|
Düşünün ki her zamanki gibi adımlarınızı atarken, attığınız adimin son adim olduğunu bilmeden, kulaklarınızı sağır edercesine bir patlamayla yere yığıldınız… Sonra parçalanan bedeninizden parçaları, hiç size ait değilmişçesine yani başınızda gördünüz. Neler hissedersiniz?
Düşünün ki, karin soğuğunda, karin soğuğunu hissedemeyecek düzeye geldiniz… Ayaklarınız donduğu için, kangrenin yayılmasını engellemek için kesilmesi gerekir. Ama ne uyuşturucu iğne var ne de narkoz.
Hissetmediğiniz ayağınız, hissettiğiniz bölümünden kesilmek durumunda. Canlı canlı ayağınız kesilirse neler hissedersiniz?
Anlattıklarım çok mu acı?
Bir de tüm bunları yasayanları düşünün. Kendinizi onların yerine koyun, koyabilecekseniz eğer. İki kişi ayaklarınızdan tutuyor, iki kişi göğsünüze basmış, kımıldamamanız için ve biri de kangrenin tüm vücudunuza bulaşmaması için, yoldaşının ölümüne izin vermemek için jiletle bedeninizden bir parça kesiyor.
Avazınızın çıktığı kadar çığlık atarsınız ama o ses atmak istediğiniz çığlığın yanında sönük kalır.
Dünyadaki tüm sesleri birleştirerek çektiğiniz acının sese dönüşmesini istersiniz.
Evet yoldaşlar…
Gazilerimizi anlıyor muyuz?
Bir Gazi ile karsılaştığınızda, ilkin bedeninden eksilen parçayı mi fark edersiniz yoksa çektiği acıyı anlamaya mi çalışırsınız?
Acının verdiği gerçeklikle yüzleşemiyorsanız gözlerinizi bedeninde gezdirirsiniz?
Eğer o acıyı iliklerinizde hissediyorsanız, bedenine bakmaya cesaret edemezsiniz.
Kurdistan şehitlerini en iyi anlayan gazilerdir. Şehidin çektiği acıyı da en iyi bilenler, şehitlik mertebesine en yakin olanlar onlardır. Bu yüzden şehitlerin gerçek yoldaşıdır onlar. Bedeninden bir parça vermek… Bedeninizin tamamını vermek. Halka ve ülkeye feda edilen en yüce bedeldir bunlar.
Bir gazinin, gazi olduğu anda gözlerinin ilkin göğü aradığını biliyor muydunuz? Ve sonra bedeninden ayrılan parçasına. Evet, gözleri ilkin bu ikisini arar. Çünkü gökyüzü özgürlüğü simgeler, bedenden kopan parça da onun kazanılması için verilen bedeldir. Elleriyle de bir dost elini tutmak ister. Bu da ortakça verilen mücadelenin, taşınan bayrağın bir diğerine devredildiğinin simgesidir. Bunlar doğalında gelişen şeylerdir. İnsan doğasının bu anlamlı şeyleri bütünleştirdiği andır o an.
Kurdistan’da gazi olmak, acının ifadelendirilmeyecek boyutuna katlanmaktır. Kurdistan’da gazi olmak, çekilen acıyı bu haklin özgür günündeki gülümsemesine armağan etmektir. Kurdistan’da gazi olmak, Önder APO’nun özgür yasam idealleriyle bütünleşmektir. Kurdistan’da gazi olmak, mütevazıca mücadele etmeyi göze almaktır.
Peki bizim bu kahramanlara karşı hiç mi sorumluluğumuz yoktur? Bir gaziyi en son ne zaman dinledik, acılarına ortak olduk? Bir gaziye ne kadar manevi destek sunduk? Ellerinden tutmak, gözlerinin içine bakmak ve "Emeğinize layık olmaya çalışıyorum" demek çok mu zor?
Ne mutlu o insanlara ki, çektikleri tüm acılara rağmen, onca ilgisizliğe rağmen hala en mütevazı halleriyle ama en kararlı mücadeleci duruşlarıyla emek verenlere.
"Üst insan" budur.
Remzi ZILAN |