Mahmut Aslan
Mahmut Aslan“Bilge, Entellektüel” ve Bukalemun
Cemil Bayık
Cemil BayıkÊrîşên dewletê nîşaneya têkçûna wê ne
Kakşar Oremar
Kakşar OremarSeyîd Rizayê Dêrsimî wiha gotibû...
Erkan Kobanlı
Erkan KobanlıKürdistan'da ki AKP'li belediyeler piyondur!
Selahattin Erdem
Selahattin ErdemYerel seçim
Songül Beyazgül
Songül BeyazgülYine bir Güney klasiği mi?
Ahmet Dere
Ahmet DereErdogan har bûye
Rotînda Yetkîner
Rotînda YetkînerDevşirmeler Insanlığın başına beladır
Serbest Rêzan
Serbest RêzanKî Dibêje Başûr bê Deng e?
Günay Aslan
Günay AslanDiyarbakır savaşları
Mehmet Sögüt
Mehmet SögütTekçilik ve Türkiye gerçekliği
Mizgîn Bîngol
Mizgîn BîngolCîhan, Obama û tirk
Cemo Devrim
Cemo DevrimSAVASMALISIN !!!
Kasım ENGİN
Kasım ENGİNOmurgasız Bir Kişilik, Mukallit Erdoğan
Ahmed Aktaş
Ahmed Aktaş‘...(Kurd) derkevin biçin...’
Özgür BİLGE
Özgür BİLGEHa Beyrut kasabi Şaron,ha Kürdistan kasabi Qerdoğan
Fırat Penaber
Fırat PenaberŞiirlerim kadar eski/ kalbim kadar yenisin
Mîr Qasimlo
Mîr QasimloAlastina rastiyên veṣartî (1)
Nurhak Erdal
Nurhak ErdalİKİNCİ 5 KASIM DÖNEMİ
Konuk Yazarlar
Konuk YazarlarDawî nêz dibe, dijmin hartir dibe
Hozan Dîno
Hozan DînoKÜRT MÜZİĞİNİN TARİHSEL DİRENİŞİ
Abdullah Öcalan
Abdullah ÖcalanEn Etkili Birey Herkese Bir Şeyler Verendir
Mihemed ORHAN
Mihemed ORHANDewleta Tirk Hertim Dixwaze Raya Giştî Bi Xapêne
SONGÜL BEYAZGÜL
 SONGÜL BEYAZGÜL ‘Her şehit için bir DTP’li öldürülmeli’
Mahir Deniz
Mahir DenizFELSEFEYE GİRİŞ -17-
Hemîd DILBIHAR
Hemîd DILBIHARŞEVA ÇÛYÎ
Ömer Dilsoz
Ömer DilsozHer însan siwarê hêviyên xwe ye
Ülkem Zeremya
Ülkem ZeremyaEBEDİ KOMUTAN’A
Teman Dep
Teman Dep1 HAZİRAN KADIKÖY MİTİNGİ, ÖLÜM DEĞİL ÇÖZÜM VE MEDYA
Siyamed Sipan Uğurlu
Siyamed Sipan UğurluNobedarên Azadiyê
Ömer Yüce
Ömer YüceAvusturya’nın Graz kentinde Amara Gençlik Festivali heyecanı başladı.
Halil Uysal
Halil UysalEylül…
Hayri Cewlik
Hayri CewlikBir Newrozun Anlattıkları
RC TEC
RC TECBu Haftaki Oyunumuz : Icindeki Dj
Berfîn Dilav
Berfîn DilavYüreğin Aydın yaşamın Yılmaz dı senin
Umut Özgür
Umut ÖzgürGÜNEŞİN GERÇEK SAHİPLERİ
Sedat İnci
Sedat İnciDağlara nakış ettik izlerimizi
Mehmet Mekin Yıkın
Mehmet Mekin YıkınKürt basını üzerine bir kaç söz
Zana-Qenco
Zana-QencoOPERASYON ve GELİŞMELER
Polat Can
Polat CanGERYANEK DI CÎHANA WÊJEYA NÛJEN YA KURDÎ DE
JÊHAT BÊRTÎ
JÊHAT BÊRTÎAnlatılması zor anlar
Rızgar Azad
Rızgar AzadŞaşırmayın; yanlış yapmayın!
İbrahim Güney
İbrahim GüneyEy TC! Senin gücün Kenan Güzel'e yetebilir mi?
Mehmet Alagöz
Mehmet AlagözUluslaşma ve Sanat
Firaz Baran
Firaz BaranBüyükanıt'ın yaptıkları
Hevîdar Munzur
Hevîdar MunzurTîrêjên Roja me îro ji herdemê geştirin
Argeş Arjin
Argeş ArjinGençlik eyleme, zafere....
Remzi Zilan
Remzi ZilanÖzgürlüğün Dili: ÇIĞLIK !!!
Cudi Arif
Cudi ArifÖzlemin patikalarında

