|
Hurafeci Fetullahçıların zihniyeti ırkçılık olunca, yetiştirdikleri tetikçilerde zalim olur. Zalimlikleri Allah inkarcısı Fetullah Gülen’den kök alır. Kimileri Gülen’e hoca efendi sıfatını reva görse de, var olan hakikat Gülen’in böyle bir sıfata layık olmadığını gösteriyor. Gülen hakkında şunları belirtmek özgürlükçü ve eşitlikçi gerilla olmanın bir gereğidir.
Birincisi: Fetullah Gülen ilkin kendi orjinini inkar ederek hurafecilik ve soykırım işine başlamıştır. Kendisinin “Küçük Dünyam” adlı bir kitabı var. O kitapta “dedeme Kürt İbrahim derlerdi” diye yazar. Dedesi, Kürt oluyormuş kendiside Türk oluyormuş.
Allah Allah dedesi, nenesi Kürt oluyor da, nasıl oluyor da babası ve kendisi Türk oluyor?
Bu nasıl bir hakikatçilik oluyor?
Bu nasıl bir İslamcılık oluyor?
Bu nasıl bir Allah’a inanmışlık oluyor?
Bu nasıl bir hoca efendicilik oluyor?
Herhalde onun adına her şeye cevap veren avukatı bu sorulara da cevap verir.
Peşinen söyleyeyim avukatının vereceği cevaplar birer hurafe olmaktan öteye geçmez.
Çünkü Amed’lilerin dediği gibi “biz malımızı iyi tanırız”.
Bu yüzden Fetullah’ı da, fırıldak tetikçilerini de iyi tanırız. Hepsini de münafık biliriz. Hepsini de Allahsız biliriz.
Kimse onların Allahlı maskesine aldanmasın sakın ha. Neden mi derseniz?
Nedeni çok basit.
Kendilerine dindarız diyorlar ama külliyetleri dinsizdirler. Dinsizlikleri ispatlıdır. Dindarlıkları ise ispatlı değildir. Başta Gülen olmak üzere tüm tetikçilerinden tek birinin dindar olduğunu ispat edebilecek olan varsa çıksın ortaya ispat etsin.
Ama ben onların Allahsız birer münafık olduklarını ispat ederim. Bunu felsefik ve dinsel açıdan rahatlıkla ispatlarım. Kanıtlarım öyle güçlüdür ki hiç biri çürütülemez. Felsefik olarak açımlayalım. Fetullahçılar, Allah’ın tüm halkları yaratığını söylüyorlar. O zaman onlara sormak gerekmez mi? Allah’ın yarattığı Kürtleri inkar etmek Allahı inkar etmek değilse başka nedir acaba?
Fetullah Gülen’in dedeme “Kürt İbrahim derlerdi” diye bir itirafta bulunmasına rağmen kökeni inkar ederek Türk ırkçılığını geliştirmesine inkarcı veyahut münafık ya da aslını inkar eden haramzadeden başka ne denilir acaba?
Birileri buna bir kıras giydirmeyi uğraş haline getirmeye çalışsa da bu gerçeği örtemez.
İkincisi: Said-i Kürd-i yaşarken “o bir Kürt’tür onu ziyaret etmem” diyen Gülen, nasıl oluyor da onun ölümünden sonra bir numaralı nurcu kesilebiliyor?
Üçüncüsü: Risale-i Nur külliyatının orijinali varken tümünü tahrif ederek, Kürdistan ibaresinin yerine şark, Kürt ibaresinin yerine Türk ibarelerini yazması bir inkarcılık, bir ırkçılık zihniyeti değilse nedir acaba?
Dördüncüsü: ABD’nin Türkiye ve Kürdistan’da kurduğu Gladio örgütünün, hem çekirdek kadrosunda hem de Gladio’nun güdümlü bir derneği olan Komünizmle Mücadele Derneğinin Erzurum şubesinin kurucuları arasında yer alıp ta kendisini dışındaymış gibi göstermesine ahmaklar bile inanmaz.
