Başlıktaki sorunun sahibi, meraklısı, sorgulayıcısı, sayın basın duayeni, ordunaryüs gazeteci ve de devletin”gayri meşru”çocuğu muamelesi gören ama her seferinde, “devlet babasına” sadakatini daha fazla ispatlama uğraşında olan M. Ali Birand’a ait.
Hani şu yeri geldi mi Bekaa’ya giden “Kürtçülük” yaptığı gerekçisiyle kara listeye alınan, andıçlanan; kara kara düşündükten sonra kovulduğu bir medya patronunun kucağından diğerinin kucağına atlama kararı veren Birand…
Bu sefer suratına kapatılan kapıların sesini duymamak için, gözlerine dikilen gözlerde “hain” ifadesine rastlamamak için ve ağız dolusu küfürleri işitmemek için elinden geleni yapıyor.
Devlete akıl hocalığı yapıyor. Kürt siyasetçilerini, belediye başkanlarını yargılıyor. PKK’den korkuyorlarmış, PKK’ ye ters düşünce unutulmuş gidiyorlarmış. Bunların PKK’ yi nasıl dışlaması gerektiğini öğütlüyor. Yetti mi? Yetmez tabii…
İpin ucunu biraz kaçırıyor. Aslında belki de biz ordunaryüs gazeteciliği bilmediğimiz için bize öyle geliyor. Yani bu duayen sınıfına göre “akıl” bir tarafa verilmez; diğer tarafa da “verilen akla uyma aklı” verilir. Olsun bu da akıldır ya. Ya akılsız kalsaydık?
Sağ ve de var olsun! PKK’nin kesinlikle onun yarım asrı aşan gazetecilik, yorumculuk, bilgelik tecrübelerinden faydalanması gerekir.
Sayın pek muhterem, 18.07.2006 tarihli mevzisinde, pardon, köşesinde şu mermileri kaleme sürmüş, ah çok pardon, şu sözleri mermi yapmış. Yine olmadı. En iyisi, dediklerine siz tanım bulun. Bir kaçını burada yorumlayalım.
Efendim, belki devlet “gizli, saklı” PKK’ ye af düşünüyordu. Var mı aksini ispatlayacak ermiş? Devletin olasılık dâhilindeki bu içten, gizli, derin ve platonik sevgisine bakın PKK nasıl cevap veriyor?
PKK ne yapmak istiyor?
Böyle yapmakla, PKK Türk Halkı’nın nefretini kazanıyor. Bu halk ki, PKK aşkından duyguların med-cezirlerini yüreğinin her hücresine nakşetmiş. Ülkenin dört bir yanında “PKK’yi Sevme ve Yüreğine Basma” mitinglerinden dolayı evine uğrayamaz olan bu halkın nefretini kazanıyor. Kutsal mabedlerinde PKK adıyla kutsanan Aziz Türk Milleti PKK’nin bu son yaptıklarından sonra ondan nefret ederse bunun sorumlusu PKK’dir.
Hem bakın, bu halde PKK’yi herkes kullanıyor.
Berzani onun sırtından güç oldu. ABD, TC ile pazarlıklarda “PKK kartını” kullanıyor. AB, PKK ile savaş bahanesiyle bizi birliğe almıyor. Oysa PKK olmasa bunlar ne yapabilir? Berzani’yi biz “PKK’ye saldırsın” diye destekledik, o bu desteğimizle güçlenerek federasyonlaştı. Federasyonu yaratan, AB ve ABD politik çıkarlarına gebe olmamızın sebebi devletimizin geleneksel tutumundan değil; PKK’nin şiddette ısrarındandır.
Bakın son olarak da 15 masum, körpecik, sivrisineği bile incitmeyen; kimisinin teskere günü olan kimisinin evlilik yıl dönümü olan, kiminin de yaş günü olan fidanlarımıza kıydılar. Hepsi kendileri için “özel” olan günlerde öldürüldüler, zaten hep teskere alan veya doğum günü olanları vuruyorlar.
O komandolar ki, ülkenin dört bir yanından, sırf doğunun güzel dağlarını gezmek, ülkenin her karış toprağına basmak ve serseri piknikçilerin çıkaracağı orman yangınlarını söndürmek için oradaydılar ama bakın PKK bu masum, anakusuzu komandocuklara, “doğa gezgincilerine” ne yaptı?
O, “Özel Harekât Timleri”! Ülkenin en özel, en hareketli ve takım ruhunu en iyi oturtan o güzelim “insanseverlere”, bıyıkları yer çekimini Newton’dan daha önce keşfeden tosuncuklarrımıza kıydılar.
Ya o, kendisini köyüne adamış, köyünü kurtlardan, hutlardan, gorillerden, perilerden, cinlerden, yarasalardan, ufolardan, tufanlardan, tsunamilerden… Yekpare doğa olaylarından ve yaban canlılardan koruyan o kahraman “gönüllü köy korucusundan” ne istiyordular?
PKK ne yapmak istiyor?
Sorulan soru, soranın niyetini içinde barındırır. Peki, biz de cevap verelim.
Sayın Birand, PKK çok şey yapmak istiyor. Sizin yapmak istediklerinizi yapmamanız için çok şey yapıyor, yapmaya aday. Yoksa İNSANLIK kaybedecek…
Remzi ZILAN |
|