|
Hizbullah yeniden hortlatılıyor.
Bu korkunç bir oyun.
Ve örgütlendikleri alanlar, Kürt özgürlük mücadelesinin en çetin verildiği şehirler.
Diyarbakır...
Batman...
Cizre...
Van... vs.
Bu örgütün neden örgütlendi(rildi)ğini anlatmaya gerek yok.
Amacını da...
Halkın dini duygularına kan û vahşet bulaştıran bu imansız, merhametsiz, bağnaz hareket örgütlenme zemini olarak da ‘yardımlaşma ve dayanışma’ noktasını esas almış.
Irkçı sistem açlıkla terbiye ederken, onurlu yurtsever halkımızı da namertlerin sofrasına itmeye çalışmaktadır.
Gençliğin toparlanma vakti gelmiştir!
Burada halkımızın ve yiğit gençliğimizin direnişçiliğini, onlara prim vermeyeceğini ya da bu yöndeki temennileri yazmayacağım.
Gençliğin öz meşru savunma örgütlenmesinin sadece dağlarda olmayacağını gösteren ibretlik bir örnekle karşı karşıyayız.
Kürt gençliğini uyuşturucuya bulaştıran, genç kızlarımızı fuhuş sektörüne meze yapan, çocuklarımızı Silopi örneğinde de görüldüğü gibi kaçırıp organ mafyalarına kurban eden ve daha sayamayacağımız kirli özel savaş yöntemleriyle halkımıza sadece ulusal yönden değil toplumsal bazda da yönelen bu alçaklara karşı mahalle inisiyatiflerine kadar örgütlülükler gelişmezse işimiz yaş.
İş bununla da bitmiyor!
Adamlar Önderliğin komünalizm perspektiflerini bizden daha çabuk kavramış maşallah...
Demokratik komünalizmi kendilerine uyarlayarak bizi vurmaya çalışıyorlar.
Köy köy, birey birey, mahalle mahalle sivil toplum örgütlenmeleriyle aktifleşmeye çalışıyorlar.
Kabahat biraz da bizde değil mi?
Onların bu tarz bir yöntemle ayağa kalkmaya çalışmaları bile her Kürt için sert ve ciddi bir eleştiri konusudur.
Kimse mesih beklemesin.
Birbirimizden başka kimsemiz yok.
Bütün ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılamak zorundayız.
Kendisine Apocu deyip de bir tane toplum ihtiyacını gidermeye yönelik bir sivil toplum örgütlülüğü oluşturmamak ya da varolanların içinde aktif bir şekilde yer almamak affedilemez bir suç haline gelmiştir artık, gaflettir, oportünistliğin daniskasıdır.
Ve görüldüğü gibi bizim silahımızla bizi vurmaya kalkışma cüretini kendilerinde bulurlar işte.
İmamlarımız nerede?
Değerli imamlarımız var, kanaat önderlerimiz var, müezzinlerimiz var, demir gibi gençliğimiz var, onlar bu Hizbiler kadar olamazlar mı?
İnsanları kendi etraflarında toplayıp ortak bir kültür yaratan, yardım ve dayanışma örnekleri gösteren, sadece dini değil her konuda halkımıza bir şeyler verebilecek, eğitebilecek güçleri yok mudur? Vardır, bu soruyu sormak bile kendimize hakarettir.
Dini önderlerimiz, her Cuma ‘camiye yardım!’ diyeceklerine halkın ihtiyaçlarını karşılamaya dönük bir komünal kurum gibi ele alabilmelidir kendilerini.
Camilerimiz, kiliselerimiz, cemevlerimiz dini duyguları yoğun insanlarımız üzerindeki etkilerini artık daha verimli bir tarzda kullanabilmelidir.
Yoksa hizbiler, misyonerler, Türk-islam sentezcileri meydanı boş bulunca doldurmasını da bilirler. Tıpkı başka şeyler de bildikleri gibi... |