|
Cafer Atay (Selim)Yakup Biçer (Hakkı) ve Kemal Biçer (Şexo) Hevallerı anlatmak okadar kolaymi.....
Adı Soyadı: Cafer ATAY Kod Adı: Selim Doğum yeri - Gölyazı-Cihanbeyli Katılım yeri ve tarihi: 1991, Çukurca Şehadet yeri ve tarihi:1995, Şehidan Zağros
Adı Soyadı: Yakup BİÇER Kod Adı: Hakkı Doğum yeri - Gölyazı-Cihanbeyli Katılım yeri ve tarihi: 1992 Şehadet yeri ve tarihi:1996,Ana Kararğah-Zap alanı
Adı Soyadı: Kemal BİÇER Kod Adı:Şexo Doğum yeri ve tarihi- Gölyazı-Cihanbeyli 1974 Katılım yeri ve tarihi: 1995 Avrupa Şehadet yeri ve tarihi:1996 Zağros dağları
Orta Anadolu´ya Yavuz Sultan dönemin´de Kürt sürgünleri başlar.En cok sürgün dönemi ise Abdülhamit dönemidir ( 1880) Abdülhamit ise bu defa Kürt Politikasında artık bir nevi bağımlılık anlamına gelen Hamidiye Alayları ve Aşiret Mektepleri´ni oluşturur.Ve bu okullar daha çok ajanlaştırma faaliyetleri yürütürler.Özellikle Kürdistan´da Kürtlerin birliğini hedefleyen Ubeydullah Başkaldırısı vardır.Abdülhamit bu kritik dönemde başkaldırıyı bastırmayı kendisi için hayati olarak görür ve müthiş şiddete başvurur.Artan başkılarla zaten koçer halde olan Rewşen (Reşi) aşiretlerine başka aşiretletler de katılır.Gittikçe bir komfederasyona doğru gidilir.Tehlike artikça Osmanli da kapsamlı yönelir.Bir çok insanımız katliama maruz bırakılır,kalanları da sürgün ediliyor.
Sömürgeciliğin kanunu gereği,bunu tersine çevirmek için buradaki Kürtler özgürlüğü temsili dağlardan,doğa güzelliğinin temsili ruhtan,üretim bolluğunun getirdiği yaşamdan koparılarak Orta Anadolu´nun verimsiz,ovalık,savunmazsız topraklarina yerleştirilirler.Ve gittikce pasifize olan,asimilasyonu yaşayan,boyun eğmeci Kürdü yaratmaya başlarlar.Buralarda yaşayan halkımızın dilinde ve kültüründe bazı aşınmalar meydana gelmiştir,ama her şeye rağmen kendilerini yüzyıllarca korumayı,yaşatmayı bilmişlerdir.Mücedelemizin gittikce gelişmeye başlamasıyla dirilmek isteyenlerin sahiplendiği,yaşamak isteyenin sarıldığı bir hal alinca,yüzyıllardır sahipsiz,yanlız,güvensiz kalan Kürtler de kurtuluşun adi olan PKK´ye sarılmaya başladılar.Savaş ( Haci DUMANLIDAG ) Veysel UYSAL yakup AKTAŞ gibi yoldaşlar başlangıcın adı oldular.Kahramanca savaşarak umudu ve coşkuyu gittikce yücelttiler.Hem yaşamda,hem de savaşta örnek bir pratik sergileyerek,ilk olmanın anlamlılıgını ispatlayarak ölümsüzlüge ulaştılar..
Sömürgeciliğe karşı yüzyıllarca kaybedilen savaşi tekrar kazanma başlangıcıdır bu yoldaşların çıkışı.Selim heval orta halli bir ailede yaşama gözlerini acar.Imkanlarının dar olmasına rağmen üniversiteye kadar okur.Bu okul yılları boyunca kendisini müthiş eğitir.Gençler arasinda hem bir öncü ve hem de sorunlarina ortak,onlara cözüm gücü olandır Selim heval.
