| |
| Eklenme Tarihi: 27.12.2006 Saat: 23:59 |
|
|
Uzun bir yola çıkmaya niyetlenirken öncelikle,yolda ve yolun sonunda en elzem azığını hazırlamakla işe koyuluruz.Yolculukta ve yolculuk sonrasında sıkıntıları en aza indirgemek için.D.T.P,Türkiye’de barışın kalıcı hale getirilmesi ve Ateşkesin süreklileşmesi için seçilmişlerden oluşmuş bir kadroyla AMED’den ANKARA’ya yürüyüş başlattı.Uğurlamada göz yaşlarımdan arda kalan zamanlarda izlemeye koyuldum meydancıktaki insanları,mesajları ve sloganları.Yürekleri parelenmiş bir yığın insan,yürek acılarını ezgiye dönüştürmek suretiyle inadına BARIŞ kokan sloganlar ve elbette ki yöneticilerin mesaj ve taleplerini içeren konuşmalar…Bu olayın giriş ve duygusal boyutu.Ancak esas irdelenmesi gereken başka boyutu vardır bu yürüyüşün
Şimdi yürüyüşü,vermek istediği mesaj ve yola çıkılmazdan önce yaşanan gelişmelere bağlı olarak iki ana başlıkta değerlendirebiliriz.
Bir kere yol azığı (azıktan kastım yolda tüketilecek yiyecek ve içecek değil elbette)iyi hazırlanmamıştı kanımca.Belki bu hazırlıksızlığı sadece AMED balgamında değerlendirirsek yerinde olur.Politika reel bir iştir hataya ve ricaya yer vermeyecek kadar ciddi bir iştir.Salt bir söylemle,bir eylemle,spesifik ve popüler açıklamalarla yürütülemeyecek ciddi işlerin başında gelir politika.Ancak 1990’lı yılların başından başlamak üzere Kürt legal siyasetinin kullandığı dil,geliştirdiği proğramlar hep aynı,hep aynı.Kendimi mütemadiyen aynı filmi izleyen ve bu filme sürekli bilet alan bir izleyici gibi görüyorum.Defalarca yazılarımızda ve bizzat görüşmelerimizde artık yeni bir misyona,yeni söylemlere ve yeni çıkışlara ihtiyaç duyulduğunun gerekliliğinden bahs ettik.Ben AMED’in minik uğurlama meydanında göz yaşlarımdan arda kalan zamanlarda etrafıma bakındığımı söylemiştim.Hep aynı acılı simalar ve her ne olursa olsun takip ve telkinlerde bulunan bir avuç insan.Onun dışında kimselerin ve değişik simaların gelmemiş olmasını bağlayabileceğim bir noktanın yokluğundan dolayı muzdarip olsa da birileri ben hiç de kısır değilim bu noktada.Bir şeyler yanlış ve eksik gidiyor.Hem de o kadar ki artık yavaş yavaş tabanımızı kaybediyoruz.Peki nereye gidiyor bu taban ve kesimler.Nereye mi bunun cevabı sadece uğurlama alanında değil,her organizasyon ve oluşumda kendini gösteriyor.Bir avuç insanın kişisel mal varlığı mantığıyla kısır bir döngellik içinde devam edilmek istenen ve ‘az olsun benim olsun’ mantığı,legalize edilmiş Kürt siyasetini bu hale getirmiş ve korkarım ki daha da aşağı seviyelere düşürecektir.Kimileri bana ‘heval bunlar aile içi sorunlar neden genele yansıtacak derecede dile döküyorsunuz’diye sitem edebilir.Ama inanın artık Halkın dayanacak mecali kalmamış ve isyan etme noktasını çoktan aşmıştır.Ve ben kendimi halkıma karşı sorumlu gördüğümden dolayı her alanda yaşanan bu sıkıntıları ve yer yer (ÇETELEŞMELERİ) dile getirmekten geri kalmayacağım.Zira insanlar bu hareket için kan dökerlerken birkaç zibidinin keyiflerinin daha da şahlanması için dökmediler.Miting meydanlarından hemen sonra tutuklanıp bir daha evlerine dönmeyen yiğit ve yitik insanlarımızın kemiklerinin ve ruhlarının huzura erişmesi için yapılmalı bu eleştriler.Ben öyle olayı salt belediyeler bağlamında ele alacak kadar kısır bir dil kullanmıyorum.Sayın eşbaşkan Ahmet Türk’ün son ifadesi beni ve bu söylemlerimi teyid edici niteliktedir kanımca.