Çok şidetli ve soldan yeni bir arabesk ve lümpen dalga geliyor. Bu rüzgarın özelikleri, humanist görünümlü, devrimci maskeli, iki tarafada şirin görünen bir havada. Sanattaki yasıması, halkın geri ve ileri özlemlerine dem vuruyor, en temel sorunlarda basit sloganlarla olayı sanatsal bir görünüme büründürüyor. Kendi yaşamı ile sanat dalarında yorumladığı kişilik, iki ayrı olgu gibi ve bunu da sanatçını yaşamı diye lase ediyor. Kadırmak, yalan, para, şöhret, kof böbürlenme bu rüzgarın temel özelikleri. Toplumun içinde bulunduğu bunalımlı süreç bu akımın ömrünü uzatacağı gibi, ona bol bol serbestçe esme özgürlüğüde veriyor. Bu rüzgarın aslında nereden ve nasıl geldiği belli değil, daha doğrusu köksüz bir rüzgar. Kimi özelikleri kapitalis, kimi özeliği devrimci, bazı yanı asi ve keskin, kimi yanı tam teslimiyetçi ve kaderci.
Ne var ki rüzgarın şidettine hakim olan özellik, “kavgayı bırak, keyfine bak” misali hafif sarhoş, yılgın, yorgun, inacı kırılmış, boşlukda salanan bir haldedir. Bu rüzgar daha çok eski yaşamında es kazara devrimcilerle tanışmış, onların içinde uzun zaman saklanmasını bilmiş kaynaklardan türemektedir. Rüzgara, iktidar olanlar tam destek vermekte ve iktidar olmak isteyenlere de bu desteği daha bir katkılılı sunmaktadırlar. Rüzgarın şideti, zaman zaman dipten gelen onurlu ve gerçek anlamda halkçı karekterli güçlerce kırılmak, bertaraf edilmek istense de, iktidar ve ona yakın güçler bunu boşa çıkarmayı başarmaktalar. Anlaşılan o ki bu rüzgar Kürdistan coğrafyasında da bir zaman daha esemeye devam edecek... Bu rüzgarın çıkış haberini veren çok saygın ve onurlu kaynaklar dahi, sebebi henüz anlaşılmayan nedenlerden dolayı, rüzgarın zaman, zaman her bir alanda esmesini izin vermekteler. Halk merak etmektedir, acaba bu rüzgarın lümpen ve arabesk karekterli olduğunu beyan eden onurlu ve de realist güçler, ne zaman bu rüzgara aleni bir şekilde dur diyecekler. Yine halkımız merak ediyor, bu ucube kişilikli rüzgarın, insanlığa, özgürlük savaşına, mücadeleye, geçliğe kazandırdığı en ufak bir katkı olabilirmi? Böyle bir katkı varda o yüzden mi acaba bazen sesizlik tercih ediliyor. Kitaplar yazıp, bu rüzgarın nekadar sinsi bir kültür katliamcısı olduğunu belirtenler, bu rüzgarın aleni bir şekilde en büyük festivalerde estirenlerden haberi mi yok acaba? İnacını her gün yaşam gıdası gibi kendine yeniden, yeniden yediren sesi ve soluğu kesilmiş küçük çaplı rüzgarlar ise tükenmek üzere, ya da tüketilmekte, haberiniz ola!... Koylar vardır her zaman meltem rüzgarı eser, varıp öyle bir koya demir atmak gerekir sanırım... “Gün ola devran döne, hele bir bakalım rüzgarın yönü, şideti, süresi ne ola” diye beklemek mi gerek, bilemiyorum!... Bildiğim, gördüğüm ve asla bir parçası, yandaşı, yakını olmayacağım bu kişiliksiz rüzgarın, şiddeti, bir gün esitiyi yaratan kaynakları yerle bir edecek hale geleceğidir. Ey asi, onurlu, sevda dolu Zagroslardan esen rüzgar ne zaman eseceksin?
|
|