|
"Siyasette Kıvırma Teknikleri ve Yalan Söyleme Sanatı" diye bir ders olsa, ve ben bu dersin hocası olsam, Tayyip beye yüz üzerinden elli verirdim. Elli, çünkü çok iyi yalan söylüyor; ama kıvıramıyor. Bakın şimdi:
Amed'deki konuşmasını canlı yayında dinledim. Eveleyip geveleyerek, “anneler, babalar çocuklarınızı teröre kaptırmayın!” gibisinden bir ifade kullandı. Kullanır kullanmaz yanımdaki gazeteci bir arkadaşa, hayal kırıklığına uğrayarak “iş yapmaz bu adam” dedim. Aslında bu ifade PKK ve Sn. Öcalan’ın inkarıyla yola çıktıklarını görmek için kafiydi. Ve bu konuşmanın Gencay Gürsoy gibi aydıncıkların gazıyla yapıldığı söylendi; mantıklı, çünkü insan ancak kendi düşüncesi ve projesi olmayan konuların takipçisi olmaz, olamaz. Ki zaten ne söylediğini şu an hatırladığını sanmıyorum. Anlaşılan denildiği gibi eline bir metin tutuşturulmuş ve o da 23 Nisan'da şiir okuyan çocuk gibi ezberleyerek okumuştur. Ezberini bozmasaydı bari.
Tayyip Bey’in Amerika’da söylediklerine bakın hele: 'Kıbrıs’ta Türkler için istediklerinizi kendi ülkenizde Kürtlere tanıyor musunuz?’ sorusuna “Türkiye’de Kürtlerin hak diye bir sorunu yok. Şu an parlamentoda 50’ye yakın Kürt kökenli milletvekili var. Türkiye’de etnik kökenlerin haklarıyla ilgili sorun yok. Ben Rizeliyim ve Türküm, eşim Siirtli ve Arap kökenli. 29 yıldır hiçbir sorunumuz yok."
Bu sözler bir gazetecinin, "Kıbrıs’ta Türkler için istediklerinizi kendi ülkenizde Kürtlere tanıyor musunuz?" sorusuna Tayyip beyin verdiği cevaptır. Daha önce de “düşünmezseniz Kürt sorunu yoktur” demişti. Düşünebildiğince varolmaya çalışan Tayyip bey adım adım siyaseten yok oluşunu düşünmeye başlasa partisinin selameti açısından iyi olur. Bakınız ve değerlendiriniz: MHP ve DSP neden oy patlaması yaptılar ve son seçimde neden barajı aşamadılar? Tabi ki niye olduğunu biliyorsunuz; biliyorsunuz da, dü-şü-ne-mi-yor-su-nuz! Ayrıca o bahsettiğiniz 50 milletvekilinin hiçbiri Kürtlerin vekili değil ve siz, sizin Meclis Başkanınız, halkın temsilcilerinin, belediye başkanlarının randevusunu kabul etmediniz. Bu sizin utancınız ve temsil ettiğiniz hükümetin yüz karası olarak hafızalarda yer bulacaktır.
Ne komik değil mi? Türkiye'de Kürt-Türk-Devlet-Ordu-Siyaset ilişkisine eşiyle 29 yıldır sorun yaşamamasını moda mod örnek gösteriyor ve kendini cevap vermiş sayıyor. Şimdi Tayyip bey bu cevabıyla topu son anda çizgiden çıkardığını (kıvırdığını) sanıyor. Hani eski futbolcu ya, o bakımdan... Ama top artık sizde değil Tayyip bey; siz bu riyakarlıktan sıyrılıp Ağar kadar bile cesaretli olmazsanız, hem de % 35'lik bir oy ve tek parti iktidarıyla, o zaman top fileyi delerek gol olur ve maalesef fileden çıkan top tribünlere gider. Maazallah, o zamanda birilerinin canı yanar. Ha bir de, hani eşiniz Kürt’tü? Bak sen Allah’ın hikmetine; siyaset adamı Kürt’te yaparmış, Arap’ta…
Yapmayın beyler! Bu sorun daha fazla acı üretmesin. Bakın ateşkes büyük bir fırsat. Türkiye ancak Türk ve Kürt’ün demokratik birliğiyle güçlenebilir. Başka yerde çözüm aramayın. Çözüm burnunuzun dibine kadar geldi; DTP’li seçilmişler Ankara’ya yürüdü. Ama randevu verilmedi. Ne diyelim? Sizler bu zihniyette ısrar ettikçe tükeneceksiniz. PKK’siz ve Öcalan’sız çözüm olmaz, bunu anlayın. Bunu anlayacak ve öyle siyaset yapacaksınız. Yoksa mı? Yoksa siz, ölecek tüm insanların katili olacaksınız.
Barış olsun beyler! PKK ve Sn. Öcalan Türkiye’nin aleyhine hiçbir şey istemiyor. Gayet makul çözüm yolları sunuyorlar. Bu, Ağar’ca ve kimi köşe yazarlarınca anlaşılmış görünüyor. Siz de anlayın beyler! Sonunuzun siyasi partiler mezarlığı olmasını istemiyorsanız ve Allah’tan korkuyorsanız son vereceksiniz bu kirli savaşa. Lamı cimi yok bunun.
Ankara yürüyüşü yapan DTP’li seçilmişlerin Meclis Başkanı Arınç’tan talep ettikleri randevu kabul edilmemiş ve sanırım sadece vekillerle bir görüşme yapılmış. Yapılan hakarettir. Dünyanın bir başka yerinde böyle bir durumun yaşadığını sanmıyorum. Olsun, DTP sesini, halkın sesini öyle yada böyle duyurdu. Kulaklarını kapayanların aslında kulakları çınlıyor şimdi; halkın PKK ve Öcalan’ı sahiplenme gerçeğinden kaçamayacaksınız, bunu anlamanız siyaseten önünüzü açacaktır.
Şimdi Tayyip bey Kasımpaşalı, anladık. (Bizde Qırıx'ız, bakalım ne olacak!) Ya siz Bülent Arınç bey? Neden randevu vermediniz? Sıktı mı? Sıkar tabi. Halk geldi halk, halkın temsilcileri! Günahlarınızla yüzleşseydiniz ya, fena mı olurdu? Aklıma vali olup adam olamayan oğlun ve babasının hikayesi geldi. Biri başbakan, diğeri meclis başkanı; ikisini alın, birbirine vurun, hatta bunlara Deniz Baykal'ı katın, yine de bir tane Altan Öymen etmezl
|