Tarih gömülü gözlerinde bakıyorum kendime.
Susuyorum.
Konuşmam mı gerek acaba?
Hiç sesini duymadım senin.
Resmini de görmedim.
Hatta adına bile rastlamadım bugüne kadar.
Sen hiç konuşmadıysan, o nasıl susmaktır ki, önümüzde duran bu aşk hikayesini üzerinde ömürlerce konuşulacak bir güzellikte bırakıp da gittin...
Kemal Pir aşkına kalk da söyle:
O nasıl bir dil, nasıl bir kalemdir Sarı İbrahim...
Tarihim...
Alın terini mürekkep yapıp halkınla, halkının en güzel çocuklarıyla yazdığın bu koca destanı senin kadar en güzel kim söyleyebilir acaba bundan sonra?
1978 PKK...
1978 Sarı İbrahim...
Yüreğinle, vefanla, sabrınla, hayallerinle ve aşkınla koca 28 yıl...
Şu satırları okuyan kaç kişinin ömrü 28 yıl görmüştür acaba?
Sarı İbrahim, ömrümüze ömür katan bir aşkın sadakatiyle tam 28 yıllık özgürlük savaşımıyla bugüne geldi ve geçtiğimiz günlerde kontra bir saldırıyla haince katledildi.
Duyar gibiyim seni, gülerek soruyorsun işte:
“Kim öldü şimdi, ben mi onlar mı?
Kim yaşıyor şimdi, ben mi onlar mı?”
Sarı İbrahim...
Tarihim...
Hiç adını bile duymadım vurulduğun güne kadar.
Ne yazık ki bundan sonra seni sensiz duyacağım hep bundan sonra.
Kanım emilir gibi acı içindeyim yurttaş İbo.
Gözyaşlarımla suluyorum şimdi dağ çiçeklerini.
Bıraktığın bayrağı taşımak ağır gelecek, biliyorum.
Ama ahımdır, yeminimdir, kanımın her damlası ölümü değil senin hayallerindeki yaşamı yaratmak için dolaşacaktır damarlarımda.
Diğer türlü yaşam ne ki?
Kim bakabilir gözlerine yoksa?
Sarı İbrahim...
Tarihim...
Ölümü yenenlerin türküsü...
Yaşamın büyük öğretmeni...
Verdiğin dersi unutmayacağız yoldaş:
Yaşamak bir devrim kadar zor, zoru başarmak kadar güzel olmalı... |
|