|
Geçenlerde Londra Gençlik Meclisi’nin II. Kongre’sine katıldım. Kongre birçok eksikliğin yanı sıra umut vaad eden, canlı, heyecanlı, dinamik bir atmosferde gerçekleştirildi. Londra gençliğinin iki yıllık emeğinin ürünü olan Meclis oluşumu Avrupa Kürt gençliği açısından önemli bir örneği teşkil etmektedir. Meclis üyelerinin kendi anlatımı ile bu oluşuma gidiş birkaç sözle tarif etmek kadar kolay olmamış tabii. Tecrübesizlikten kaynaklı zorlanma, yöntem ve araçlardan kaynaklı örgütlenme sorunları vs. noktalarda ciddi zorlanmalar da yaşanmış. Ama sevindirici ve umut teşkil eden nokta bütün zorlanmalara rağmen meclis üyelerinin pes etmeyip, aldıkları kararlarda ısrar etmeleri ve bunun kararlılığını, mücadelesini vermeleridir. Bize düşen de başarı dilemek, selamlamak ve örnek almak kalıyor.
Bu yazıda görüşlerimi belirtmek istediğim ve rojaciwan platformunda tartışmak istediğim nokta Londra Gençlik Meclisi’nin Kongre’sindeki “Sosyalizm gençliğin özüdür, gençlik barışın teminatı, çözümün son sözüdür” şiarıdır. Çok iddialı, radikal ve yerinde bir şiar olduğu kadar, tartışılması, görüş belirtilmesi, gereklerinin de yapılması gereken bir içeriğe ve öneme sahiptir. Evet gençlik kabına sığmaz, yerinde durmaz bir atılganlık ve canlılığa sahiptir. Her insanın arayışlarının en fazla yoğun olduğu dönemdir gençlik kuşağı. Ve her insanın hayatında ‘bahar’ kadar anlamlı, heyecanlı ve derin bir yeri vardır. Ama tabi ’68 gençlik kuşağı ile karıştırmıyorum. Çünkü o dönemki gençlik bütün gelişmeleri peşinde sürükleyen, kasırga estirtebilen bir fırtınaydı adeta. Onun için ’68 Gençlik Fırtınası’ olarak kaldı adı.
Umutsuzluk gibi olmasın ama maalesef içinde bulunduğumuz çağın gençliği olarak sanki bizi biz eden gençlik kimliğimizden uzaklaşmış gibiyiz. Özellikle de Avrupa sisteminde yaşayan gençlik açısından bu gerçeklik çok daha yakıcı. Sanki birşeyler içimizdeki enerjiyi çekiyor alıyor gibi. Hiçbir şey gençlik hayallerinin çalınması, umutlarının söndürülmesi, yaşamın anlamsızlaştırılması kadar tehlikeli değil. Gün geçtikçe etrafta hayalleri çalınmış, gözlerindeki ferleri söndürülmüş gençlik yığınları çoğalıyor adeta. Ne kadar da ağır geliyor anlamsızlaştırılan-anlamsız bakışlar, bitakat kalmış çaresiz bedenler. Diğer taraftan ise, sanal alemin tuzağına düşmüş, ahlaki çöküntüyü ve çeşit çeşit bunalımı yaşayan, etik değerlerden yoksun, hiçbir şeyle tatmin olmayan gençlik. Evet gençlik sunulan ile tatmin olmamalı, çılgın gibi ‘yeniyi, iyiyi, güzeli’ aramalıdır. Ama pusulasını doğru ayarlamalı, arayışlarının istikametini iyi belirlemelidir. Aksi taktirde yolun sonundaki uçuruma düşebilir ve uçurumdan kurtulmak kolay olmadığını biliyoruz hepimiz.
Sonuç itibari ile, Kürt gençliği olarak kendimizi başkalarına benzeştirmek, enerjimizi sistemin menfaatine harcamak zorunda değiliz. Birçok Avrupa toplumu gençliği de dahil ciddi bir bunalımı, yozlaşmayı yaşamaktadır. Unutmayalım ki, ne kadar başkalaşırsak da, ne kadar başkasına benzeşsek de, biz biz olarak, kendimiz olarak kaldıkça dikkate alınabilir, irade olabilir ve özgür bir geleceğin patikasında yol alabiliriz.
Evet tartışalım, yeni bir ’68 ruhu’ ile yeni bir ‘fırtına’ estirilemez mi? Bana göre Kürt gençliği örgütlülüğünü sağladığı taktirde hem sürece hem dünya gençliğine öncülük edecek potansiyeli taşımaktadır. Ne dersiniz daha anlamlı bir yaşam, iradeli bir birey yaratmanın kapılarını aralayamaz mıyız? Yanlış anlaşılmasın, sadece tartışmak, birşeyler söylemek ve yazmak bana çok ağır geliyor ve rahatsızlık yaratıyor. Maksadım perspektif vermek, akıl hocalığı yapmak değildir kimseye. Ortak tartışalım istedim. Tartışalım, konuşalım ortak sonuçlara varalım ve o sonuçların gereklerini de pratikleştirelim. Yani söz ve eylemimiz bir olsun, ancak böyle anlam kazanabilir tartışmalarımız. Bence süreç ‘fırtınalı’ bir gençlik müdahalesini gerektiriyor, hem de peşinde binlerce kitleleri sürükleyecek, bütün ters konulmuş taşları yerinde oynattıracak ve o taşları doğru bir biçimde tekrar yerine koyacak türden yani.
Diğer bir konu ise, genel gidişat ve özgürlük mücadelemize karşı tasfiye-imha yönelimleridir. Ateşkes sürecinin kalıcı barışa dönüşmesi için gençlik misyonunu oynamalıdır ama varolan tehlikeleri de gözümüz ve zihnimiz açık görmeli ve tetikte olmalıyız. Halkımıza ve gerillamıza yönelik provoke edici yaklaşımları Kürt gençliği çok iyi görmeli ve sessiz kalmamalıdır. Çünkü sessiz kalmak ölüm, sessiz kalmak ihanettir. Her yönelime karşı demokratik tepkimizi göstermeli ve misilleme hakkımızı sonuna kadar kullanmalıyız. Evet tartışalım gençlik “barışın teminatı çözümün son sözü” olabilecek mi? |