| |
| Eklenme Tarihi: 30.09.2006 Saat: 00:30 |
|
|
Eski dönemlerde feodalitenin ördüğü duvarlar ve yakın zamana kadar yasaların baskılayıcılığında değiştirme ve benzeştirme politikalarının arasında Kürtlerin kültürel yaşantısı içinde müzik ayrıcalıklı, biricik rol ve araç işlevini görmüştür. Kürt kültüründe müzik mutlak ve temel bir toplumsal işlevi yerine getirmiştir. Vakiyanamelerden, lirik şiirlere, destanlardan edebi eserlere kadar her şey şarkı olarak söylenmiştir. Ve her şey müziklendirilerek tarihe mal edilerek kolay hatırlanmaya çalışılmıştır. Bu anlamda kürt müziğinin esası halk müziğidir ve anonimdir.
Kuşaktan kuşağa aktarılan şarkıların orijinalitesine hep sadık kalınmıştır, korunmuştur.
Badirelerin kucağında soluk aldırılmayan halk müziğinde her şeye rağmen ağıt ağırlıklı olsa da yaratımı aksamamış, türküler ve şarkılar susmayı bilmemiştir. Dönem dönem gerçeklikten doğup yine gerçekliğe seslenen dengbejler ( Halk ozanları) tarihi kulvarlarda halk arasında nam salarak ele aldıkları ve tarihin, kültürün kalıcılaşmasında etkileri olan büyük sanatçılar ortaya çıkmış, halende yaptıklarıyla da anılarak modern müziğin mihenk taşlarına dönüşmüşlerdir.
Söylenen yâda söylenmek istenen yazımsal icraattan çok sesle, müzikle anlatılma yoluna gidilmiştir. Günümüzde de görüldüğü gibi ağırlığını daha çok göstermektedir.
Yasaklı ortamlardaki engeller gerçekliğimiz, özlem ve umutlarımızın duygu renklerini yansıtan şarkılarımızı, türkülerimizi ve bu mecraya akan her şeyimizi dinlemekten alıkoymamıştır. Çünkü yasakların arenasında bizden alınıp bizden koparılmak istenen her şey vaveyla vadilerinden yine anlatan müziğimizdi. İçimizin diplerine savrulan ve korku ikliminden ötürü savurduklarımızı barındırıyordu. Dinlediğimiz her türkü eritilmek istenen özümüzü yine bizde yeşermeye dönük tutuşturuyordu. O yüzdendi bağlılığımız ve dinleyişin bile bedel istediği dönemlerde şarkılarımızı dinleme riskine atılmamız.
O yıllarda elin parmak sayısını geçmeyen ve bu alanı yaşamsallaştırdıklarından sürgünlük acılara da sahip kılınan sanatçılarımız bizim için en büyük değerlerimizdi, hiç ayırıma gitmeden sahip çıktığımız yürek yağmurumuz ve göz ışığımızdılar.
Çaba ve emek zorlamasıyla kabuğundan çatlayan yasaların bünyesinde yaratılan zeminde birçok yeni sanatçı gibi zengin ve çeşitlenerek müzik alanında gelişmeler baş gösterdi. İlk demlerinde sloganik ve kaynağına hizmet etmeye dönük, anlatımsal bir çizgi seyirde ortaya çıkan grupların, zaman ilerledikçe anonim yaratım mantalitesiyle zamanın aşındırma gazabına uğrayan eserleri modernize ederek yaşatmaya çalışma uğraşımı özüne bağlı kalındığı müddetçe takdire değerdi. İstemlerin slogancılığın ötesinde muhtevaya sahip yaratımı sorumlulukla zorunlu kılması ve bu alandaki çaba temposunun karşılık olamamasında sonra anonimlerle bunu kapatmaya çalışmak, sanatçıların, kolaycılığa evirilip yaratım sınırlarını zorlamamaları ve yoğunlaşmaya yatmamaları bir körelmeyi beraberinde doğurdu. Üstelik anonimleri yeni stillerle modernize edelim derken yozlaşmaya ve anonim parçaların tanınamamasına sebep oldu.
Kürtçe müzik kasetlerinin müzik şirketlerinin arasında baş gösterdiği rekabet, her eline saz alıp, bağırma kabiliyeti olanın elinden tutarak bir kaset sahibi kıldı. Çoğalan sanatçı ve gruplarlarla ortalığı “sanatçı” trafiğine boğmaları, sanatçı niteliğine ve sanat eserlerinin neşterledi. Şarkı sözlerinde hafiflik, gerçeklikten uzak mevcudiyetin uzağında ve cevap olamayan söz ve melodik yığınlaşmayı meydana getirdi sadece.
