|
Çoğu zaman kendimize ve çevremize şöyle söylemişizdir, eğer hayatı ve duygu dünyamızın gelişmesini istiyorsak okumamız gerekiyor. tabi bu düşünce biçimi kimimize çok analitik gelirken, kimimize yaşam yalnızca okumanın sınırlarıyla örülmemeli düşüncesini getirmiştir.
Peki bizim gibi toplumlarda okumak ne anlama geliyor. Şöyle bir söz çokça kullanılır. Oku adam ol. Okumak ve adam olmak aynı anlamda kullanılır. Adamla insan kavramının tarih içerisinde özdeşleştirildiği gibi okumak da erkekle özleştirilmiştir. Tabi toplumlara göre okumaya ve yazmaya yaklaşım ve ele almalar gelişirken aynı zamanda toplum içerisinde cinsiyete göre de okuma politikası geliştirilmiştir. Bir taraftan devlet eksenli bir politika uygulanırken diğer yandan yine devletin politikasının sonucu kendisini yenileyemeyen cağa ayak uyduramayan ve feodal yapılanmadan kaynaklı ciddi bir engellemeyle karşı karşıya kalan genç kızlar olmaktadır.
Devletin bin yıllardır kendi dayanaklarını güçlendirmek için en sağlam ve istikrarlı yaptığı şeylerden biri devlet okullarında kendi bilimini ve yapılanmasını oluşturmak için belli ölçüler çerçevesinde bir gelişimi sağlaması olmaktadır. Yani okumak Sümer toplumundan günümüze kadar resmi devletler yoluyla insanın bireysel kariyer sağlamak amaçlı ön plana çıkarılmıştır. (Tabi halkın ve gençlerin her şeye rağmen düşünme ve bilimsel tartışma mekanlarına dönüştürmesi ve devlete en güçlü muhalefet de bu mekanlarda gelişmiştir.) Bir yandan kendi resmi ideolojisini oturtmak için tartışma ve demokratik mekanları sınırlarken diğer taraftan da temel yaşam ölçüsü olarak resmi okumayı insanlara kabul ettirir. Aynı tip düşünme ve yaşama biçimi olarak dayatılmıştır. Tüm bunların yanı sıra toplumumuzun eril biçimde sürekli gelişmesi de bununla bağlantılı gelişmektedir.
Toplumun yarısı hatta yarısından biraz çoğu olan kadınların topluma katılımları bir nevi bu yöntemle engellenmektedir. Pasif konumda bırakılmaktadır. Şu an içinde yaşadığımız süreçte dahil olmak üzere toplumun büyük kesimi dilsiz bırakılmıştır bu politikayla, yaşama seçenekler dahilinde katılımı engellenmektedir. Sınıflı toplum içerisinde seçenekler özgür biçimde gelişmese de toplum ve aile içerisinde kapalı mekan dan bir nevi çıkmasını ve toplumla yüzleştiği oranda kendisine yeniden yaşam katılımı gerçekleştirme fırsatını yakalayacaktır. Toplumların gelişmişlik düzeyleri fırsat eşitliğiyle kıyaslanır. Genç kadınların bu anlamda toplumsal fırsatlarda oldukça geride bırakılması ciddi bir mücadele gerekçesidir.
Okumak varolmaktır
Toplumsallığın temel örgütleyicisi kişilik gelişimlerinden tarihte olduğu gibi şimdide uzak tutulmaktadır. Topluma karışması ve kendi yaşamını idame etmesi için temel insani ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Bunun başında da okumak gelmektedir. Burada kastımız yalnızca resmi okullarda okumak değildir. Zaten o biçimde ele alınması başlı başına yukarda belirttiğimiz biçimde toplumun gelişimini yalnızca bir noktadan ve bir çerçevede ilerletmek olmaktadır. Burada anlaşılması gereken insanların ihtiyacı çerçevesinde ve demokratik biçimde bilimsel eğitimidir. İnsanların resmi okullar dışında kendi özgür seçeneğiyle kendisini geliştirmesidir.
Zaten bunun gelişmesi durumunda cinsler arasındaki dengesiz eğitim hatta kadının yaşama katılımındaki niteliği ve doğalitesi acığa çıkacaktır. Kendi iradesi ve bilinciyle kendisini donatamayan hiçbir canlı ve varlık sapmalardan kendisini kurtaramayacaktır. Genç kadın içinde oldukça belirleyici bir durum arz etmektedir. Biraz yoğunlaştığımızda da görüyoruz ki toplumun bir tarafı her zaman sakat kalmıştır. Tabi bunları belirtirken tüm toplumsal gerilik ve çıkmazların sadece ve sadece okumakla hele resmi okullarda okumakla geçeceğini belirtmiyoruz. Ancak şunu da kabul etmemiz gerekiyor ki toplumsal gelişimlerin dünyayı tanıma, tarihini bilince çıkarmayla gerçekleşiyor. Bu açıdan toplumsal mücadeleler de kadın gelişiminde okumanın ve tartışmamanın düzey kazandırdığı bir daha gözler önüne sermiştir. Bu gün Kürt kadınlarının geldiği düzey okumayla tartışmayla daha da derinleşmiş ve kendi yaşam teorisini gerçekleştirmesini ortaya çıkarmıştır. Yani okumanın cinsiyetleştirildiği bir toplum da yapılması gerekenlerin her zamankinden zor olduğunu görmek gerekiyor. O nedenle özelikle kadınların kendi felsefelerini gerçekleştirmeleri için çokça okumaları gerekiyor. okumanın toplumu ve insanı insan yaptığını anlatana kadar. okumanın adam değil, insanı insanın yaşamına anlam katmak için temel ihtiyacı olduğunu anlatana kadar, okumanın var olma olduğunu kavrayana kadar okumak olduğunu okuyana kadar. |