| |
| Eklenme Tarihi: 30.07.2008 Saat: 15:50 |
|
|
Geçenlerde bazı sebeplerden dolayı Avusturya’da bulunmam gerekti. Oraya gitmişken bir insanlık ayıbı olan ve ders çıkarılması gereken nazi kampını da gezmeye gittik arkadaşlarımla. Orda yapılanlar gerçekten insanlığa sığmayan, hatta insanlık kavramından çok uzak şeylerdi. Onlara bakmak bile insanın içine bir ürperti serpmeye yeter de artıyordu. Kampı gezerken bir insan olarak, acaba bunları yapanlar nasıl insanlardı diye içimden geçirdim. Kampta garibime giden başka bir olayda orda ölenlerin anısına dikilen anıt ve anma mesajlarıydı. Avusturya yakınlarındaki kampta üç tane Türk vatandaşı da yaşamını yitirmiş. Bu da diğerleri gibi lanetlenecek bir durum ama onlar için yazılan anma yazısı bütün bunları gölgede bırakacak nitelikteydi. Anma yazısında bugün karşılaştığımız durumların bir benzeri vardı. Ne mi? Sürekli kendini ön plana çıkaran sloganlarıyla meşhur olan Türk milliyetçiliği orda da karşımıza çıktı. Bütün anıtlarda ortak olan mesaj orda yaşamını yitirenlerin ortak olarak anılmasıydı. Fakat Türkiye Başkonsolosluğunun yazmış olduğu mesajda sadece orda üç Türk vatandaşına değinilmesi kendileri dışındakilere bakış açılarını ortaya koyuyordu. Başka garibime giden bir konu ise oraya ziyarete gelen bir grup Türk’ün orada yapılanlara yönelik kendi aralarındaki konuşmalarıydı. İnsanlık gereği binlerce kez lanet okuyanlar kendi ülkeleri sınırları içinde yapılanları nasıl olurda bilmezlerdi. Gözlerini bu kadar nasıl kapalı tutabilirlerdi. Anlamak istemiyorcasına sürekli gözleri başkalarının acılarını arıyordu. Hala gündemde olan Ermeni soykırımını hala inkarcı bir dille reddeden bir zihniyet bu insanlık ayıbındaki kadledilenleri toplu anacağına yine kendi kafesinin dışına çıkmamaya özen göstermiş. O resimlere bakarken aklıma birden Amed Zindanlarında yapılanlar geldi. Belki o günleri birebir yaşamadık ama anlatılanlardan orda yapılanlarla nazi kampında yapılanlar arasındaki benzerlik kafamı kurcaladı bir süre. Öldürme tarzı dışında yapılan herşey hemen hemen aynıydı. Ama önemli olan orda insanların öldürülmesiydi. Bunları düşünürken arkadaşlarımdan Zinê heval benim düşüncelerimi okuyormuşçasına birden bire Amed Zindanlarından bahsetmeye başladı. O anda orda gezen Türklere Amed’tekilerle bunlar arasında hiç fark olmadığın haykırmak istedim. Zaman ve mekan belki uygun değildi ama birisinin onlara bunu anlatması lazım. Sürekli 3 maymunu oynayarak nereye kadar gidebilirlerki... Başkalarının yaptıklarına küfürvari bir tutum takınarak lanetleyen insanların tavırları, onları temsil eden sistemin (konsolosluk şahsında TC sisteminin) bana çok inandırıcı gelmedi. Bu sözlerimle bütün Türkleri kastetmediğimi önemli vurgulamak istiyorum. Benim lafım sanki hiçbir şey olmamış gibi yaşayanlara. Kürdistan’da insanların hergün yargısız infaz edilmelerini görmemek bence gözlerini kendi eliyle bağlamak gibidir. Görmediği halde katledilen insanları anarken, onları katledenleri kınarken sesini çıkarmadığı için hergün öldürmeye devam eden ve kendileri tarafından beslenen sisteme ne demek lazım. Herkesin gidip o yaşanan vahşetleri görmelerini ve kendi ülkelerinde yapılan katliamları insanlığa açıklamalarını tafsiye ederim.
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
| |
|