| |
| Eklenme Tarihi: 16.10.2006 Saat: 00:01 |
|
|
Aslında,ilk yazımın devamı olarak sanat ve gelişim süreci üzerine gücüm oranında yazmaya devam edecektim ancak güncel olarak yaşanan ve kimsenin fazla irdelemediği veya görmek istemediği bazı şeylerin dile getirilmesi zorunluluğu, beni farklı bir yönelime zorladi.
Acaba popüler sanat neden bu kadar cazip ve neden bu kadar erken tükenip ve yok
Oluyor? gerçek sanatın aksine,emeğe dayanmayan,günübirlik ihtiyaçlara cevap vermenin ötesine geçemeyen,akademik bir altyapisi olmayan,ilkeleri ve prensipleri olmayan ve girdiği her kabın şeklini alabilen bu sanatsal kıyımi bu kadar cazip kılan şey nedir acaba, diye insan merak ediyor.
Aslında,her alanda olduğu gibi kısa yoldan köşeyi dönme mentalitesinin hakim olduğu toplumlardaki anlayışın yaşamın her alanına hüküm etmesi durumudur.
Sistemlerin ve toplumların uyanmaması için onları hergün farklı şekilde “mutlu”etmek adına sosyal ve toplumsal değerleri ve yaşamı karikatürize etmeleri dışında başka bir şey değildir.
işte bu sistemler bunu yaşama geçirmek için bazı aktörlere ihtiyaç duyarlar. Ve seçmeleri gereken aktörlerin özellikleri önceden belirlenir..Aranılan özellikler ise,her şeyi kabul eden,itiraz etmeyen,cüce kişilikli ,insanlık ve tarih bilinci olmayan,silik hafizalı kişiliklerdir.tabi bu seçilen aktörlerin emeklerinin karşılığı hakettiklerinin çok üstündedir.çünkü ne kadar rezil olurlarsa o kadar palazlanırlar.Yani,kendi değerlerinden ne kadar peşkeş çekerlerse, o kadar para alırlar.
Peki insan bu kadar dejenere olmuş silikleşmiş bu özellikleri yangından mal kaçırırcasna sahiplenmek için neden bu kadar çaba harcar ve neden bu cazibeye kapılır?
İşte bunun cevabı sistemlerin insanlığa bakışında gizlidir.Yani insanlığa yön veren ideoljilerin toplumlara vermek istedikleri karşılığında onlardan aldıkları ile nasıl bir denge oluşturmuş olduklarıdır.Eğer bir sistem topluma kendi yanlışını ve eksikliğini dayatır ve onu kendi istemleri doğrultusunda yapay bir değişime zorlarsa,işte bu noktada hem çarpık bir kültür,çarpık bir sanat ve eğreti bir toplumsal değerler karmaşasi yaratmış olur.İşte bu durum hiç bir toplumsal dayanaği ve gerçekliği olmayan kolaycı ve tüketici bir zihniyetin topluma hakim olmasına neden olur.Ve bu zihniyet içerisinde, bugün sancılarını yaşamış olduğumuz popülist bir yaşam tarzı ve popülist bir sanat anlayışı şeklinde kendisini dayatır.Bir yandan kendi zaafiyetini ve yetmezliğini gerçek sanatı sömürerek gidermeye çalışırken diğer yandan bu hiçliğini pazarlamanın en kolay yöntemlerini oluşturup,emeği gölgeleme eğilimine gider.
Bu nedenledir ki,gerçek sanat ve sanatçı, hep popülist sanatın gölgesinde kalmış ve hakketiği yere gelememiştir.Çünkü gerçek sanatçının yaşama ve insanlığa dair kaygıları vardır.Onlar yaptıkları işi köşeyi dönmek için bir araç olarak görmemişlerdir.Onlar sanat yapmak ve sanatçı olmanın tarihsel misyonunu yerine getirmiş ve ateşi maşa ile tutan değil eli ile tutanlar olmuşlardır.bu nedenle gerçek sanatçıların kendi refahları ve çıkarları için beklentileri olmamış ve yaşamları her zaman bir trajedi içinde geçmiştir.Ama her şeye rağmen yaşama gülmeyi ve anlam vermeyi ihmal etmemişlerdir.
Aslinda çok uzaklara gitmeden birkaç tane örnek vermek gerekirse ,Karapete Xeco,Mihemmed Şéxo,Eyşe Şan,Şakiro,bunlardan sadece bir kaç tanesidir.Onların hiç paraları olmadı,villaları da, lux arabaları da ve korumaları da olmadı,bir battaniyeye sarılıp ısınmaya çalıştılar,doyasıya yiyecekleri ekmekleri de olmadı ve gözlerini yaşama yanlızlık içinde kapattılar.
Ama onlar, yanlışı ve kötüyü reddederek ve insanlık değerlerini omuzlayarak,doğruluğun ve onurun timsali olarak tarihte hep var oldular ve olmaya da devam edeceklerdir.Onların emeklerini tüketerek palazlanmaya çalışanlar kendi yetmezlikleri içinde boğulacaklardır.
Ünlü düşünür ARISTOPHANES in dediği gibi” sanat ekmek peşine koşarsa alçalır”
İşte bu söz aslında bütünün özetidir…
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
Yazan: firat_penaber Tarih : 2006-10-16 07:15:19 Puan :      |
|
Sevgili DİNO heval.. yazın yoğunluklu ve her satırında sanatçı yapısının sistemle bağlantısı kadar sistemden kopuk misyonu yükleyen ve yüklemesi gerektiği yönlerine vurgu yapmaktadır. BU anlamıyla gerçek sanatçı ve gerçeklikle alakası olmayan sistem çıkarlarının emirerliğini yapan kişiler kolaylıkla ayırt edilebilir.
