|
Hurafe T.C ve hurafe Türk ırkçılığı.
Dili hurafe.
Kardeşliği hurafe.
Duygusu hurafe.
Sevgisi hurafe.
Hoşgörüsü hurafe.
Bu devletin mayası, kök hücresi hurafe.
Bu Devleti-Ali ne Kürtlerin, ne Türklerin, ne de başka halklarındır.
Bu Devleti-Ali, düpedüz kapitalist modernite gibi, insanlığın düşmanı bir yaşam tarzını icad eden, Batı kökenli gizli Yahudilerin -Sebatayist- kurduğu bir devlettir.
Neyi var, neyi yok hurafeler üzerine kurulmuştur.
Tek bir yöneticisi de, Türk orijinli değildir.
Hepsi de devşirmedir.
Bunun içindir ki, resmi dil olarak kullanılan Türkçenin de Türklerle alakası yoktur.
İstanbul’da üretilen bu Türkçenin, Anadolu’da yaşayan Türk halkının konuştuğu Türkçe ile hiçbir ilişkisi yoktur.
Tamamen yapay bir Türkçedir.
İstanbul’da üretilen bu yapay Türkçeden, türetilen her kavramın kökeninde de ırkçılık vardır.
Bunlardan en önemlisi de “kardeşlik” kavramıdır.
“Kardeşlik” kavramı, karın-daş kavramının kısaltılmış şeklidir. Yani aynı annenin karnından doğan kardeşleri ifade eder.
Hem biyolojik kardeşliği içermekte, hem de en kara ve en kötü ırkçılığı içermektedir.
Kökü itibarıyla, böyle bir anlama sahip olan karındaş kavramından türetilen kardeşlik kavramı, halkların eşitliğine düşman olan bir kavramdır. Siyasal anlamı olan bir kavramda değildir.
Ama Kürtçe dilinde kullanılan “Bıra” kavramının anlamı daha farklıdır.
“Bıra” kavramı bı-vi-ra kavramının kısaltılmış şeklidir. Onun birlikte olmayı, başkasıyla birlikte hareket etmeyi, ideolojik ve düşünsel birlikteliği içerir.
Özü itibarıyla ideolojik ve düşünsel kardeşliği, birlikteliği ifade eder. Halkların gerçek özgürlüğünü, eşitliğini ifade eder. Halkların demokratik birlikteliğini ifade eder.
Her türlü soykırımı, ırkçılığı ve hiyerarşik devletçi sistemlerinin reddini ifade eder.
İşte Kürtçe böyle temiz bir dildir. İnsanlık tarihinde ilk defa Kürtlerin ataları Aryenler, bu dille eşitlikçi ve özgürlükçü bir toplum kurmuşlar.
Daha sonra ne bir halka, ne de bir halkın toprağına saldırmışlar. Böyle yapmadıkları için Kürt dili de, insanlığın ilk ana-tanrıçaları alan annelerimizin sütleri gibi pir u pak kalmıştır.
Tüm bunlar için diyorum ki, “Kahrolsun Kardeşlik, Bıji Bırati”! Konunun esas kimyasını böyle irdelediğimizde görüyoruz ki, Türk demokratları, solcuları, devrimcileri ile sosyalistlerinin sürekli attıkları bir slogan olan “Yaşasın Halkların Kardeşliği” sloganı kökten yanlış bir slogandır. Burada slogan atanların niyetini sorgulamıyorum. Niyetleri dürüstçedir ama attıkları sloganın ırkçılığa hizmet ettiğini bilmiyorlar. Çünkü sloganın özü ile anlamı tümden faşist ve ırkçı bir slogandır. Bu sloganı atan, her kim olursa olsun ister bilerek, ister bilmeden atsın ırkçılığa hizmet etmektedir ama hiç biri de ırkçılığa hizmet ettiğinin farkında değildir.
Çünkü bu sloganı atmakla biyolojik kardeşlik öne çıkarılmakta ve diğer halkların kimlik, kültürel değerleri, tarihleri ile milyonlarca yıl nakış nakış işledikleri toprakları inkar edilmektedir.
Doğalında bu değerlendirmeyi okuyup da, anlam veremeyen bazıları, kan kusabilirler.
Şimdiden bazı tepkilerin geleceğini tahmin edebiliyorum. Yine de zamanla yazdıklarımın bir hakikat olduğu anlaşılacaktır.
Ve bu düşüncemin daha iyi anlaşılması için Amed’de sürekli revaçta olan bir fıkrayla örnek vermek istiyorum. Fıkra şöyledir:
Ekmek kuyruklarının olduğu 12 Eylül darbesinin dönemidir. Yer ise Amed’dir. Bir fırının önünde kuyruk uzadıkça uzar. Bizim Amedli fırıncı, ekmek kuyruğuna giren Amedlilerle baş edemeyeceğini düşünür. Ve bir kurnazlık yapar derki: “Diğer sokakta bir fırın var. Bedava ekmek dağıtmakta.” Bunu duyan herkes, söylenen sokağa yönelir. Fırıncı da tek başına kalır. Kendisiyle şüpheye düşer. Kendi kendisine “Ya attığım bu yalan doğrusuysa” der ve O’da tarif ettiği fırına doğru bedava ekmeği kapmaya koşar.
Kısacası attığı yalana kendisi de inanmış olur.
İşte, T.C.’nin rejimi ve bu rejimin mezar bekçileri de, 85 yıldır aynen bu fıkraya benzer bir şekilde yalan, dolan ve hurafelerle Trakya, Anadolu ve Kürdistan insanın üzerine musallat olmuşturlar.
Şimdi de, Quçik Başbuğ Kürdistan’ı geziyor, ardından T.C gibi bir terör devletinin, terör kurulunu topluyor. Katil-Qerdoğan ile Fetul-Münafık’ı kendisinin birer vakkanüvusçusu-yazıcı- olarak tayin ediyor. Onlar da, birer uzman çavuş yazıcılar olarak, Quçik Başbuğ’un taaaaklarına şaaaak diyorlar. Bununla “Irkçı Hurafeler Cumhuriyeti’ni” kurtaracaklarını zannediyorlar. Tezkere, mezkereyi de meclisten geçirseler, yine vaziyeti kurtaramazlar.
Kürt gençleri de bu halklar düşmanı “Irkçı Hurafeler Cumhuriyeti’ne” karşı inadına inat, HPG saflarına katılmayı sürdüreceklerdir.
Kürtler de diyecekler ki “BİMRE KARDEŞLİK, BİJÎ BİRATΔ!...
Bu hakikati anlayan Türkler de, “Yaşasın Hakların Kardeşliği” gibi ırkçı bir kardeşliği ifade eden sloganı bırakacak, Kürtçeyi öğrenerek “Bijî Biratîya Gelan” diyeceklerdir.
Buna güneşin varlığı gibi inanıyorum.
Ve en sonunda yine de diyorum ki, BİMRE KARDEŞLİK, BİJÎ BIRATÎ!..
İşte halkların özgürlüğünün de, eşitliğinin de sırrı bu slogandadır.
Ve tekrardan tekrardan diyorum ki, BİMRE KARDEŞLİK, BİJÎ BİRATÎ!.. |