Sermaye kavramı, genel kullanımı itibariyle maddi değerleri ifade eder. Ticari ilişkiler içerisinde sahip olunan, ortaya konulabilecek veya takas edilebilecek varlığın tanımıdır.
Alışverişin temel dayanağıdır da denilebilir. Alıştan sonra ki aşama olan 'veriş' kısmını uygulayabilmek için sermayeyi teslim etmek mecburiyeti belirir. Maddi sermayenin tüketilmesi veya arttırılma durumuna göre kişi, yeni arayışlar içerisine girer. Fazlasına sahip kişi bu birikintiyi bir yatırım biçimine dönüştürebilirken, tüketen kişi ise pozisyonuna müsait yaşam tarzı belirler ve kaybettiklerini tekrar kazanmak için uğraş verir. Maddesel sermaye kavramı bir simitçi için de, fabrikatör içinde aynı anlama tekabül eder.
Bir de kişisel sermaye gerçekliği vardır. Maddi, pazarlıksı ve değişken yanları içerisinde barındırmayan öz sermaye de, diğer muhasebe türü tanımlardan tamamıyla ayrıdır. Kişisel sermaye, kişinin sahip olduğu kültürel, toplumsal ve sosyolojik değerler ile, aidiyetini taşıdığı inancın tümüdür.
Kişisel sermaye de açığa çıkartılan bireyin benliği ve sadakatidir. Onun pazarlık konusu edilmesi veya tüketilmesinin ne denli ağır sonuçlara ulaşacağı açıktır. Bireylerin öz sermayelerini kaybetmeleri, sonradan yeni sermaye arayışlarına girmelerine neden olur.
Kişisel sermayenin fethi uluslararası kapitalist ve inkarcı güçlerin öncelikli hedeflerinden birisidir. Bu yol ile halkların meşru istemlerinin baskı altına alınmasından sosyal uyuşukluğun yaratılmasına kadar birçok kazanım elde etmek istemektedirler. Sistemin tüm kirliliğini bünyesinde toplayan çevrelerde masaya yatırılan pazarlama araçlarından bir tanesi de kişisel sermayedir. Kısacası kişisel sermaye, bireyin özü yani bozulmamış değerlerinin bütünüdür.
Bireyin sahip olduğu ulusal ve kültürel değerlerini istismar etmekte yoğun çaba harcayan ülkelerden birisi de Türkiye devletidir. Tüm varlığıyla karşısında duran etnik ve inanç realitesini, aynı değerleri taşıyan insanların kişisel sermayelerini bertaraf ederek çözüm gibi lanse ediyor. Etnisite bakımından, örneğin bir Kürt realitesini inkar etmek istediği zaman kişisel sermayesini pazarlık aracı yapan, sahip olduğu değerlerden yoksun, yozlaştırılmış Kürt'leri satın alarak kullanıyor. Ve bu şekilde sorunların üstünü örtmeye çalışıyor.
Diğer yandan Alevi, İslam, Hristiyanlık vs. inanç gerçeklikleri de aynı şekilde diskalifiye edilmek isteniyor. Bütün örnekler de öne sürülen kişiliklere bakıldığında toplumunun ve kültürünün sorunlarından, varlığından kopmuş, kendisine yabancı bireyler olduklarını görürüz. Türk bürokrasisinde, şu an itibariyle eskiye nazaran daha da yüksek oranda satın alınacak kişisel sermayeler aranmaktadır. Devlet sorunlarıyla yüz yüze geldikçe yeni çözümsüzlük alternatifleri arayacaktır.
Kişisel sermayenize dokunmalarına izin vermeyin...
|
|