Üniversite yıllarında yurtsever gençlikle ilişkileri O´nu kendi özüyle birleşmeye doğru yavaş yavaş götürmektedir.Kendi aralarında mücadeleyi tartıştıkca,gelişmeler uzerinde durdukça,artık devrim yüreklerinde çarpmakta,beyinlerinde yaşamaktadır.Gittıkçe birbirlerine de bağlanmışlardır.Gerçek bağlılık da buydu.Yoksa arkadaş olup,artık kavşağa geldiklerinde yolları ayrılanlar arkadaş olamazdı.Sen senin için sensin,ben benim icin benim misali.Bir yere varılacaksa,bir yere gitme hedefi varsa birbirinden daha fedakar olarak aynı yürüyüş icinde olmatı arkadaşlık.Sonuçta bir grup arkadaşıyla 1991´de serhıldanların doğum sancısını çektiği yillarda,yüce dağlarına çikma kararı alıyorlar.Üniversitedeki kalan arkadaşlarından da buluşma dileğiyle ayrılıyorlar.Ilk gerillaya ulaştıkları alan,savaşın en kızgın olduğu alanlardan biri olan Çukurca´dır.Okulda yakşadıkları arkadaşlığı gerillada yoldaşlığa dönüştürerek,daha bağlı,daha inançlı,daha güvenle yoldaşlarıyla hemen kaynaştı Selim heval.Yoldaşlık ilişkilerinde her geçen gün gelişme kaydediyordu.Cesaretli,coşkulu oluşu yaşamda kendisi için ön açiçi oluyordu.Hem yoldaşlarıyla kaynaşmada,hem de istediklerini,düşündüğünü,kafasındakilerini dile getirmede.Yoldaşlar arasında öne çikan özelliği radikal eleştirileriydi.Bu Selim hevalde düşmana olan kini de bir sonucuydu.Çünkü kendisi yanliş anlayişlarin düşmandan kaynakladığının bilincindeydi.Ama radikal eleştirilerinde üslubunu yerinde ve ölcüyü kacirmamasi da yoldaslar tarafindan takdir edilirdi,örnek alinirdi.Bu da O´ndaki oto kontrolden ve siyasi yaklaşımdan kaynaklanıyordu.Selim heval halkın dan hiç uzak kalmamıştı bu yaşamdaki duruşuyla.Yeri geldiğinde sert eleştiren,yeri geldiğinde güldürmesini bilen,yeri geldiğinde de sevmesini bilen bir yoldaşti.Kişiliği yoldaşlar arasında hayranlık uyandırırdı ve hep Selim hevalin kendi yanlarında olmasını isterlerdi.
Selim heval kendi yaşamında Başkan APO´nun ilkeleriyle birlikte yürürdü.Artık kendisi için yaşamı öldürüyor.Başkan APO´nun yolunda halk,şehitler,önderlik,parti,devrim ile yaşıyordu.Kendisine ait yaşamı öldürüp halk yaşamını kuruyordu.
Ilk dönemlerde gözle görülür komuta özellikleri dolayısıyla başta kendisine öncü komutan,eğitimci,sağlıkcı görevler verildi.Eğer bir yeteneği vardıysa kendisine saklamazdı.Her şeyini yoldaşların hizmetine sunuyordu.Eğitime başladiği ilk dönemlerde zorlandı,ama kısa sürede hakimiyeti gelişiyordu.Tabii eğitim olayı o kadar basit,kolay bir olay değildi.Eğitim sayılamayacak kadar önemi vardı.Bunlari geliştirmek ise gücü beş-on katına cikmasıyla bağlantılıydı,her zaman yoğunlaşma ve uygulama gerekiyordu.Gecikmedi,dört elle sarıldı.Ve başardıkca yoldaşlarına ön açıcı oluyordu.Gelişme gösterdikçe daha iyi hizmet vermesi için hep terfi ediliyordu.Siyasi komiserlik ve takım komutanlığına kadar parti tarafından şerflendirildi.Artık daha cok hizmet yapabiliyordu.O´nun için yaşamda en güzel olaylardan biriydi bu.Ama hiçbir zaman altinda kalamazdı,hep moralli,hep coşkulu ve devrimciydi.
