| |
| Eklenme Tarihi: 8.10.2006 Saat: 20:26 |
|
|
Tarihin her döneminde insanların sanata bakışı ve sanat tarifi, yaşamış oldukları çağın özgünlüğüne ve insanların sanata bakışlarındaki farklılıklarına bağlı olarak değişiklik göstermiştir.
Bundan dolayı da sanatın mutlak bir tanımı yapılamamıştır.İşte bu gerçeklik, sanatın ne kadar sınırsız ve ne kadar evrensel olduğunu ortaya koymuştur..
İnsan ruhunun derinliğindeki ve hayal gücündeki sanatı tariflendirme de nasıl farklılıklar arz ettiğinin bir kanıtıdır.
Türkçede ki <>kelimesi, esas kökü arapçaya dayanan “sun/san’a” kelimesinden gelen ve iş,amel anlamına geldiği ifade edilen bu kelime, insanın aklını,zekasını ve hayal gücünü kullanarak,yaratıcı bir özellik kazanabilmiş olması anlamına gelir.Ancak her ne kadar sanat farklı tanımlanmış olsa da mutlak gerçeklik sanattaki yaratıcılıktır.
Sanat hakkında çoğunluğun ortak tanımı, estetiğin ve yaratıcılığın dışa vurumu şeklinde ifade edilmiş olanıdır.Yani insan ruhunun derinliklerinde cerreyan eden olay ve olguların estetik ile bütünleşerek yeniden bir şekillenmeye kavuşmaşıdır.
Sanat hakkında,her çağda birçok düşünür,yazar ve filozof farklı tanımlamalarda bulunmuş ve her birinin sanatı algılama biçimi farklı olmuştur.Bunlardan birkaç örnek vermek gerekirse;
MARKS’a göre; sanat; yaratıcı bir eylemdir.İnsanın ve doğanın karşılıklı etkileşiminin bir aşamasıdır.Bu toplumsal bir karekter taşır.Sanat,yaşamı insanileştiren bir olgudur. Araştırıcı,yaratıcı,çok yönlü temel insana ulaşma çabası içinde sanat gelişebilir.
B.CROCE göre; sanat sezginin ve anlatımın birliğidir.Bireysel ve teorik bir etkinliktir.
.
KANT’a göre; sanatın kendi dışında hiç bir amacı yoktur.Onun tek amacı kendisidir.Güzel sanatı ancak deha yaratabilir.
HEGEL’e göre; sanattaki güzellik doğadaki güzellikten üstündür.Sanat insan aklının ürünüdür.Kendisine doğanın taklidinden başka amaç bulmalıdır.
ARISTOPHANES’e göre; sanat ekmek peşine koşarsa alçalır.
OWEN MEREDITH’e göre; sanat insan tarafından meydana getirilmiş tabiattır.
CHANNING’e göre; sanat ruhun zaferidir.
THOMAS MUNRO’ya göre ise; sanat,doyurucu estetik yaşantılar oluşturmak amacıyla,dürtüler yaratma becerisidir.Sanat güzel ile uğraşır.Güzel göreceli bir kavramdır.Kendi içinde tutarlı bir bütünlüğü taşıyan şey çirkin, acı verici,iğrendirici bile olsa estetik açıdan güzeldir.
Evet yukarıda da belirttiğimiz gibi her düşünürün ve filozofun sanata bakışı ve algılama biçimi farklı olmuştur.Elbetteki bu örnekleri çoğaltmak mümkündür,ancak genel olarak sanat kavramının karmaşıklığını anlamak için bu örneklerin yeterli olduğunu düşünebiliriz.
Tabiki sanat; nesnel ve öznel yaklaşımlara göre farklı açıklanır.
Nesnel yaklaşımda; toplumsal etkilerle,yani toplumun sanatçı üzerinde yapmış olduğu etkinin sonucu olarak, ortaya çıkan sanat,
Öznel yaklaşımda ise sadece bireysel olarak tamamen sanatçının iç dünyasına dayanarak ve ruhundaki gelgitlerin bir sonucu olarak ortaya çıkar.
Tarihin her döneminde toplumların değişimi ve dönüşümünde sanatın belirleyici bir rolü olmuştur.Bir yandan sanat, toplumu geliştirip değiştirirken, diğer yandan gelişen ve değişen toplum kendisini gelecek çağlara taşıyacak olan sanatı ve sanatçıyı yaratmış ve toplumun gelecekteki gelişmişlik düzeyini belirlemiştir.
Her çağ, o dönemin toplumsal dokularının bir yansıması biçiminde kendi sanatsal akımını yaratarak bir sonraki çağlarıda etkilemiştir.İlkel sanatın izlerine paleontolojik çağda rastlanıldığı göz önüne alındığında, sanatın doğuşu ve bugünkü konumu hakkında bir fikir yürütebiliriz.Sanatın tarihsel gelişimi toplumlarla direk ilişkilili olduğu için, sanatla toplum arasındaki yüzlerce bağ, sanatın spesifik özelliklerinden biri olan ulusal karakterinde gelişimine neden olmuştur.
Sanatın en belirgin yanı insanla gerçeklik arasındaki estetik ilişki biçimidir.
Ancak, sanatı ve gelişim sürecini böyle birkaç cümle ile bir bütün olarak dile getirmek mümkün değildir.Sanata ve insanlık tarihine ışık tutmuş olan birkaç filozof ve düşünürün bu özlü değerlendirmeleri ışığında azda olsa bir fikir sahibi olma şansını yakalayabilmek adına sizlerle bunu paylaşmak istedim.
Bence de sanat, yapılan tanımların çok çok ötesinde ve kendisinin bile kendi tanımını yapamayacağı kadar karmaşık bir olgudur.
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
Yazan: partizan_75 Tarih : 2006-10-13 15:54:13 Puan :      |
|
yazınız ne kadar çok bilimsel, ne kadar çok objektif, ne kadar çok araştırılmış ve değişik pencerlerden bakılarak hazırlanmış ve ne kadr çok şey katıyor insana...
müziğiniz kadar dolu dolu.
ve sizi kıskandım... türk kökenli biri olarak, ne kadar düzgün kullanıyorsunuz Türkçe yi. Ve utandım bir kez daha; yüzyılardır içiçe yaşayan iki halk olmamıza rağmen ben sizin dilinizi bilmiyorum. Adı Türk olan bu sistemin asilime politikasını da boşa çıkardığınızın bir örneği. Bu kadar güzel Kürtçeyi kullanmakla.
Hayli bir zaman, emek ve epey bir yoğunlaşma isteyen bir iş yazmak. Yazdıklarınızı daha başka başka yerlede de görmek, okumak isteriz. Hem siz buna layıksınız hem yazdıklarınız, hem de her kesin, her kesimin bence okuması lazım sizi. İnternet kullanamayan çoğunlukta olan kesimlerin de hakkı bu.
Ben bir Ö N E R İ '' de bulunmak istiyorum arkadaşlara, aynı zamanda bir talepte ;
Neden DİNO yu bir GÜNDEM gibi yazılı basınımızda da okumayalım..
Bence buna internet kullanmayan halkımızın hakkı da var, istemi vardır. |
|
|
|
 |
| |
|