|
DAĞLILARIN ARMAĞANI!
Bêrîtan filmini izlerken en hoşuma giden sahnelerden birisi de, filmdeki komutanın, eylemini başarıyla bitiren arkadaşlarına, “destê hevalan sax be” (arkadaşların eline sağlık) demesi olmuştu…
Gerillanın en güzel taraflarından birisi de yaptığı işi sonuç alıcı bir biçimde gerçekleştirme tarzıdır. Daha çok askeri bir örgütlenme ve savaşan insan olarak algılamaya alıştığımız gerilla gerçeği, Kürdistan koşullarında yeni bir insan tipinin ve yaşam tarzının öncüsü ve yaratıcısı olarak algılama ezberimizi parçalamaya devam ediyor. İdeolojiden siyasete, sanattan edebiyata ve en önemlisi de tarihi yaratma ve yazma konularında çok güçlü pratiklere imza atıyor Kürdistan gerillası. Onların içindeyken bu yönlerini hep büyük bir hayranlıkla izledim ve dilimin döndüğü kadarıyla yazmaya çalıştım.
Uzun bir zamandır uzak kaldığım dağlılardan güzel haberler almaya devam ediyorum. Çoğu zaman bir biçimde selamlarımı ve “not”larımı alıyorum. Gerillanın çokça taşıdığım selamlarını ve “not”larını en güzel armağan diye alıp, “başımın üstünde yeri” var diyerek yüreğimin zulasına saklıyorum…
Yine güzel bir haber aldım. Gerçeğin en katısının bile buharlaşıp sanallaştığı çağ gerçeğinde, en soyut gerçekleri bile elle tutulur, gözle görülür hale getirme kabiliyetleri, benim için ızdıraba dönen bu “el diyarlarında” sevinç kaynağıdır.
Mübareklerin girmedikleri yer kalmamış. Nereye gitsem, bir biçimde karşıma çıkıveriyorlar.
Dünyayı istila etmeye çalışan sistemin, insanı ruhsuzlaştırma ve belleksizleştirme furyasına karşı, onlar da her yerde “insan ruhtur ve bellektir” dercesine insana ulaşmaya çalışıyorlar. Bunu yaparken de, kendi ruhlarını ve belleklerini sürekli üretip büyüterek gerçekleştiriyorlar.
Dünyanın bu çağdaki en yakıcı gerçeği olarak yüreğini ısıtan dağın güzel insanlarını bu sefer sanal alemde gerçekleştirdikleri güzel bir eylemin sonucu olan bir ürünü, armağan diye sundukları bir sitede gördüm. İsmi ile tanıdıklarım vardı. Her biri, bu toprakların tarihine bire bin ürün veren tohumdular. İsimlerini zikretmekten büyük bir haz aldığım o güzel diyarın o güzel çocukları, fotoğraf karelerinde yarattıkları güzellikleri yarına taşırmak istercesine göz göze geldiler cam ekranın soğukluğunu delercesine… Ziyaret etmekten hep zevk aldığım HPG sitesinde yeni bir sayfa açılmış. Fotoğraflar…. Agid, Zilan, Sema, Viyan…. O güzel insan, o güzel insanlar. Ve daha binlercesi fotoğraf olma ötesine geçmiş, yazı olmuş, ses olmuş bir tarihi nasıl yarattıklarını anlatıyorlar. Tam da tarihin “bitti” denildiği yerden, tarihi yaratmanın ve yazmanın coşkusu kadar ciddiyeti ve sorumluluğu ile tarihe not düşüyor dağın çocukları…