1994-95 Şehidan kış kampın dayken Güney işbirlikcileriyle verilecek savaş icin bölgeden bir takımlık güç isteniyordu.Şavaşa gidecek arkadaşlardan birisi de Selim hevaldi.Xakürke´ye doğru hareket eden güç,geceleyin bir tepeye varıyor.Burası,düşmanın sürekli pusuya yattığı geçiş yolumuzdur.Arkadaşlar bunu bildikleri için her zaman tedbirini alarak buradan geçiyorlar.Ama bu seferinde bazı arkadaşlar „düşman her seferinde aynı yere pusu atmaz“diye geçmeyi öneriyorlar.Bir gafletle yola devam ediyorlar.Selim heval grubu arkasında artçı olarak yürüyor.Tam sırtı aşmak üzereyken düşman tank-toplarıyla,yogun MG-3 ateşleri ile arkadaşları arkadan vuruyor.Bölük komutanı Gani heval tank atışı ile yere yıkılıyor.Arkadaşlar kendilerini sırtın öteki tarafına atarak kurtuluyorlar.Birbirlerini kontirol ettiklerinde,Selim hevalin olmadığını göruyorlar.Geri dönüp,aradıklarında Gani hevalin parçalanmış vucüduyla karşılaşıyorlar.Gani hevalin az ötesinde açılan MG –3 atışıyla başından isabet alarak yere yıkılan,gülümseyen kahramanla karşılaşıyorlar.Ölümsüzler kervanına bir yoldaşımız daha ekleniyor!Yere düştüğünde de yılmadığını o gülümseyişi soyluyordu o konuşmuyordu artık gülümsemesi konuşuyordu.Gülümsemesi gelecek için moral oluyordu o gülümsemeyi hiç bir yoldaş unutamaz.Şimdi gözler yeni doğan güneşte,tomurcuklanan fidanda,gülen bebekte,dalgalanan,coşan suda,haykıran,intikam soran gençtedir!
Heval YAKUP da Orta Anadolu´nun orta halli bir aile çocuğudur.Ama O´nun serüvenine çobanlik da katilir.Ilk okulu okuduktan sonra mecburi olarak çobanlığa başlar.Çobanlıkta ilk yillari bildiğimiz gibi gecer,ama daha sonraki yıllarının bildiğimiz gibi bir çobanlık olduğu sonlenemez.Koyunları otlatmaya gittiğinde daha ilk okuldan kazandığı okuma kütürünü bırakmayarak okumaya devam eder.Daha sonra parti yayınlarıyla bu arayışını doruğa çikarır.Bu yüzden bakire bir ruhu vardı.Hem doğayla birlikte olması ve hem de parti yayınlarından edindiği parti kültür O´nun karekterini böyle şekillendirmişti.Okumasının ilginç bir yönü de cumhuriyetin sıfır noktasında,dincilerin odak yerınde yapıyor olmasıydı.Işte bu,O´nun ilk eylemiydi kirli cumhuriyete karşı.Köy ve şehir ortaminda da mütevazi ve ağır başlıydı insanlarla ilişkilerinde zorlanmazdı.Ve çok sevilip sayılırdı tanıdıkları tarafindan.Aile ekonomisinin giderek bozulmesi üzerine Avrupa´ya çalışmaya gitmiştir Avrupa´ya ilk çıktığında partiyle ilişki kuruyor.Belli bir dönem çalıştıktan sonra mücadele ile dahada içleşiyor.Her ne kadar Avrupa faaliyetleri Ulkedeki faaliyetler kadar çekiçi gelmesede O´na,doğal olarak parti ile birleşiyor.Ilerledikçe karlaştırıyor ve özgür yaşama katılımda karar kılıyor.Eğitimden sonra Önderlik sahasina layik gürülüyor.Başkan APO´nun sahasına gideceğini duyan YAKUP hevel inanmıyor.Hep hayalini kurdugu Başkan APO´nun büyük yaşamına tanik olmak kendisi icin müthiş bir fırsattır ve bunu biliyor.Başkan APO´´nun anlatınlarından düşmani daha iyi tanıyordu ve YAKUP heval de artık direnişe duruyordu.Çelişkileri giderek yoğunlaşiyordu bu çelişkileri yakaladikça,çözdükçe uçar gibi oluyordu.Biraz daha ferahlıyordu çelişkilerin peşini ise hiç bırakmıyordu.Ve başkan APO´´nun sahasindan ayrıldıktan sonra kendini kanıtlamaya başlamişti bile.Akademiden ayrıldıktan sonra sicak savaş alaninda görevlendirildi.Şavaş alanlarinda ilk baştan itibaren fazla zorlanmadi.Yeniden doğayla buluşma O´nun için bir başka annam taşiyordu.Ulke topraği ile birleşmek,bütünleşmek ülkesinin havasını solmak,suyunu içmek...özgürce dağlarda gezmek.... uzun bir süre savaş pratiginden sonra partinin çeşitli kurumlarında görev alarak halka ve partiye bağliliğini ispatlamaya çalişiyor.
