Özlemin patikalarında
Sonbahar aylarındayız. Ve bir sonbahar gününü düşünün. Maviye uzanan patikalarda ard arda düşmüşsünüz yollara.
Bir sonbahar günü... Eylül ayında. Dağda. Patikalarda yürümek ne ince bir sanatmış. Çünkü tanımak gerekiyor her şeyi. İlk önce kendini, kişiliğini tanıyacaksın. Sonra insanları, toplumu, dünyayı...
Bu patikalarda yürürken bazen ayaklarınız ağırlaşsa da, patikanın sonunda bir buluşmanın olacağını bilmek bazen sizi sizden önce götürüyor içinizdeki heyecan.
Bir an hayal ediyorum. Yürüyorum... Sonra çatallanıyor patika. İzlemekte olduğum patika bir başkasıyla kesişiyor. Hangi tarafa sapacağım bilemiyorum. Sonuçta bu dağlarda tüm patikalar maviye götürür, bazen de kayalıkta biten bir uçuruma... Uçurumu değil, maviyi seçmelisin. Mavi umuttur bilesin. Ve hiçbir zaman umutsuz olma, umut her şeydir.
Yürüyüş devam ediyor. Patikalarda çiçekler görünür boy boy, renk renk ve en çok da mavi. En güzel duygu ve düşünceleri patikalarda yaşarmış insan. Patikalarda duygular hissedersin insanı yakan, insanı öldüren, insanı güldüren...
Günbatımı patikaların ucu bir başka görünür. O an, ortalığı o hüzün mavisi aldığında, kızıla çalan bulutların dağlara yaslandığında bir şarkı mırıldanır her insan sevdiklerinden yana. Ve en güzel şarkılar, en acılı anlar, gözlerini sislendirecek türden duygular kaplar ve de ağlayamazsın, çünkü patika götürür seni.
Sonbaharın son ayları da bir başkadır dağda ve patikalarda. Yürürken patikalarda yaprakların uçması, gelip saçına konması, ya da yürürken çıkarmış olduğu ses... Artık göçüp gider mevsim kışa doğru. Doğa tüm güzelliklerini alır da gider. Sarıyı, maviyi, erguvanları da... İlk kar düşer. Eteklerde seyreder önce, sonra tüm vadileri, dolları, tepeleri ve dağları bir beyazlık kaplar her yeri... Kış gelmiştir. Artık kıştır. Soğuktur. Ayazdır. Poyrazdır. Zemheridir. Soğuğa mahçup düşer tüm topraklar, kar suyu emer ve bahara hırçın bir çocuk gibi ağlar her yer. Her yer yeşile boyanır, şelaleler akar, çiçekler fışkırır toprakta ve her yer bahar olur. Bahar en güzel Kürdistan'da baharlaşırmış. Ve patikalar, en iyi baharda yürünürmüş. Dört mevsimi patikalarda yaşayıp yeni mevsimler yaratanlar yani yürüyenler söyledi...
Görüp de doyamadığım ve hep hayalini kurduğum, anlatmakla da bitiremeyeceğim patikalar... Patikalarını kaybedenlere inat, yeni patikalar oluşturmak için tertemiz bir dünyayı yüreklerine sığdırmış umut dolu gençler, yaşıtlarımız yürüyor bu patikalarda şimdi...
Nedir bu patikalarda bu insanları böyle alıp götüren?
Hiç sordunuz mu? Bu insanlar, yaşıtlarımız neden bu kadar patikalarda yürüyorlar?
Sormamışsanız eğer, şimdi sormanın tam zamanı.
Günlük rutin hayatın dışına çıkın. Tüm bu insan trafiğin dışına, kendinizle baş başa kalacağınız bir ortama çıkın. Trafik sesinin olmadığı, sizi denetleyen şehir güvenliklerinin olmadığı, televizyonun ve tekniğin olmadığı bir yere gidin. Bir ormana, ormandaki bir patikaya çıkın. Çok görmeyin bunu kendinize, sadece sıyrılın biraz yaşanan ve eksilten şehir gerçekliğinden. Özlemlerinizi tazeleyin. Umutlarınıza sarılın. Sorgulayın yaşamı, insanlığı, geçmişi, geleceği... Niçin, nerden, nasıl ve ne zaman geldik buralara diye sorgulayın. Ve tüm yaşananların ve yaşanacakların neresindeyiz diye bir düşünün... Ve yaşama öyle sarılın.
|
|