Çalışmıyoruz arkadaşlar ÇA-LIŞ-MI-YO-RUZ,yok ötesi.Bu matematiksel bir realite gibidir.Kemikleşmiş ve ne olursa olsun bana oy olarak dönecek diye telakki ettiğimiz insanlar bir gün sizi yüzüstü bırakabilir unutmayın.Uğrunda nice nice ölümlerin yaşandığı AMED’den eğer benim seçilmişlerim bir avuç insanla uğurlanıyorsa BARIŞ gibi çok önemli bir misyon için, her kesin ama her kesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekiyor.Politika mazbatalı bir halde,özel ve lüx arabalarda halktan kopuk ve Everest’de yaşayan hayalperestler gibi bir yaşamı kabul etmez.Politika oyunu talep ettiğin halkın sorunlarını göz ardı edip yer yer kendi iç dünyanın meseleleri ile uğraşma alanı değildir.Politika özellikli yaşam alanı değildir.Ve politika yapılan ve yapılmakta devam edilen hata ve haksızlıklar karşısında ‘BARIŞ’gibi kutsal bir misyonun atıl bir durumda kalmasına müsaade etmeyecek kadar ciddi bir iştir.Yapılamayacak ağır sorunların karşısında en onurluca tavır bırakıp gitmektir.Bu uygar dünyada kabul görmüş en önemli mentalitedir.Örneğin ben yerel yönetim alanından anlamıyorum,diretmemin bir mantığı yok hasebiyle kendi işim olmayan alana el süremem.Hani bir süre önce ele almaya çalışmıştım,D.T.P kongresi öncesi ve devam etme kararındayken yaşanan kimi gelişmeler bunun ertelenmesine neden oldu.Bir şeyler yapmak istiyorsak bu halkın her söylemine şapka çıkartmak ve saygı göstermek zorundayız.Sayın Türk il ve ilçe teşkilatlarına talimat yollamış,yeniden yapılanma için.Buyurun çağrımdır.Ben bir yurttaş olarak burada dile getirilemeyecek nitelikte önem arz eden hata ve haksızlıklar konusunda bilgilendirmek isterim kendilerini veya görevlendirilmiş şahsiyetleri.
Bunun dışında eylemin başarısız olduğuna yönelik bazı açıklamalar son derece keyfi ve yanlı açıklamalardır.Bir kere bu eylem hala Kürtler’in sorunu Türkiye içinde çözme taraftarı olduğunu gösteriyor.Yani hala Barışın adresinin Ankara olarak belirtilmesi bile Türkiye için önemli bir şanstır.Binaenaleyh Kürtlerin çağrılarına kulak tıkayanların bir gün bu ele muhtaç olabileceklerini unutmamalarını salık veriyorum.Bu yürüyüş teknik anlamda eleştri konusu olsa bile amacına ulaşmış ve başarı hanesine yazılmıştır kanımca.Ancak randevu talep edilen T.B.M.M. Başkanı Sayın Bülent ARINÇ’ın aynı saatlerde kuvvet komutanları ile görüşmesi apaçık bir masjdır.Mesaj şudur;sorunu askeri yöntemlerle çözme taraftarıyız hala.(Sayın ARINÇ Bitlisli bir Kürt ailenin efradıdır bunu da belirtmek isterim.)
Birkaç gün sonra iştirak edeceğimiz Kurban Bayramı ve Noelin halklar arasında barış ve demokrasinin gelişmesine vesile olmasını diliyor.Tüm halklarımıza kutlu olmasını temenni ediyorum.
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
Yazan: OzanAmedDersim Tarih : 2006-12-28 14:00:45 Puan :      |
|
Sayın ZanaQenco hewalemin bu degerli yazınızı anlamlı yoğunlaşmanızı Selamlıyorum.
Gerçektende haz alrak okudum yazınızı...
Başarılarınızı devamını diliyorum...
Selamlar Saygılar...Serkeftın...Dembaş |
|
Yazan: Sidar1-lotus Tarih : 2006-12-28 14:21:19 Puan :      |
|
Anlatılan belki de bir yolun ezgisiydi. Yolun yolcuları arasında mırıldanan çok sesli bir ezgi...
Yolların ezgisi hangisidir? Belki de yüreğimizin ezgisidir. Bizden de gizli o yürek ezgisi. Bazen firari, bazen korsan, bazen de beklemedik bir anda soğuk bir duvar gibi karşımıza dikiliveren o yürek ezgimiz.... Notasız-metinsiz bir tiyatro oyunu gibi.... Tanımayız bile yürek ezgimizi...
Belki de bir aşk oyunu....
Veyahut bir masal....
Lakin bir ömür bizimle birlikte o da yol alır-buyur.
Hadi gelenin yüreğimizin ezgisinin adını yollar koyalım...
Yollar....
Bir yazgı gibi insanın ömrüne dolanan yollar. hepimizin durmadan yürüdüğü yollar.
Hiçbir yolun başı yoktur, tıpkı sonu olmadığı gibi.....
SIDAR OZGUR
|
|
Yazan: ciwane-farqine Tarih : 2006-12-29 00:17:05 Puan :      |
|
Degerli hevalim Zana-Qenco bu yaziniz sanirim birçok hevalamizin düsüncelerine tercüman olmustur.Dediklerinize katilmamak için kör olmak gerek ve ben kör degilim dediklerinize katiliyor,sizleri saygiyla selamliyorum..
SERKEFTIN.... |
|
|
|
 |
| |
|