Çok duymuşuzdur, Kürt özgürlük hareketinin çözüme dönük attığı iyi niyetli adımlara “inanmayın, taktik yapıyorlar” demelerini. Burada kullanılan ‘taktik’ kelimesi, “aldatma, yanıltma” mealinde temiz olmayan bir içerik taşır. Ama esasında taktik, istenen amaca ulaşmak için kullanılan yol ve yöntemi ifade eder. Strateji ise neredeyse amacı ifade eder ama eşittir amaç değildir. PKK Kürt halkının özgürlüğü için yola çıkmış bir harekettir. Amaç budur. Burada strateji, özgürlüğün yaşanılır kılınması için hangi yolda yürünmesi gerektiği sorusunun cevabıdır. Bu da önceleri bağımsız bir devletti, şimdi ise demokratik cumhuriyetler birliğinden oluşmuş sınırsız bir Kürdistan... Özgür ve eşit haklara sahip yurttaşlık bilincini ise KKK (Koma Komalên Kurdistan) ile yani demokratik konfederalizm modeliyle sağlamaya çalışıyor. Velhasıl, konuya gireyim. Ateşkes taktik bir adım olabilir şimdilik. Ama ateşkes sürecini stratejik bir sürece çevirmek gerekiyor. Bu da bizim görevimiz. Hiç kimse, ateşkes sürecini fazla demokratik mücadeleye gerek duyulmayan rahat bir dönem olarak algılamasın. Bu oportünist, pasif bir durumu ifade eder. Anadilde eğitim hakkımız bile yok, binlerce gencimiz dağlarda, milyonlarca insanımız hala sürgün, köylerimiz hala yakılı duruyor, koster hala bozuk... Yani devrimcilik buraya kadar değil. Devrimcilik sonsuz bir ilerleme istencini ve bunun eylemci duruşunu ifade eder. Kendisine devrimci, hakları çiğnenen Kürt, sosyalist, demokrat, barışçı, en azından onurlu bir insanım diyen herkes, bu ateşkes sürecinde mücadele konseptini belirlemelidir. Ateşkesin sonuca gidip başarılı olmasıyla başarısız olması arasındaki farkı, bu durumda nasıl bir ortamın oluşacağını biraz düşünmek gerekiyor. Provokasyonlara gelmeyeceğiz. Barışta ısrarımızı derinleştireceğiz. Savaş politikalarına karşı militarist sömürgeci rejimin tüm kredisini tüketeceğiz. Ve sürece kendi tarafımızdan ancak bu temelde olumlu bir katkıda bulunabiliriz. Bu da ancak eylem ve mücadeleye katılımla olur. Bu zamana kadarki en büyük yanılgılarımızdan biri de, ilan edilen ateşkesler sonrası girilen rehavet durumudur. Ateşkesler ilan edilince devletin de atım atacağı beklentisiyle hareket ediliyor ve top karşı tarafta psikolojisiyle gevşeme durumu yaşanıyor. 5. Önderlik girişiminin de boşa çıkmaması ve bu ateşkes sürecini başarıya ulaştırmak istiyorsak, bu süreçte üzerimize düşen yükümlülükleri her zamankinden daha fazla yerine getirmeye ihtiyaç var. Siyaset boşluk tanımaz. Sen “ben ateşkes ilan ettim, benden bu kadar, sıra onlarda” diyerek meydanı boş bırakırsan, onlar da doldurur. Adım da atmaz, operasyon da çeker, tutuklamalar da yapar. Şunu hepimizin çok iyi bilmesi gerekiyor: Kürt özgürlük hareketi, 1999’dan itibaren silahlı mücadeleyi stratejik olmaktan çıkarmıştır. Temel mücadele yöntemi olarak da halk serhildanları esas alınmıştır. 1 Haziran Atılımı da tıkanan politik sürecin açılması için atılan bir aktif meşru müdafaa mücadelesini ifade ediyor. Dikkat edin, savaşı değil politik tıkanmayı aşmayı amaçlıyor. Demokratik siyasal mücadele zemininde hareket etme istenci var. O nedenle gençlik, hem gerilla saflarında hem de serhildanlarda meydanlardaki yerini almalıdır. Özgürlük hareketi ne kadar güçlü olursa, gençlik ne kadar güç katarsa mücadelenin başarısı o kadar erken olur. Gerilla ateşkes yaptı ama yüreğimizde yangınlar var. İşimiz daha bitmedi. Amed’de Önder Apo ile o kutsal günde buluşana kadar, özgür yaşam oluncaya dek ateşimizi kesmeyeceğiz. |
|