|
TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın nereye giderse gitsin orada Kürt sorunuyla ilgili yüzsüzlükleri ‘yüz’lerine vurulunca verdiği klişe cevaplar artık gına getirdi.
Bu kadar ciddi bir meseleye böyle hafif, aptalca bir yorum getirilemez yani.
Amerikalı gazeteci öyle güzel bir soru sormuş ki, Tayyip ansiklopedilere sığacak kadar konuşsa bile AKP hükümetinin pratiği o bir cümlelik soruyu yanıtlamaya aciz kalır.
İşte “Kıbrıs’taki Türkler için bahsettiğiniz hakları Kürtlere niye tanımıyorsunuz?” diye sorarlar böyle adama.
Velhasıl konuya gelelim:
“Kürtlerle bir sorunumuz yok!” konusunda en çok değindiği iki nokta var Tayyip’in:
Birincisi, meclisteki 50 kadar ‘Kürt!’ bakan ve milletvekilleri...
İkincisi, Siirtli karısı...
Daha 15 yıl öncesine kadar zaten Kürt olmadığı için hakları da yoktu, sorunları da olamazdı zaten!
Sonra bu Kürt nemenem bir şey ise bir anda bırakın varlık yokluk tartışmasını, iş kız alıp verme boyutuna geldi yani. (Kız alıp verme kavramı da kadınların iradesizliğini gösterdiği için hoş bir deyim değil ama konumuz feminizm de değil. Şimdilik geçelim.)
DTP’yi hedefleyen yüzde 10’luk baraj olmasaydı Erdoğan’ın bahsettiği meclisteki 50 Kürt milletvekilinin kaç tanesi meclise girebilirdi ve bu insanların bölge halkını temsil etme düzeyleri nedir, bu ayrı bir tartışma konusu...
Hakkari milletvekili Esat Canan gibi bir iki isim dışında bu kerameti kendinden menkul 50 ‘Kürt’ milletvekilinin çoğu da kendi halkının ortak emeğinin ve mücadelesinin ürünü olan Roj TV’nin kapatılması için kraldan daha kralcı tavırlara bürünen, Türkçe konuşmasını bile beceremeyen Abdulkadir Aksu gibi hakkını isteyen halkının mücadelesine düşman ihanetçi kesimdir.
‘Kürt Sorununda Çözüm Konferansı’nda yazar Perihan Mağden ilginç bir belirlemede bulundu.
"Türkiye'de Ermeni meselesi yok. Hırant Dink meselesi var. Çünkü Ermenilerin haklarını bir tek o savunuyor."
Ve burada Hz. Ali giriyor araya:
“Haklıyken boyun eğersen hem hakkından olursun hem de şerefinden...”
Yani Tayyip’in ikide bir bahsettiği bu ‘Kürt’ milletvekilleri, bırakın haklı oldukları halde boyun eğmeyi, boyun eğmeyenlerin boyunlarını vurdurmak için ağızlarındaki salyalarla havlayıp efendisinin kemiğine talim etmiş köpekten bile daha beter konumdadırlar.
Tayyip’in belirttiği diğer bir husus da memleketinin insanını kendisi şahsında bu kadar küçük düşürdüğü halde nasıl oluyor da bu adamı boşamıyor diye şaşırdığımız Siirtli Emine Erdoğan...
Emine Erdoğan bir Arap...
Ama diplomatik söylemlerde kendisinden sürekli örnek verilmesinin nedeni Kürdistanlı oluşudur.
Sonuçta Kürdistan sömürgedir.
Sömürgeleştirilen bir ülkenin sadece bir kesimi değil, oradaki bütün insanların tek tipleştirilmesi öngörülür.
Ki, Tayyip’in de Kürt olmadığı halde Siirt Araplarından olan karısından örnek vermesi de bunu gösteriyor.
Bunlar bir tarafa da, şimdi Tayyip-Emine Erdoğan çifti evde iyi anlaşıyorlar, evlilikleri çok güzel gidiyor diye TC devleti ile Kürtlerin arasındaki sorunu yok mu sayacağız yani?
Gülelim mi ağlayalım mı bilemiyorum valla.
Tayyip Mersin’de kendisini protesto eden ve “anamız ağlıyor” diye feryat eden bir çiftçiye “ananı da al git buradan, terbiyesiz!” demişti.
Bence birilerinin artık Kürt sorunu gibi bir meseleyi böyle hafife alan bu zata “karını da al git!” demenin vakti geldi.
Yoksa bunların evlilikleri ocağımıza incir ağacı dikecek! |