancak biz Recep Kene Kongo’nun çetelere karşı hamle yaptığını düşünürüz. Hâlbuki yapılan bu değil. Yapılan ordu onayıyla ER-KENE-KON çete örgütünün açığa çıkmaması için yapılan bir girişim ve görüşmedir. Ve kan emeci KENE’ler gibi halkların kanının emilmesine devam edilmesidir.

Sonuç olarak; çok erkenden sevinmeden olup biteni halklarımız adına iyi görmek, iyi okumak ve iyi değerlendirmek gerekiyor. Nasıl ki Mayıs 2007 de Büyükanıt ile Bay Recep Kene Kongo’nun görüşmesi halklarımıza bombalar olarak dönmüşse bu hep “altını çiziyorum” diyen faşist ve terörist generalle yapılan gizli ve gayri meşru görüşme hayıra alamet değildir.

Bunun için bu kez biz sürecin çok tehlikeli gelişmelere gebe olduğunu söyleyerek Türkiye halkların bu kullanılmaya müsait durumu aşmaları için demokratik birlik temelinde ortaklaşmayı, birleşmeyi ve gerekirse tek parti çatısı altında bir araya gelmeyi başarabilmemizin şart olduğunu söylüyoruz. Aksi durumda oldukça riskli istikamete doğru yelken açacağımızın bilinmesini isteriz. Riskli istikametler ise hep kullanılmaya müsaitlik olduğunu da unutmayalım!


YAZDIR Yazdır     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
 
Seçenekler
   Çıktısını Al
   Arkadaşına Yolla
   Köşe Yazılarına Dön

Arşiv
·“ASTUBAYKEN ER OLMAK“
·Gulleya yekemîn a li dijî hemû Paşverûtiyan hate teqandin!
·GERİLLANIN ATTIĞI HER MERMİ SİYASALDIR
·HAYRİ’YE-ERDAL ENGİN SİNCER YOLDAŞA-MEKTUP
·Tüm Köhnemişliklere sıkılan ilk Kurşun
·Hûn Cenazeyên me birevînin jî, ev Gel wê xwedî li Hevalan derbikeve
·Cenazelerimizi kaçırsanız da bu Halk Hevallara sahip çıkacaktır
·NUDA: BİR TANRIÇANIN ARDINDAN
·ALMAN DAĞCILAR VE GERİLLA’NIN AŞKI
·“İRADENİN ZAFERİ”

© 2004 Rojaciwan.com
Bütün HaberlerTürkce HaberlerNuceValid robots.txt


English: All the comments, articles and other contents are property of their owners.
German: Die Artikel und Kommentare sowie Foren- und etwaige Chatbeiträge und alle anderen Inhalte sind Eigentum der Autoren.
Turkish: Rojaciwan sitesi özgür bir tartışma platformu olup, sitemizde yayınlanan bütün yazılardan, yorumlardan ve hernevi multimedia dökümanlarından sahipleri sorumludur.


Sayfa Üretimi: 0.100 Saniye
SQL: 26
Rojaciwan Theme by Rojaciwan Webtasarim.