Bildiğimiz tarih hep birilerinin kendi algıladığı gerçeği herkese tek gerçek olarak kabul ettirme ve gösterme çabası olarak yazıla geldi. Dağın çocukları yani bizim dağlılar, tarihi bireylerden kurtarıp, kollektif yani dillerinde komünal bir tarzda yazmanın sihrini çözmüşler. Kendi tarihlerinde insanlığın tarihini özetliyor gibiler. Tarihin yazıcılarını yazmışlar. Tarih bir de onların dilinden konuşmaya başlamış. Adına “ŞEHİTLER SİTESİ” diyorlar. Bugüne kadar ancak kil tabletlerde adına rastladığımız bir halkın çocukları insanoğlunun yarattığı en illeri teknolojilere adlarını yazıyorlar. Resim koyuyorlar; gülen gözleri pırıl pırıl. Ve her birisi kendisini tanıtıyor. En fazla üç beş kelime ile. Tarihi yazmanın heyecanında ve sevincinde kendi dillerinde “kuzey”e gitme öncesinde söylemişler en güzel sözlerini…
HPG sitesi (www.hpg-online.net) yeni bir bölüm açmış. Adı “Şehitlerimiz”. Kürdistan tarihinin son 30 yılına damgasını vuran şehitlerin bir özetini yapmaya çalışmışlar. Oldukça yoğun bir emek ve çabayla hazırlandığı anlaşılan bu çalışma henüz başlangıç aşamasında. Bütün mücadele tarihinin yazıcılarını ve yaratıcılarını kayda geçme ve kalıcılaştırma yönündeki bu çalışmalar, belli ki büyük bir heyecan ile yürütülüyor. Çalışmayı yürütenler yaptığı işin ciddiyeti, sorumluluğu ve gerekliliği kadar zorluklarının da farkındalar. Bu işin birkaç kişinin çabasıyla gerçekleştirilmesinin zor olduğunun bilincinde olmasının ötesinde, yaşanan tarihin topluma mal olduğu oranda geleceği yaratabileceğinin farkında olduklarından, tarihi bütün yaşayanlarla birlikte yazma arayışına girmişler. Bu tarihi yaratanların yazılışına katılmasını istiyorlar. Hazırladıkları sitede, ellerindeki bilgileri olabildiğince paylaşmaya çalışıyorlar. Eksikleri olabileceğini kendileri de dile getiriyorlar ve bunun ancak bu tarihe katılan herkesin katkılarıyla tamamlanabileceğinin söylüyorlar. Bu yüzden, yazılmış bitmiş bir tarih değil, yazılmaya devam eden bir tarihin yapıcıları ve yazıcıları ile paylaşıyorlar. Daha doğrusu tarihi yaşayanları ve yaratanları yazmaya davet ediyorlar.
HPG’nin kendi sitesinde başlattığı bu güzel tarih yazma serüvenine herkesin gücü oranında katkı sunması için ulaşabildikleri herkesten katkı bekliyorlar. Ben de bir kısmını yaşadım ve yazmaya çalıştım. Yaşadıklarımdan hep özlemle ve gururla bahsettim. Yazdıklarım ise hep eksik kalmaya mahkum. Dağlılar eksik kalmaya mahkum yazılanları bu mahkumiyetten kurtarmanın eylemindeler. Herkesi yazılan bu tarihi okumaya davet ediyorum. Daha güzel bir dil ile söylersem, yani dağlıların diliyle; tarihi yaşamaya ve yazmaya davet ediyorum. Güzelliklerin paylaşıldığı zaman güzel olduğunu biliyorum. Dağlılar yine mesafeleri kaldırdılar. Sığmadıkları zamanın ve mekanın ötesine taşarak bir armağan sundular hepimize. En katı gerçeklerin bile buharlaştığı sanal alemde, şimdi paylaşılacak çok güzel bir gerçek var: Buharlaşmayan, yok olmayan, tam tersine yok olduğu sanılanı bile sonsuzlaştıran bir güzellik…
Oturmuşlar yazmışlar. Armağan diye sunmuşlar ” Başımızın üstünde yeri var…”
Verilecek bir de cevabımız var: “Destê hevalan sax be!”…
JÊHAT BÊERTÎ |