|
''Diyarbakır Şad Akar''mı acaba?Kaç zamandır bu sualle hırpalanıyordu beynimden arda kalanlar.Oysa ŞAD akması için niceleri can verdiler EYLÜL sabahlarında.Tüm ''Koşu Yollarımın'' prangalarla terbiye edilmek istendiği bir lahzada,ellerimdeki mendilerle topluyordum vücüdümdaki şarapnel parçacıklarını.Hasret ve kederlerimi korkuluklar eşliğinde bu coğrafyanın derinliklerine ekiyordum.Bana bir gün EVİN ile MIZGİNLEŞMİŞ bir dünya hayaliyle gelecek çocuklar bekliyordum.Ben daha dün,başımın annemin dizinde bıraktığı ağır ve acıyla birlikte dinlemiştim,AHMET ABİ'nin mülteci sesinden ''BU GÜN DE ÖLMEDİM ANNE'' türküsünü.Serin bıraktığım yerlerime o kahpe bomba parçaları değmeyene kadar bu türkünün başka tatta bir anlamı vardı.Ama sesini Mülteci ettirenler bu türküyü de yanılttılar.Gözpınarlarımdan yapma sevinçlerimile büyüttüğüm AMED nereden bilebilirdi ki bir gün bana koca bir mezar olacak diye.
Oysa halkımın çocuklarının düşlerini besliyordum ben.Yıllar önceydi bir Eylül sabahında bu coğrafyada yaşayan insanlara kan kusturdular şimdilerde ''aptal aptal resimler çizen ressam bozuntusu marmaris sakini''.Ve onun hayat felsefesiyle yaşam bulmuş kara ve kirli ruhlu adamlar yine,bir eylül sabahında kana buladılar yürekleri kızlı karanfillerle bezeli çocuklarımı,çocukluğumu.Nasıl yandığımı,nasıl yanmamız gerektiğini anlatamam.Oysa uzamayan saçlarımın en sevinçli bir kaç ayını yaşıyordum ben.Bana her nefesiyle MIZGİNLER veren küçük ama dev yürekli AMEDLİ çocuğu iyi bilirim.Bilimin bile aciz kaldığı bir hastalık olan LÖSEMİ hastalığına yakalandığında,içim kan deryasına dönmüştü.Ben MIZGİNİ tanırdım.elleriyle gözleri arasındaki köprünün orta yerinde tanışmıştık onunla.Bana hayata nasıl bakmam gerektiğini öğretmişti bir öğretmen edasıyla.Hastalığı karşısında etkisiz kalan tıbba hiç de kızmıyordu.''BİLİYORUM YENECEĞİM BU İLLETİ''diyordu bana ve nasıl bir ruh haliyle olacak ki yendi.Hatta kemoterapi nedeniyle dökülen saçları bile alttan altta filizleniyor ve yeni bir hayatın MIGİNİNİ veriyordu.Ancak ''EĞER SAMİMİ KÜRT İSENİZ''diye gazetelerinde konu açan katillerin ortaklarının dahi dillendirmeye cesaret edemediği bir katliam saçlarını artık hiç kesilmeyeceği bir yerlere misafir kıldı MIZGİNİ.''Her ölüm erken ölümdür''demiş yazarın biri.Acaba bilirmiydi MIZGİNİN ve kardeşlerinin erken ölümünün acısını.Belki bilmeden dökülüvermişti bu mısralar ağzından.
Ben neden bu kadar feci işlerle uğraşıyorum dememeyi kendine görev addetmiş ZİLAN,sanki hayatın orta yerinde gülümseyen bir melek gibi bırakıp gitti bizi.Sevinç ve varolma şarkıları dudaklarında nasıl da anlam buluyordu bir bilsen.Bir bilsen anneler nasıl da çocuklarına senin adını takmak için yarışıyor.Ahde vefanın sıfır noktalarda olduğu bu yaşlı ve yaslı coğrafyada hala ellerin kin yerine kar topluyordu yüzlerini dahi görmediğin çocuklar için.Bir eksiğim varsa o da,Tanrısal renklerle bezeli yanaklarına adam gibi bir öpücük kondurmamış olmaktır.Ne kadar pişmanım ama pişmanlığımı kime arz edeceğimi de bilmeyecek kadar şaşkınım.Oysa varolmak adına adının ZİLAN diye kulağına ezan ile okunduğu saatlerde dışarıda hiç ummadık yağmurlar yağıyordu.O yüzden doğarken de ölürken de kucağında olduğun annen ''BEREKETİYLE GELDİ KIZIM'' diyerek şereflendiridiğin dünyaya ders veriyordu.Evet şereflendiridğin dünyada yine kan dökülüyor ZİLAN. Yine katiller sırça köşklerde misafir kılınıyorlar.Kim ''İYİ ÇOCUKSA!!'' kötülük melekleri onlara misafir oluyordu her gece.
Sonra bu haylaz ve hayta halimle AŞKA olan bağlılığımı EVİN'in iki kaşı arasında buluyordum bir sabah ezanı vaktinde.Evin nasıl da ilahi bir senfoniyle söyleniyordu adın.Ustaca örülmüş bir hayatın orta yerindeki çırakça duruşum sırasında seni tanımıştım.Her dokunmamada ellerimin bedenimden hesap sorduğunu hatırladıkça seni daha çok arar oluyorum.Ama kısık bir edayla da olsa sana ağıtlar yakma hakkımın olduğunu biliyorum.Oysa sana ağlamamalıyım,Sana ağlanmamalı,zira sen çocuk halinle bile ağlamalara karşıydın.En asil ve vakur duruşunla nasıl da anaların ağlamasına yanardın biliirm.Zaten bildiğim için sana ve kardeşlerine ölümü yakıştıramamıştım ya.Neyse ki çare bulunmuyor şimdilerde katillerin elelrindeki bombalara.Ama bunun böyle sürmeyeceğini AŞK adına EVİN adına yemin edenler var bilgine sunuyorum.
Yıllar önceydi,Hakkari'de ters laleri görüğümde,şaşkınlığıma ara vermek isteyen dostlarım bana bir de ŞİLANI göstermişlerdi de,ters lalelerden daha çok çekmişti ilgimi.Ama bir mayıs sabahında seni gördüğümde,ilk heyecanımın anlamsız olmadığının farkına vardım.Bir çocuk bu kadar ölüme uzak ve savaşa yasak olurmuydu ki Tanrım.Ama bilek damarlarını kesmekle görevli katiller,halkımın nergizlerine olduğu gibi ŞİLANLARINA da kıydılar.Ama bir şeyden bihaberdiler ki;her vurulan çocuğun acısının hemen yanıbaşında yeni ŞİLANLAR büyüyordu.
Yazık demin BARIŞA yol almanın ruh haliyleyken duydum,sevgili BARIŞIMIZIN ayağı kesilmiş ama hayattan bir nebze olsun kopmamış ve kösmemiş.Onun yüzünü bilirim ne kadar asi ve asil olduğunu.
Hayat seni,tertemiz ve sımsıcak çocukların sesiyle sevmiştim ve ben hala senin o çucuklara verdiğimiz söz adına seviyorum.Güle güle sevgili KÜÇÜK AMA DEV YÜREKLİ ŞEHİDLERİM. Merhaba KÜÇÜK AMA DEV YÜREKLİ ŞEHİDLERİM
MENFUR SALDIRIYI KINIYORUM VE SORUMLULARIN BİR AN ÖNCE HALK ADALETİNE HESAP VERECEĞİ GÜNLERİN ÖZLEMİNİ DUYUYORUM... |