| |
| Eklenme Tarihi: 5.10.2008 Saat: 03:04 |
|
|
9 Ekim uluslararası komplosunun 10. yılı tamamlanıyor. Kürtler uluslararası komployu öfkeyle lanetliyor. Her yerde kadınlar ve gençler ayakta, komploya lanet yağdırıyor. Bütün bu olup bitenler, 11. yılda nelerin yaşanacağını az çok herkese gösteriyor.
Uluslararası komplonun 10. yıl gerçeğinin yeterince bilince çıkarılması büyük önem taşıyor. 11. yılda komploya karşı mücadelede başarının buna bağlı olduğu açıkça görülüyor.
Her şeyden önce 10. komplo yılı gösterdi ki, her şeyi planlayan ve yürüten ABD’dir. Bu husus günümüz açısından da geçerliliğini koruyor. Dikkat edilirse, Türkiye’nin bütün politikalarının ABD tarafından yönlendirildiği çok açık olarak görülür. En son ABD’nin Genelkurmay Başkanı Ankara’ya geldi ve devletin belli başlı tüm yetkilileriyle görüştü. Sanki Başkan Bush Ankara’ya gelmişti! Görüşmeler ardından yaptığı açıklamada Türkiye’nin ne yapacağını adeta tek tek sayar gibiydi.
10. komplo yılı, uluslararası komploya dünyanın tüm devletlerinin şu veya bu ölçüde katılmış olduğunu bir kez daha gösterdi. 17 Ekim 207 tarihli “sınırötesi operasyon tezkeresi” temelinde Türkiye yönetiminin Kürtlere yönelik geliştirdiği saldırının kapsamına bir bakalım. Kim yok ki içinde? Adeta aşure çorbası gibi, herkes bir biçimde yer alıyor. ABD yine İngiltere ve İsrail ile işin planlayıcısı ve yürütüsü konumunda. Başta Almanya ve Fransa olmak üzere bütün AB devletleri Kürtlere baskıda yarışıyor. İran ve Suriye gibi bölge devletleri Türkiye’nin en yakın destekleyicileri durumunda. On yıl öncesi ile sonrası arasındaki tek fark şu; on yıl önce KDP ve YNK komplonun en aktif unsurları iken on yıl sonra saldırı içinde pasif yer alan konumundalar. Demek ki ABD-İngiltere-İsrail öncülüğünde gerçekleştirilen komplo, kapitalist devletçi sistemin bir ürünüdür ve tüm sistem içinde yer almaktadır.
Uluslararası komplonun 10. yıl gerçeği Türkiye’deki devlet yapısını da biraz daha fazla anlaşılır kılmıştır. Bir yanı hükümetin memurluğu yanında genel kurmayın baskıcı bir başkanlık konumunda olduğunu ifade ederken, diğer yanı ise “Ergenekon soruşturması” kapsamında açığa çıkan çetecilikten oluştuğunu göstermektedir. Meğer ortada ciddi bir çeteleşme ve soygun düzeni varmış. Açığa çıkanın buzdağının görünen ucu olduğunu elbette herkes biliyor. Türkiye’de mevcut devlet yapılanmasının ‘Ergenekon’dan oluştuğu artık iyice açığa çıkmış bulunuyor. Tutuklanan sağdan, soldan, “müslümandan”, ülkücüden, askerden, gazeteciden, vs oluşması bu gerçeği herkese gösteriyor. Belli ki Türkiye’de herkes ‘Ergenekon’un içinde aşık atıyormuş!
Biraz da Kürtler açısından 10. yıl derslerine bakalım. Kürtler, Gabar ve Oramar ile uluslararası komplonun 10. yıl planını daha baştan sarstılar. Değim yerindeyse “sınırötesi operasyon tezkeresi” adeta ölü doğan bir girişim oldu. Uluslararası komploya karşı mücadelenin 10. yıl planı olarak ‘ÊDÎ BES E hamlesi’ni gündeme getirdiler ve doğrusunu söylemek gerekirse belli bir etkinlikle de yürüttüler.
Kürtler, Tayyip Erdoğan’ın 1 aralık 2007 tarihli emriyle başlatılan hava operasyonlarını çok büyük oranda boşa çıkartarak inisiyatifi elde tutmayı başardılar. Nitekim tüm planlı ve gözü kara saldırılarına rağmen Yaşar Büyükanıt inisiyatifi ele geçiremedi. Bu süreç Şubat 2008 sonundaki Zap muharebesiyle sonuçlandı. Yaşar Büyükanıt’ın aylarca yaptığı hazırlığa dayalı olarak yürüttüğü “Zap Operasyonu” yenilgiye uğramıştı.
Askeri alanda yaşanan bu olayların halk hareketi üzerindeki etkisi büyük oldu. 1 Mart’tan 4 Nisan’a kadar Kürt toplumu, genci ve kadınıyla gece gündüz adeta hiç durmadı. Hep yürüdü, mitingi yaptı, komployu protesto etti, Kürt tarihinin en büyük demokratik halk serhildanını ortaya çıkardı. Bu durum Kürtler açısından komplo karşısında hem birlik olabilecekleri ve hem de sonuç alabilecekleri gerçeğini gösterdi.
Kürtler, 10. yılda komploya karşı sadece siyasi ve askeri mücadeleyle de yetinmediler. Onlarla birlikte, komplonun Özgürlük Hareketi içindeki uzantısı olan tasfiyeciliğe karşı ideolojik-örgütsel mücadeleyi de başarıyla geliştirdiler. Türkiye’nin sivil-asker yöneticileri “bittiler, dağıldılar, parçalandılar” diye söylenip dururken Ağustos sonunda PKK 10. Kongresi’ni de başarıyla gerçekleştirdiler. Daha da önemlisi PKK 10. Kongresi’ni “Önder Abdullah Öcalan’a özgürlük kongresi” olarak tanımladıklarını ilan ettiler.
şimdi 11. komplo yılına bu temelde giriliyor. Kürt halkı, Önder Abdullah Öcalan’a özgürlük istiyor. Bunun Kürt sorunun demokratik çözümü olacağını söylüyor. Koşulların bu hedefi başarmak için uygun olduğunu ifade ediyor. Kendisini bu amacı başaracak güçte görüyor ve bu düzeyde kendisine güveniyor.
İnşallah bu güveni ve inancı boşa gitmez ve 11. yıl büyük özgürlük yılı haline gelir. İnsanım diyen herkes bu amaç doğrultusunda mücadele etmeli insanlığın kara lekesi olan uluslararası komployu lanetlemelidir.
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
Yazan: rojhat79 Tarih : 2008-10-05 19:54:32 Puan :      |
|
fa$ist devlet ABD ve mosad''in büyük gayreti ile yapilan komployu büttün yürekliligimle kiniyorum..
ve bu arada HiTLER''ide lanetliyorum ki yahudilerin kökünü kaziyamadigi icin saygilar serfirazi ji gerilayê serê cîyara |
|
Yazan: rejber_hebun_amed Tarih : 2008-10-06 21:14:15 Puan :      |
|
Bütün dünyanın görmesi gereken artık Kürt özgülük mücadelesin kolay kolay tasfiye edilmeyeceği gün geçtikçe daha da güçlendiği daha da önemlisi PKK 10. Kongresi’ni Önderliğe ne denli bağı olduğunu ve bu kongrenin öderliğin özgürlük kongresi olarak ilan etmesidir.
saygılarımla. |
|
|
|
 |
| |
|