....................
"Bu nedenledir ki,gerçek sanat ve sanatçı, hep popülist sanatın gölgesinde kalmış ve hakketiği yere gelememiştir.Çünkü gerçek sanatçının yaşama ve insanlığa dair kaygıları vardır.Onlar yaptıkları işi köşeyi dönmek için bir araç olarak görmemişlerdir.Onlar sanat yapmak ve sanatçı olmanın tarihsel misyonunu yerine getirmiş ve ateşi maşa ile tutan değil eli ile tutanlar olmuşlardır.bu nedenle gerçek sanatçıların kendi refahları ve çıkarları için beklentileri olmamış ve yaşamları her zaman bir trajedi içinde geçmiştir.Ama her şeye rağmen yaşama gülmeyi ve anlam vermeyi ihmal etmemişlerdir. " burada gerçek sanatçının ne olduğunu ve ne olması gerektiğini ve sanatlarını gerçekten bireysel çıkarlar peşinde koşmadan yerine getirdiklerini görmek mümkün. Bu anlamda dahada süreğen hale gelecek yazılarınızın devamı bizim bilincimize çok şey katacaktır.
burada bir şey daha ifade etmek istiyorum. Sistem sanatçısı spariş sanatçısıdır. O dönem sistemin yürütmek istediklerini sanatsal açıdan etkileme çabasına girerek o yinden o dönemsel politikalara hazırlar. Ve sanatçı kılıklı o bireyleri medyalarıyla daha değişik reklam araçlarıyla ön plana çıkararırlar. AMa gerçek anlamda sisteme yaratımlarıyla korkutucu ve tehlikeli gelen bireyler ise hep saklanmaya ve tanınmaması için ellerinden gelecek çabayıda sarf ederler. Hatta biraz tanınmaya başladığı an kara çalmalarla tekrardan gözlerden ve gönüllerden, bilinçten uzak tutmaya çalışırlar. BUrada bizlerin biraz görme uğraşı içinde olanların gözden gözüllerden ve bilinçten uzak tutma politikalarının akisne daha bir yakın tutma kaygısı ve bilinciyle bu politikalarını boşa çıkarmaları gerekiyor sanırım.
YAzınız her zamanki gibi bana çok şey verdi değerli arkadaşım saygılarımı selamlarımı sunar ve daha güzel birlikte-li günlere. Ellerine yüreğine sağlık
|
|
Yazan: CiciTerorist Tarih : 2006-10-18 15:31:11 Puan :      |
|
hunermend Dino ve nivîskar firat yazilariniza katiliyorum ama bence eklemediginiz bir kac nokta daha var.Sistemin bunu yaptigi kesin.Unutmamamiz gereken bir sey daha var...bunu yapan sistem amacina fazlaca ulasmis...Sanatin anlamini yitirmis her mikrofonu alan ve gelisen teknoloji ile sesinin rengini degisip halkin önüne teneke bir tepside sunuyorlar ve ortalikta sanatci diye geziniyorlar...Halk bunlari dinlemeye basladigi anda teneke tepsi altinlasiyor..Mesela bizim yayinlarada kiziyorum...her cikana hozan nizanim ci diye altina yazi yaziyorlar..ve hic kimse demiyor hela bunun sesi disinda kac bestesi var..kac söz yazmis..kac sene vermis sanata..insanlarda onlara sunuldugu gibi kabul ediyorlar..isin garip tarafi...sanatci dediklerimizde artik öyle bir duruma gelmiski.....atesi elleri ile aldiklari dönemleri unutmus almislar ellerine bir masa sirf kasetleri satilsin diye sekilden sekile giriyorlar..sizce buda garip bir durum degilmdir???
ha birde söyle bir sey var popülist sanata ayak uydurmak icin kliplerde cok komik bir sekilde ortaya cikiyor..sizden ricam birde su klipleride bir gün ele alin:)
emeklerinize saglikk |
|
Yazan: ceylanpinar Tarih : 2006-10-26 02:25:03 Puan :      |
|
sanat ve sanatci?dogrusu cok genis ve goreceli kavramlar..Sanat, bazi düsüncelerin, amaçlarin, durumlarin ya da olaylarin, beceri ve düs gücü kullanilarak ifade edilmesine ya da baskalarina iletilmesine yönelik yaratici insan etkinligi deniliyor..Sanatı tarif edebilmek çok zordur. Çünkü sanat her insanda başka bir şekle girer. Sanatın bu başka şekilleri doğada tek noktada buluşmaktadır. O da yaşanan gerçeklerdir. Sanatı bu gerçeklerle buluşturduğumuz an sanata ulaşabilir ve sanatı tarif edebiliriz.
Doğada yaşayan insanın var olma çabasıdır sanat. İnsan sanatla var olma niteliğinin doruğuna çıkabilmekte ve gerçekliğini bu şekilde dışa vurabilmektedir. Ama sanatın kapsamı kişinin gerçekliğiyle sınırlandırılamaz. Sanatla insan, evrende var olan her şeyi kendi aynasında renklendirerek dışa vurur. Bu yüzden sanat demek gerçekliği haykırabilmektir.Dinoya katilmamak elde degil,bireyci, ben merkezci, ün ve paraya kavuşmak isteyen sanatçı geçinenler, gerçek yaşamın soytarıları olurken geleceğe sadece yalanlarını bırakıp yok olacaklardır. biji DINOLARIMIZ:))) |
|
Yazan: sebeb_21 Tarih : 2007-02-11 11:39:54 Puan :      |
|
|
ez tu dıştı nebejım du kahramaneki dermane dılanii hozan dino dermanı dermannnnnnnnnn |
|
|
|
 |
| |
|