 
YİTİKLİĞİN AĞIDI



Yazar Adı: Fırat Penaber


Yazarın Tüm Yazıları

Eklenme Tarihi: 24.12.2006 Saat: 23:14

Yabancı Yalnızlık---
YİTİKLİĞİN AĞIDI


Gri Perçemi gözlerine düşmüş bir sabahtan arta kalan günlerin hatırı... Ya beni öyle dikkate alarak karşıla, ya fi tarihinden birine benzet, yada tesadüflerin bir adağı sayarak tanı. İstemlerimizin sınırlarını ihlal ederek varlıklarıyla hayatımızı ete kemiğe kavuşturan tüm sonuçlar gibi beni de bir sonuç say, kaderinin eşiğine kadar yanaşan.
Küçük mutluluklarla çizdiğim hayallerimle, sahibi olduğum ve avuntularla günün perdesini çektiğim çocukluğumu ver bana diyorum. Acıdan uyuşmuş bir gülümsemeyle derinden nefes alıp, bom boş bakarak gözlerime, parmağını dudaklarına götürüp bir sus işaretiyle anlatmak istediğin neydi, kalbime kor ateşler salmakla?

Suskunluğum, suskunluğunun yaralı şarkısında üşüyor. Yalanların günahlarından, kimliğimi yedi sırrın düğümüne sarmalayıp kaderinin insafına mülteciyim. Sense bana denizlerin gözyaşlarını veriyorsun, dağların kazınmış çığlıklarını, sense bana duvarlarda yılların manasızca sarnıçlara doluşmasına, solgun renkli bakışlarla yanıtlar bırakıp başkaldıran resimlerin ahını veriyorsun. Sen ki dünya bir yana sen bir yana dediğim yanıtım; yabancı yalnızlıkların adresini tarif ediyorsun suskunun kalbine hançerini saplamamakla.
Aslında bende sustum. Bütün yanıtların düğümü suskunluğun kendisindedir.
Sus, değmez, işitilmez, anlaşılmazın tekisin.
Ve beklide nergislerini bırak aslında çoktan gömdüğün kelimelerinin başucuna ve sonra... arkana bakmadan yürü. Bekli de bile bile hançerini sapla kelimelerinin kalbine diyorsun.
Can çekişen eller vardı. Sevgiye dokunmayan kalpler... Hep yalanın ırmaklarından ıslanan dudaklar vardı, bütün ırmakları kirleten.
Can çekişen eller...Göz altına alınan arzular...Unutmak mı dır insafsız olan, yürek midir istikrar bayrağını elden düşüren. Tapılan bir sevginin yanı başında zehir zemberek sızılar...
Soluğum akşamın ensesinde. Bu şehrin ucubeliğine dualar okuyorum çıplak öfkemle, gazapların hiddeti acısın diye. Ölülerle konuşuyorum, kol kola dolaşarak eskinin doyumsuz labirentlerinde onları ışık belleyerek. Tütsü kokusunda yayılıyorlar bulaştığımız mekânlara. Gövdelerine isimlerimizi kazdığımız boynu bükük ağaçların diplerinde dinlenerek artık tenine kırışıkların düştüğüne ve saçlarının ağardığına inandığımız hayallerimizin gençliğini anlatıyoruz birbirimizin dudaklarından kelimeleri aşırarak. Birbirimize gülüyoruz özlemle koklayarak, bizde hiç eskimemiş şakalarımızla gözlerimizden yaş gelinceye değin. Ve çok güldüğümüzden başımıza bir şey gelecek diye korkuya kapılmadan.