Bir elin parmak sayılarını geçmeyen sanatçılar dönemiyle kıyasladığımızda, değişim ve gevşeyen ortamın doğurduğu imkânların ürünü olarak: sayılamayacak kadar sanatçı ordusuyla baş başayız. Kendini aşma ve dünya piyasasına girme adı altında arabesk-i, popçu takılan, biçimsel olarak dörtte bir bölümünde Kürtçe takılan batı çalımlı, biraz Kürtçe ama geneli başka kültüre ve gerçekliğe ait ritim ve dille ait aksan ve kelimelerle, tutulma ve geniş kesimlerce beğenilme kaygısıyla yaratım içine girmek, bunun adına da dünya piyasasına girme, genişçe tanınma ve tanıtma tanımını getirmek inandırıcı değildir. Bizi ve içimizi başkalarına benzeşerek yansıtmaya çalışmak, aldanmaktır en başında. O zaman bize şöyle demezler mi; “Siz olan ve sizi yansıtan nerede kaldı?” Bu her alan için geçerlidir. Ortalıkta yine klipler trafiği yaşanırken, onca tarihi, güzellikte zengin yerlerimiz var, hemde dile getiremediğimiz. Sanatçılarımızın İstanbul boğazını yâda Türkiye’nin herhangi büyük bir metropolündeki kalabalıklarda Küçük Emrahvari boynu bükük edalarla sevgililerinden ayrılma senaryolarıyla yapılmış kliplere ne demeli? Eleştirdiğimiz ve tasvip etmediğimiz kadın objesinin her çeşit maddenin tanıtımında reklâm aracına dönüştürülme anlayışının, aynı şekilde halkçı ve toplumsalcı sanatçıların kliplerinde de aynı şekilde kadın cinsinin kullanılmasının mahkûm edilenin aynısının uygulanmasından başka bir şey değildir. Halkın sevgi ve sahiplenme gücüyle bir yerlere gelip, popülerliliğini kazandıktan sonra halk üstü davranmaya çalışarak, yığınlara mal olmuş ve kutlana gelen günlere gelip bir iki şarkı söyleme şartlarının başına 10 larca milyarı istemeyi şart koşmalarıyla kendilerini, birde severek yüceltenin sevmemeyi bildiğini de unutuyorlar.
Oldukça üzerinde durulması gereken ve uçuruma yuvarlanması gereken tıkanıklık ve anlayışlarla karşı karşıya bulunduğumuz bir gerçek. Öze fanatikçe sadık ve bizi bize benzeştirerek sergileyecek, gerçekliğimizin tohumları üzerinde yükselen çabayla yaratma kaygısı ve misyonunu yüklemek bu alandaki kusurları aşmayı sağlar. Bu alanın gerçek sahiplerini bularak halka mal edeceği kesindir. Her tıkanıklığın yarattığı kaosun içinde cevher de keşfedilerek saklı bulunduğu yerden gün yüzüne çıkarılır. Tıkanmanın aşılma zamanının kavşağında olunduğu bilinerek aslı alanla ilgilenenlerin, sahiplerinin gerçekliklerini objektif olarak ameliyat masasına yatırma zamanları gelmiştir. Ve müzikal alan kendisini yargıya tabi tutmadıkça yaratımın çırpındığı karanlıklarda daha fazla yara almaması içten bile değildir.
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
Yazan: brusk_arin Tarih : 2006-10-02 11:04:51 Puan :      |
|
|
Yazan: CiciTerorist Tarih : 2006-10-03 23:20:19 Puan :      |
|
yaziyi okurken, icimden bagirdim...yasasinnnn birileri bu konuda birseyler yazmis.!
öncelikle sunu söyleyeyim,yeni cikmis hic bir kaseti almiyorum.Kürt sanatcilarinin 2-3 senedir sirf laf olsun diye kaset cikardiklarina inaniyorum.Bazilarida sanki savas olmasa sarki sözü ve muzigi yazamaz gibi bir hisse kapilmis,öylece durmus kaset cikarmiyor.bazilarida sacma sapan iki cümle calinmis muzikle halka yaraticiyim diye hava atiyor.yaziniz zaten icerigi ile herseyi anlatmis.klavyenize saglik |
|
|
|
 |
| |
|