|
Dindar kesim nasıl Tanrı'ya taparsa, bazılarımiz da Sovyetler'e öyle taparlardı o zamanlar.
Vatikan hristiyanların temizlenme(günahlarından arınma) ve tanrıya yakınlaşma yeri...
Kabe müslümanların temizlenme(günahlarından arınma) ve tanrıya yakınlaşma yeri...
Moskova da o günlerde bazı solcuların doğru yolu bulma merkeziydi! ...
Kilise afaroz eder...
Cami kafir sayar...
Moskova`da oportünist sayardı yoldan çıkanları...
Bir mümin nasıl ayet okur,ilahi okur ve ezberlerse,bazı solcular da öyle Stalin,Lenin, ve Marx okurlardı.SSCB ile ilgili kitapların hepsi ama özellikle SBKP Tarihi hafızlık seviyesinde okunurdu...
O günün siyasi Abileri okuduklari ve önemli buldukları paragrafların altını çizer ve yazılarına dipnot düşerlerdi. Hatta bazen dipnotunun notunu bile koyarlardı..
Tartışmalarda,seminerlerde ve konferanslarda şu kitabın şu sayfasında veya şu Ciltin şu peragrafında şöyle der diye konuşmaya başlar ve karşıdakini mat etmek için çabalaniyordu...
Bu tartışmaların birini 1978 Eskişehir ögrenci derneğinde benimde başımdan geçti. Sol bir fraksiyondan biri ile aramızda bir tartışma geçti.
O arkadaş bir hafız gibi tüm klasikleri ezbere okuyordu ben onu dinlerken Ezber yeteneğine o kadar şaşırmıştımki bir hinlik düşünmek zorunda kaldım ve bir paragraflık sözler ağzımdan döküldü.
Hemen karşımdaki muhatabım bunlar hangi kitapta yazıyor diye sorunca, Bende bir kitap ismini uydurdum.
Muhatabım,ben bu kitabı duymadım,hangi yayinevinden cikti? sorusuna mat olmamak icin biz kitabı orjinalinden okuyoruz çevirisi yapılıpta revize edilen kitaplara itibar etmeyiz diye hava atınca karşımdaki pes etmek zorunda kalmisti.
Sovyetler Tüm dünyanın refahı için çalışan mazlumların koruyucusu zalimlerin korkulu rüyasıydı o günlerde birçok solcunun gözünde...
O günlerde bazı solcuların yanında kimse Sovyetler'e laf dokunduramazdı...
SSCB bilimler akademisi onaylı yayınlanan her kitap tartışmasız doğrudur mantığı hakimdi...
SSCB nin tankları doğu bloku ülkelerinemi girdi mutlaka haklı bir sebebi vardır. Enternasyonalizim için gereklidir ve sövyetik anavatanı korumaya yöneliktir yorumları tavizsiz yapılırdı…
SSCB nin tankları 1980'de Afganistan'a girdiklerinde ben Diyarbakır(AMED) Cezaevindeydim çok yoğun bir tartışma konusuydu ve bazı solcular bu tanklar feodalizmi yıkmaya gittiler fenamı oldu diye yorumluyorlardı.
Bu tartışmasız SSCB doğruluğunun yarattığı mantık Sovyet tankları tank değil, cankurtaran kulandıkları fuzeler ölüm degil yaşam sunuyordu onların gözünde...
SSCB de ne kadar afaroz edilmiş ve yasaklanmış yazar varsa, okunmaması gereken hayınlardı ve okumazlardı okuyanları da şiddetle eleştirirlerdi...
Dr. Jivago bir devrim düşmanıydı...
Boris Pasternak devrimi anlamamıştı...
Albert Camus insanlığa teslimiyetçilik öneriyordu...
Soljenitsin ajandı...
Dostoyevski ve Tolstoy işçi sınıfının rolünü ve devrim gücünü kavrayamamıştı.
Che Guevara'ya da SSCB gözlükleri ile bakanlar yanlış bulurlardı...