Beşincisi:12 Eylül darbesi olunca, Kenan Evren’e Emir-ul Mümin diyen Gülen’den başkası değildi. Şimdi de darbe karşıtı geçinmesine kimi inandırabilir? Esasında 12 Eylül darbesinin devamından yanadır.
Altıncısı: ABD darbeyle birlikte Türk-İslam sentezli düşüncenin iktidara yerleşmesini planlamıştı.
Cuntacılarda bu çerçevede ABD’nin talimatıyla ABD’ci mason Gülen’e yol açtılar. Ve bugün o darbeci zihniyet iktidardır. O darbeci zihniyetinin somut ifadesi de AKP iktidarıdır.12 Eylül darbesi anayasasıyla, iktidarıyla bire bir devam ediyor. Kimse sivil bir iktidar var diye aldanmasın. AKP sivil giyimli cuntadır. Sivil giyimli 12 Eylül iktidarıdır.
AKP ve onun ideolojik örgütü olan Fetullahçıların, Kürdistan’da Türk gladiosunun yeni bir şekli olan Özel Kuvvetler ile Jitem ve Emniyetle beraber yeni bir fetih hareketine girişmesi kralı çıplak hale getiriyor.
Özü itibarıyla her devletin birer karanlık ilişkiler ve katliamcılık organizasyonu olduğu gerçeğinden hareketle, Türk devletinin de bir Ergenekon organizasyonu olduğunu söylersek var olan en tehlikeli bir olguyu ifade etmiş oluruz. Milli Güvenli Kurulunda yer alanların Ergenekon’un üst düzey yöneticileri olduğunu ispat etmiş oluruz. Selçuklu Devletinin kuruluşundan beri Türk devletinin yöneticileri Ergenekoncu zihniyetle Kürtler ile diğer halklar soykırımdan geçirmiştir. Halen de bu soykırım devam etmektedir. Halen bu ırkçı ve darbeci zihniyet devam etmektedir.
Ne Fetullahçılar, ne AKP, ne de onların silahlı tetikçileri ile kalemşör tetikçileri Ergenekon’dan bağımsız değildirler. Ne kıyısında ne de dışındadırlar. Tam da asıl çekirdeğidirler. Türk ordusu HPG gerillaları karşısında bozguna uğrarken ortaya saçtığı sahte zaferlerin doğru olup olmadığını bakmadan yayınlayan yine Fetullahçı medyadır.
Yayınladıkları yalan haberlerle bakılırsa PKK’yi bitirmişler. Yalancılıkları ve sahtekarlıkları bununla da ibaret değil. Ergenekon Kürtleri tümden tarihten silmek için kurulmuş bir örgüt iken ve PKK, Ergenekoncu Irkçı Türk Devletine karşı meşru bir direniş verirken, Ergenekonun asıl çekirdeği olan Fetullahçılar, AKP’liler ve onların kalemşör tetikçi medyasının, PKK’nin Ergenokon’la ilişkisi var diye yalan maniplasyonlara başvurmaları ahlaksızlıktır. Hurafeciliktir. Bunların soykırımcı politikasını teşhir etmek benim için en temel bir misyondur.
Bundan sonra ağırlıklı olarak sahte İslamcı, İslam kıraslı ırkçı Fetullahçılar hakkında yazacağım. Bu yazımda onları Said-i Kürdinin düşüncesiyle vuracağım. Zaten HPG meşru savunma savaşıyla Fetullahçıların Gladiosu Türk Özel Kuvvetlerine darbe üzerine darbe vurmakta. Kürt gençliği de gerillaya akın ederek Fetullahçıların Ergenokonunu vuracak.
Bu Said-i Kürdinin de bir vuruş tarzıydı. Bir vasiyetidir de. Haydi en sonda da bunları Said-i Kürdinin o güzel Kürtçe hitabetiyle vuralım.
“ Em sevin ji dare xwe ketin.
Em çuken ji helin derketin.
Em zaroken man deve deriye.
Em kurdin nav jiyane xeribiye.”
“DESTHEVGİRTİN, DESTHEVGİRTİN, DESTHEVGİRTİN”
|