Henüz faili meçuler, henüz sokak ifazları, henüz yasakların en komikleri, henüz işkence, gözaltı, taciz, tecavüz ve insanlık adına kötü olan ne varsa yaşatılmaktadır coğrafyamızda. Yani fiziken, ruhen şekilendiğimiz ülkemiz henüz, her gün, her an işkalci güçlerin her türlü baskılarına maruzdur!..
Henüz inkar ve imha sıcağı sıcağına takibimizdedir. Henüz tarihsel varoluşumuzu yaratan güneşimiz dahil tüm değerlerimiz yok olma tehlikesini gölgesindedir. Ve sanat o tarisel deriliği, gizi ve güzeliğiyle henüz bizimle barışmamışken, artık biraz kendim olmalıyım, biraz uzak durmalıyım, biraz özgür!(bu özgürlük nasıl bir olguysa) demenin çok fazla anlamı yok. Doğrudur, geçen son altı yıl bir buldozer misaliydi, mikro hücrelerine kadar bu onurlu davayı kendinde bir olgu olarak yaratamayanların bir biçimde savrulduğu yılar oldu. Suçlu ne sadece gidenler, ne sadece kalanlardır. Henüz başlangıcın çok ötesinde değilken, tehlike ve inkar anlamında, suçluyu salt içte aramak çok, ama çok tehlikeli ve yanlış olduğuna inanıyorum. İstenilen ve dayatılanı görmek için çok akılı, çok bilge, çok derin olmaya gerek yok, sadece Almaya gibi bir ülke ki, ikinci dünya savaşında yaşayıp, yaşatıkları çok canlıyken bir Kürt özgürlük sesi olan ROJ TV’yi yasaklıyorsa, durumun vahemetini alamak için, sadece gerçekten kendini insan olarak sezinlemek yeterlidir.
İnsan bu, yorulur, yıpranır, yanılır ve yanıltır ama, bazı olgular var ki ölümde olsa karşısında sadece saygı duyulur, yoksa senin insan olma vasfından şüpe duyulur.
Evet çoğumuzun sık sık dilendirdiği bir anlamıylada doğru bir belirleme var, “değiştik” doğru değştik, ama bunu hep olumsuza yorumlamak dışın dayatması ve bunu yaparak onların kalesini savunuyor olmaktayız. Oysa evet “değiştik” ama, olumlulamak daha doğru diyorum, dün her şeyi Güzel İnsana yükleyip, her türlü zoru tanımadan kendimizi yaşatık bir anlamıyla. Şimdi her şeyle kendimiz yüzleşince, hem sıyasetin zorluğunu, hem düşmanın acımasızlığını, hem de içimizdeki geriliklerle yüzleşince, of!.. ya nekadar “değiştik” dıyoruz.
Santa cephesinde bu değişim daha bir rekli, daha bir savurgan, daha bir dağıtıcı oldu demek çok yanlış olmaz herlade, çünkü gerçekten sanatçı olma kimliğiyle kaçımız örtüşebildik... Bazı yazılarımda Zagrosların asiliğinde sonsuz huzura gitmek istediğimi dilendirecek kadar başta ben daraldım, anlamada zorlandığım nalar, olaylar, yılar oldu, oluyor. Nevarki bir acılı anneni yüreğindeki çığılığı duyacak kadar asla körleşemeyiz ve bu bizler için bir paroladır. Kürt anaları geriliklere, yokluk ve yoksuluğa rağmen ucundanda anlamış olas, bu davaya bu kadar bağlıyken, militan duruşlularımızın bu kadar cabuk of!.. demesi çok anlaşılır değil. Of diyenler demeki hesapları vardı, yada hesaplarını iyi yapamadıklarından, hesaplarını iyi yapanlara yenildiler derim ben...
Kimilerini duruşunu anlamak zor, bir köylü dahi bir yol, bir işe başlarken hesabını iyi yapar. Ne oluyor? Nedir bu telaş? Bu derinden küsmeler, ama yüzeysel gülmeler? Bu aşamadan sonra ne ben, ne sen ne olara, bu mücadelenin yolagının tıkayamaz, sadece bir çöp oluruz yolağın akışında takıntı yapacak kadar, ama halk bizi alıp kenara atar ve güneş kurutur, rüzgar toz olarak svuru sonsuz boşluğa. Yani birden kadın hakları savunucusu olmak, birden farklı tabanların sesi olma fikri bana cok inandırıcı gelmıyor. Kürtlerde dün de bugünde beş lehçe, bir çok inanç ve bölgeseler üans farklılıklrı vardı. Bunu yeniden keşfe hiç gerek yok, bu sadece düşmana yarar. Önemli olan bunun kaynaştıcı yanına katkı sunmaktır, olumlulamaktır. Benim meramım, kızgılığım, öfkem gidene değil. Giden gitmiştir zaten ve adı konulur her ne durumakoyarsa kendini. Ya kalıpda her şeyi kendinin ruhiyetine göre yeniden yorumlayanlara ne ad vereceğiz.
Sen katılırken militan olmaya, şehit olmaya, bu uğurda gerektiğinde her türlü zorluğa katlanacağını belirtip söz vermedinmi? Şimdi?
Evet doğru Güneşimzin esareti her şeyin regine biraz gıri renk getirdi, ama bu da bir zorluktur ve hepimiz bu zorlukları daha önde göğüslemek için, en azında bir birimize güç vermek için söz vermedikmi. Yorulmayı anlıyor ve bir dereceye kadar saygıda duyabilirim. Yok, sen dün üste emir verirken, bugün alternatif gibi durup, yüzlerce kişiye emir olarak verdiğin şeyin yanlış olduğunu dolaylı bir dile anlatırsan, o.....lmaz.
Sanat mı yapacaksın, daha mı özgün, tamam yap, ama kendini biraz kulvarın dışına atarak başka yerler sinyal vermenin anlamı nedir?
Ben insan, sanatçı ve Kürt olarak, Kürdistan’ın bu derinlikli tarihten süzülüp gelen mirasının aleni temsilcisi olmayacaksam, yaşamanın hiç bir anlamı yok. Buna ne ada koyarsanız koyun, dünlerde böyle düçünenler şimdi, kimi para için, kimi karyer ve mevki için, kimi de inançsızlığına kılıf bulmak için bu gerçeği değiştiremez.
Edi bese!... maskeli yüzlere, Edi bese!... derinden küs, yüzeysel gülüşlere. Edi bese!... kendini bilerek ya da bilmeyerek düşman saflarını yakın tutmalar. Edi bese!...
Güneş özgürce doğacak, belki istediğimiz gibi değil ama ona çok yakın özgür bir Kürdistan’da buluşacağız bu inancımla sanat daki kirliliğe de kocaman bir Êdî bes’e!...
|
|