| |
| Eklenme Tarihi: 18.12.2006 Saat: 21:29 |
|
|
Kül susuşlar ve kandan gözyaşlarıyla kaderi yazılan bir kentin hikâyesi çocukluk ardı yalnızlıktır. Çünkü yalnızlık; acının tomurcuğundan rengini alarak yazdırır kendini yaşayacaklarımızın defterine. Ve yalnızlığımın dudaklarından yabancı iki sözcükle seslensem desem ki, zamanlı ya da zamansız şuursuzluğumun bulutlarından yağan günahlarım, o mahsumane düşlerimle, yenilgilerim, çocukça sevinçlerimle sıkıca kucakladığım zaferlerimle beni anlarmısın. Bu gece dolunayın dokunduğu titrek hüzünleriyle yıldızlar altında sıkıntılarımı kutsal ekmek gibi bölüştüğüm gece… Sürgün yüzümle buluştum hep rastlantılar sonucu. “hala damarlarımda deliliğin nikotini” ve kalbim bir kuşun sığındığı mevsimde unutulmak istenen tarihsel anılarda göçebe. Göçebe desem de yurdunu şarkılara teslim etmiş, rengini mateminden alan bir kimlik. Dolunay, Titrek yıldızlar Ve dudağımda yarım yamalak mırıltılar… Dolunay; ağlamaklı dokunuşlarımdan belli hiçbir harfin rızası olmadan konuk olmaya gitmedim. Zaten ne zaman bir harfi anlamadan ilişsem çıldırmış uzakların yelkeni açılıyor içimde. Bütün yollar beni çağırır, kimsesizliği avuçlarıma tokuşturarak. İşte o zamandır kalbimin olmadan yüzümü toplayamadığım an… İki sözcük Nefes nefese kalan mecalsizliğimle sığdırmaya çalışırken her şeyi iki sözcüğün büyüsüyle… ve sonra iki sözcüğün boyutlarında eriyorum. Nem kokan duvar, soğuk kâğıt, dirseklerimi dayadığım masa mekanizma hızıyla çarpan yüreğimden öte hiçbir şey hissetmeden sadece dayandığım kendimin yığılışında, düşlerime ibadetimle, önemsemediğim yalanların yakamı sarsmasına aldırmıyorum desem; anlarmısın. Artık yokum kitaplarda ve suyunu çekmiş gülmelerde kandırmaların seansları. Özlediğim sevgilerin peşinde çocuk kalarak büyümek tek tutkum, korkusuzluğum ve asiliğe dair tescilli yeminim.
Dolunay
Işıklı ellerinde sızı içinde suskun dize Kör sokaklar ve yalancı gölgeler Uyuma şimdi Yürek hıçkırığında donar yüzüm Fısıltı gibi vedasız gider gece Gecede utanan çıplaklığım Tekil konuşkanlığım duymazlığım kalır
Ah dolunay
Susayınca sıcağa ateş Zamanın denizine düşen bir gül nedir Bir ünlem olsam da kara satırların içinde Neye yara dudaklarım kelimelerin dilini öğrense de Ve ışık yoksa ne anlamı var Dolunay Gece bitse de şimdi uyuma Kalp hıçkırığında donar yüzüm
Güvenerek baktığım gözlerde tutuşan bedenim. Ve tuttuğum her elden ruhuma tırmanan anlık hayatlar. Değersizliğin tanımına dökülen hafif ve fazlalık, atımlık anılar. Sevgi diyordum; beni akılıca ve rengiyle, yüreğimle yaşamaya daldıracak, bitimsiz sıcaklığıyla, yaşıyorum, yaşadım dedirtecek ve o inanılmaz sahiplenme gücüyle gözlerimden ışıltıyı eksik etmeden çevreleyecek kutsal duygu. Eksik ve tüketen sevgilerden arta kalan güvensizliğe gömülü bir ben. Arzuladıklarımdan, umduklarımdan çok bana kalan hüzün kırıkları ve karamsarlıklarım. Durağan bir durakta terk edilmişliğin gözetiminde, yetinmelerin bozmaya dair dönen yelkovanı kanatıyor bakışlarımı ve acırken çarpan kalbimi. Öyle ki, kalbim ve bakışlarımdı benim bütünlüğüm, ikisi e inzivada. Beni kendime terk ettim, ruhu çalınmış yorgunluklarda. Alnımı dayadığım pencerelerde, yollar bile sonuna hasret kalırken, beni kalbimin şefkatine hükümlü kıldım. Ve sarhoş adımlarda ayık düşünüşülerle uslu ve dingin panolara astım suretimi. Şimdi desem ellerimi tutup kalbimi duyduğunda beni anlarmısın.
Dolunay, Titrek yıldızlar Ve dudağımda yarım yamalak mırıltılar…
Ah dolunay
Susayınca sıcağa ateş Zamanın denizine düşen bir gül nedir Bir ünlem olsam da kara satırların içinde Neye yara dudaklarım kelimelerin dilini öğrense de Ve ışık yoksa ne anlamı var Dolunay Gece bitse de şimdi uyuma Kalp hıçkırığında donar yüzüm
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
Yazan: diyarr_newal Tarih : 2006-12-18 21:43:39 Puan :      |
|
|
Keşke hiç bitmeseydi bu yazı; kana kana okudum, birazda kanatarak yaralarımı. Bilirsin, yaraların üstünü örtmüşse ihanet, aldatma, bencillik, işte o zaman yaralar kapanmıyor. İlk günkü gibi taze akıyor kanı ve kalıyor pıhtısı. Taş misali kalplere, örümcek misali kafalara değmesin sevgi; değmesin ki hep dolunay olsun, "gece bitsede." |
|
|
|
 |
| |
|