| |
| Eklenme Tarihi: 21.08.2008 Saat: 18:58 |
|
|
Grek mitolojisinde Prokrust isminde dev yapılı bir haydutdan bahsedilir. Eline geçirdiği kurbanlarını zorla bir yatağa uzandırdığı, bacağı uzun gelenlerın bacağını kestiği, kısa gelenlerin ise bacaklarını gerdirdiği anlatılır. Prokrust'un sergilediği vahşi tavır, ne yazık ki 21. yüzyılda da birçok yerde ilgi görüyor. Bunlara en açık örneklerden birisi de Kürdistan topraklarında yaşananlardır. Ülkeyi parçalayan sömürgeci devletler, kendi 'hisselerine' düşen Kürtlere aynı yöntemle yönelmişlerdir. Elbette devletlerinde Kürtleri tek tek yatağa uzatarak bacaklarını kestiğini veya gerdirdiğini söylemiyoruz. Birçok yerde bundan daha da ağır saldırıların vuku bulmasına karşılık söz konusu Prokrust örneği devletler bağlamında farklı bir nitelik ile hayat buluyor. Kuzey Kürdistan parçasını ele alırsak, Kürtlerin orada iki farklı açıdan değerlendirildiğini görürüz. Tek boyut dışında herhangi bir farklılık kabul edilmiyor. Bunlardan ilki Prokrust'un pratiğinde görüldüğü gibi 'bacağı uzun gelenler ve dolayısıyla kesilecekler' ve 'bacakları kısa gelenler ve gerdirilecek' olanlardır. Bu ikisi dışında herhangi bir üçüncü alternatif olduğunu öne sürenler sadece kendilerini kandırdıklarını zaman içerisinde anlayacaklardır. İnkarcı güçler, bilinçlenen ve olayları sorgulayabilen Kürtleri kategorize ederek diskalifiye etmeye uğraşmışlardır. Toplumuna bağlılığıyla yaşamını idame ettiren binlerce aydın ve yurtsever bu uğurda katledildi. Milyona ulaşan sayıda çocuk, yaşlı ve kadın kirli sisteme boyun eğmedikleri için 'bacakları uzun gelenler' listesine alındılar ve dehşet yaptırımlara maruz kaldılar. Bugün halen 'terörist' olarak nitelendirilen veya ailesinde Kürtlerin özgürlük taleplerine omuz veren bireyler olan kişiler, 'bacağı uzun gelenler' kategorisindedirler ve 'bacaklarını kaybetmeleri' içten bile değildir. Kürtlerin önemli bir kesimini oluşturan siyasetten uzak, 'kendi yağında kavrulanlarda' sistemce 'bacakları gerdirilecek' olanlardır. Bunun da en bariz niteliği sosyo-ekonomik baskılardır. Sık sık Türkiye'nin doğusuyla batısı arasında herhangi bir eşitsizliğin olmadığını dillendiren kesimler, Kürt illerinde ki negatif fazlalıkları görmezden geliyorlar. Güncelliği bakımından tüm çıplaklığıyla karşımızda duran 'köle işçiler' nam-ı diğer 'mevsimlik işçiler', bacak gerdirmenin somut bir sonucudur. Bunun adı açlıkla işlevsizleştirip, iradesiz toplum yaratmaktır. Asya ile Avrupa arasındaki ittifakı sağladığını iddia eden Türkiye'de, halen bir bölgeden diğer bölgeye kitleler halinde çalışmaya gidiliyor. Yalnız bu tüm bölgeler için geçerli değil. Parlamento yetkilileri neden Ege ve Akdeniz bölgesinde yaşayan insanların Karadeniz bölgesine çalışmaya gitme ihtiyacı duymadıklarını açığa çıkartmak zorundadır. Okul çağında olan binlerce çocuk sadece ailesine katkıda bulunabilmek adına çamurlu yollarda yitiriliyor. Bir de tüm bunlara artı olarak, bu işçiler Kürt olmalarından dolayı potansiyel suçlu ilan ediliyor ve 'terörist' oldukları gerekçesiyle ilçelere sokulmuyor. Kürt bölgelerinden çıkışın zorlaştırılması Kürdistan sınırlarının Türk egemenleri tarafından da farkında olunmadan kabul edildiğinin kanıtıdır. Ortadoğu genelinde barışı sağlayacağını öne süren Türk devletinin, burnunun dibindeki rezilliğe karşı sağır, dilsizi oynaması ahlahi bir durum değildir. İnkarcı ve sömürgeci kesimler Prokrust olmakta ne kadar ısrarlılarsa, Kürtler de onların yatağına uzanmayacak kadar şerefle mücadele edeceklerdir. Ne kesilecek, ne de gerdirilecek bacağımız vardır...
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
| |
|