|
Amed'de direniş tarihinde kara gün olarak anılan 12 Eylül'ün yıldönümünde, 12 Eylül faşizmine karşı direniş kalesi olan Mazlumların, Kemallerin, Hayrilerin kutsal toprakla btünleştiği Bağlar'da, 8'i çocuk, 10 körpe can, 10 kürt yüreği katledildi.
Biz ezilenler, sömürenler, yok sayılanlar tarih boyunca bir konuda uzman olduk: Katillerin kimliği ve amaçları... Bu gerçekliği bizden iyi bilen yoktur. Kimisi iz sürer, kimi komplo teorileri, kimi çok bilinmyeli denklemler kurar katiller hakkında. Biz ise patylayan bombanın sesinden tanırız katillerimizi. En "cahil" Kürt, patlayan bombanın amacını çözümlemede bilgedir. Deneyimler, tarih ona en-çok- bu konuda bilgelik beğsetmiştir.
Ne istediğimizi bildiğimiz için, neye ulaşmamızı istemediklerini de çok iyi biliriz. Özgürlük ve demokrasi istencini dillendiren öcülerimiz, Apélerimiz, siyasetçilerimiz karanlık gecelerde, çıkmaz sokak başlarında vurulduğu an, patlayan silahın alevinde katilin suratını görür ve tanırız. Egemenler, cellatlar kendilerini gizleye dursun, kendilerine insanları salaklaştırıp koyun haline getire dursun; sürüleşmeye direnen onurlu Kürt halkı cellatların yüzüne tükürmüştür. Tarih boyunca ve onları insanlık aleminde lanetli yaratıklar haline sokmayı başarmıştır. İşte yine lanetlediler, yine onursuz, korkak, kahpece bir katliamın mimarı oldular. İnsnalığın dip noktasında bulunanlar alçaklarıyla övünebilirler ama onursun ve değersiz olmaktan kurtulamazlar.
Ne istediğimizi, bildiğimizi belirttik. İstemlerimiz "insan" olmaya dairdir, masumcadır. Bunlardan ne vazgeçeriz ne de bunlara zıt hareket ederiz. Yaşamı, özgür ve eşitçe birlikte yaşamak olarak algıladığımızdan, eşitsizliğin olduğu yerde "insanlık için direniş" şiarımız kutsaldır. Bu şiar kimi zaman çocuklarının adını;Rojhılat, Zilan, Evin, Mizgin, Şilan, Dilan... koymak içindir; kimi zaman da Seydayé Cegerxwin'i, Mehmed Uzun'u , Apé Musa'yı, Ehmede Xani'yi, Eli Heriri'yi, Feqiye Teyran'ı, Meleyé Ciziré'yi... üniversite sıralarından bilimsel analizlerle eserlerini içselleştirmek içindir. Özünde ise, kendisini var eden, koruyan ve geliştirene sadık olmak, savunmak ve geleceğe taşımaktır. Yani bir dil bir halk yaratır, bir kültür, duygu, düşünce, yaşam yaratır; bir halk bir dil için ölüme gider, onu yaşatır.
Konunun başına dönersek, Amed'de uğrunda direnişler, kahramanlıklar, şehadetler olan isimleri taşıyan küçücük bedenler katledildi. Kinimiz en az üzüntümüz kadar büyük. Peki ne yapmalıyız?
Bazılarına göre "onların" da çocukları ölmeli...
Bazıları resmi, sivil gözetmeksizin ocaklarında bomba patlatılmalı...
Bazılarına göre eşitlik, özgürlük, demokrasiden vazgeçilmeli, öldürmek tek şiarımız olmalı...
Bazılarına göre "Barış" kelimesi dillerden düşmeli... ( En başta BARIŞ öldürülmeli)
Bu mu? Mizginlerin, Şilanların, Uğurların, Eneslerin intikamı böylemi alınır? İçimizdeki öfke ateşini kanla suladığımızda mı intikam alınmış olur?
Hayır,Arkadaşlarım... HAYIR!!! Bizim istemlerimiz insancadır, masumdur. O yüzden ki en başta masum çocukları katlederler. Onlara benzememizi isterler. İnsanlığın dip noktasındaki yalnızlıklarının sana ermesini isterler. En önemlisi de bizi kan deryasına çekip, kanla kirletmek, uğruna Mazlumların, Zilanların, Agitlerin, şehadete ualştıı zafer yolunu tıkamak istiyorlar.
Biz intikamızı BARIŞ ile alacağız. Nasıl ki direnişle çocuklarımızın adı Zilan oldu, Mizgin, Şilan, Dilan oldu; barış ile de çocuklarımız bu isimlerle ömürlerinin sonuna kadar yaşayacaklar. Savaşın sürmesi daha çok çocuk öldürmeleri için bir fırsattır. Unutmayalım! Kan emicilerin içeceği kandır, onlara o kanı vermeyip gebermelerini izleyelim. Benim intikamım budur!!!
Remzi ZİLAN |