Her şeyi kendi ellerimizle kusursuz yarattığımız bir esnada kayboldun. Ürkütücü karanlıkların parmakları dürterek beni kendime çağırır, kendi çağıma. Ardında kuru yapraklar ve gözyaşıyla çiçekleri büyüyen, otları yeşeren toprak, şarkılar kalır. Kalabalıklarda birbirimizin gözlerinde acılarımızı anımsamaktan korktuğumuzdan geçiyoruz, saçları ağaran hayallerimizle birbirimizi tanımamazlığa vurarak. Ensesinden kucağına yağmur doluşan geceleri anımsatıyorlar bana, özlem kokulu selamları... Soluğum kesilinceye değin akıttığım gözyaşlarımı ve kelepçelenmiş çaresizliklerimi. Ve yalnızca bizleri ahlarımızı sarlamayarak bizleri anlayan o işkencelik anları....
Bende hiç büyümedin, yaşlanmayan, uyumayan ölüde saymadım seni. Bulutların beyazı değince sarı ışıklarına güneşin ve gülümseyince o huzur veren renkler dalgınlığımda... yıldızlar damlayınca içime ve fışkırınca bir çocuk sevinciyle sabah, orada buldum seni omzumda hala hissettiğim ellerin hayat derslerini değeri tanımsız armağanlar gibi bırakırdı bana. Öyle düşerdim yollara korkusuz ve minnetsiz. Şimdi senden aldığını seni anmadan tüketen hoyrat ve çirkin çığlık müsveddeleri ruhen ne kadar fukara olduğunu görmeden yalancı ve yabancı yalnızlık rolüyle büyüyor. Sen affeder misin bilmem ama ben içimde bir nefret çiçeğini suluyorum gün ışığıyla her sabah. Ve ne kadar acı dudaklarına götürdüğün parmaklarını seyrederken batıyor günler sonra içimin hıçkırığında üşüyor akşam. Diğer elin hala omzumda.

YAZDIR Yazdır     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
 
Seçenekler
   Çıktısını Al
   Arkadaşına Yolla
   Köşe Yazılarına Dön

Arşiv
·Şiirlerim kadar eski/ kalbim kadar yenisin
·ŞİMDİ DALMIŞIM
·ADINA BAKMADAN KIRDILAR ELLERİMİ
·TOPRAK TINILI ŞARKILAR
·ÖZLÜYORUM
·GÖZLERİNDE ÖLÜNCE
·Bulutları arala
·Her yazı kayan bir yıldız
·ADINI SEN KOY
·YÜZÜM YOK KALBİM DARAĞACI

© 2004 Rojaciwan.com
Bütün HaberlerTürkce HaberlerNuceValid robots.txt


English: All the comments, articles and other contents are property of their owners.
German: Die Artikel und Kommentare sowie Foren- und etwaige Chatbeiträge und alle anderen Inhalte sind Eigentum der Autoren.
Turkish: Rojaciwan sitesi özgür bir tartışma platformu olup, sitemizde yayınlanan bütün yazılardan, yorumlardan ve hernevi multimedia dökümanlarından sahipleri sorumludur.


Sayfa Üretimi: 0.250 Saniye
SQL: 26
Rojaciwan Theme by Rojaciwan Webtasarim.