Kürdistan devrim Mücadelesi TKP önderliğinde bir seksiyon örgütlenmesi olarak örgütlenmediği için Kürdistan devrim Mücadelesi miadını doldurmuş milliyetçilik olarak kabul edilirdi
Bu solculara göre Kürdistan diye bir ülke yoktu ve Türkiyenin bir parçası olarak değerlendirildiği için Türkiyede bir komünist partisi var, ikinci bir parti kurulamazdi.bir ülkede iki komünist partisi olamayacağı için başka bir komunist parti kurulamazdı...
Komünist Partisi, İşçi Partisi isimleri adeta onların tescilli markalariydi başkaları kullanamzdı…
Kürtler, Türkler TKP'nin peşinden gitmek mecburiyetinde bırakıliyordu.
TKP emekçilerinin çıkarlarını ve haklarını savunuyordu başka bir partiye ihtiyaç yok denilirdi...
SSCB'yi eleştirmek gibiydi TKP'i eleştirmek ...
SSCB ve TKP ye eleştiri yönetenler bozguncu milliyetçi veya oportünisttiler onların gözünde.
Sovyetler dağılana dek çok gidip geldiler solcularımız hep icazet almak için yalvardılar....
SSCB Komünist partisi dinlenme tesislerinde tatlı tatil günlerini geçirdiler...
Poroleterya nın parasıyla Cömertçe ağırlandılar...
Dönüşlerinde SSCB de yaşıyan Halkın Çoğunluğunun memnun olduğu o düzene bol bol methiyeler düzerlerdi...
SSCB kendilerine adeta gönüllü “ajanlık”yapan örgüt liderlerinin çocuklarına kontenjan açıp okullarda yüksek meblağlarda burslar vererek Poroleteryanın parasını onlara harcadılar.
SSCB nin gönüllü savunucuları kendi ülkelerindeki devrim mücadelesini tali planda görüp Sosyalizmin anavatanı koruma teorisiyle devrimci mücadeleyi tasfiyeye çalıştılar.
Düzenle hep içiçe oldular ama Hep devrimci kılığında gezdiler...
“Yoldaş” dediler hep birbirlerine...
Eşlerini bile örgüt ve parti kararlarıyla seçtiler ve bu evlilikleri Devrim nikahı adını taktılar...
İnsanlık için ölmeye hazır gözüpek Devrimcilere maceracı revizyonist ve oportonist deyip afaroz etmeye çalıştılar...
Sovyetler dağılır dağılmaz kapitalist dedikleri insanlardan ülkelerden medet umdular ve soluğu onların yanında,himayesinde yer aldılar...
Daha önce “burjuva” ve “emperyalist” alışkanlıkları dedikleri bar ve pavyon yerlerinde buluştular.
Dünyanın değiştiğini kanıtlamak için Che Guevara' dönemi kapanmıştır devrim uzlaşıyla olur demeye başladılar...
Bir zamanlar Sovyetler'de ağırlanırken,Kuzu`yu Kurda yedirmemek için mücadele ettiklerini söylerlerdi.Şimdi Kurdun “asaletini” kabullendikleri gibi Kuzu`yu Kurdun tarihi dostu olduğunu savunmaktadırlar ...
Vaktiyle kendileri gibi Düşünmediğimiz için bizi”sosyal Faşistlik”le itham ettiler devletlerine bizi ihbar ettiler...
SSCB'yı Revizyonistlikle,TKP ve yandaslarini' eleştirdiğimiz için bizi afaroz etmeye çalışırlardı...
Şimdi ise özgürlük mücadelesini her alanda yükselttiğimiz için “çağı yakalayamayıp” eski zamanlarda kaldığımızı söylüyorlar...
O zamanın SSCB nin gönüllü fedailerinin çoğu dünyadaki para düzenin en sadık savunucusu oldular....
O zamanlar “Kabeleri”SSCB idi...
Şimdi Dolar-Evro'ya tapıyorlar... O zamanlar bize”oportonist”diyorlardI Şimdi”terorist”diyorlar...
O zamanlar yollarımız kesişmedi.
Bu günde öyle... |