Düşmanın Zap alanına doğru başlattığı kapsamlı operasyonda düşmana aman vermeyen direnişiyle kahramanca savaşarak şehid düşüyor.Mücadeleniz mücadelemizdir! Anılarınıza ve amaclarınıza sonuna kadar bağli kalacağımıza söz veriyoruz! O´şimdi yücelerle,O da yüce,Büyük şehitlerimizle!Büyük şehidimiz!En hüzünlü yazğilardan biridir sürgün.Korkunc bir ceza.Sürgün insanı olmak,sürgünü yaşamak bitmez bir ızdırap gibidir.Bütün yazğıları ve ömürleri yollarda geçer.Yollar hep değişir,gökyüzünde yıldızları hep değişir.Oysa her şehrin kendisi yıldızları vardı.Açılar,katliyamlar düşer hep onların payına.Sürgünler,zorumlu göçler......ve bir de sümürgeci kültür başinda direnmek......Aci,hüzün ve geride kalan ölülerin ağirliğini taşiyarak zayif omuzlarinda bilinmeze yolculuk ederler.Tercih etmedikleri yolculukların yolcusudurlar sırtlarında acılı ve yüz yıllık bir yanlızlıgın tarihini taşiyarak düşerler yolara......Topraksızlığın! topraktan kopmanın,kendinden kopmak olduğunu,sürgünün militani Şexho heval de biliyordu.Ve topraksızlığın bir değersizlik olduğunuda ......Şexho heval 1974 yılında Cihanbeyli´ye bağli Gölyazi kasabasinda düyaya gelir.Ilk okulu kendi köyünde okuduktan sonra,ailesi şehire göç eder.Orta ve lise ögremini şehirde tamamlar.Okulda başarılı ve zeki bir öğrencidir.Okulu bitirdikten sonra aile fertlerinin bir kısmının yurtdışında olması,Şexho hevali daha on altı yaşındayken Avrupa´ya çeker.Avrupaya gelir gelmez aile ekomomisine katkıda bulunmak için çeşitli işlerde calışır.Kisa bir süre sonra partili arkadaşlarla tanişir ve bu sürecte itibaren bütün etkinlikler ve eylemlerde Şexho hevalde vardır.O artık PKK´yı tanıyan ve PKK´lileşmek isteyen bir militandir.
1995 yilinda mücedeleye profesyonel katılma kararı verir.Çesitli eğitim devrelerinden geçer.Avusturya ve Fransa gibi ülkelerde ulusal kurtuluş çalişmalari içinde bulunur.Ve artik topraga kavuşma zamanıdır.300 küsür yıl sonra ülkeye ulaşmanin derinden heyecanını yaşar.1995´in sonlarında Zağroslara geçer,Zağros dağlarinin eteklerinde bir grup arkadaşiyla yaşamı ve ölümü paylaşır.Zağroslarin kişi soğuk ve şerttir.Bir an önce Newroz´un,yani baharın gelmesini sabırsızlıkla bekler.Çünkü bahar gerilla için Şexko için hareket ve savaş demektir.Ve gün gelir Newroz büyük bir coşkuyla kutlanir Newrozlarda Zağroslarda olmak bambaşka,anlatılamaz bir duygudur.Halaylar tutulur,türküler söylenir,yükseklere,çok yüklere mermiler sıkılır.Bitmez bir sevinç duygusu kaplamıştı Şexo hevali.O artik toprağın,bizzat savaşta gerçekleşmek isteyen bir militanıydı.Artık yüzyıllık özlemler gerçekleşiyordu.
Xakurke´ye geçmek için yola koyulurlar.Zağroslar´da sonsuz kar dağlarında yolculuk,başlı başına bir savaş ve irade olayıdır.Şexo heval morallidir,artık bin yıllık sürgüne kursun sikmanin dayanılmaz özlemi kendisini alıp götürür.Ama zorlandiği da besbellidir.Belki de ilk kez bu kadar karı birarada görüyordu.Elbette,Orta Anadolu´nun o kurak,dümdüz cagrafyasında sanki karmı var! Zor olanı yaşamak O´na çekici geliyordu.Dağlari,Zağros dağlarını mutlaka aşmalari gerekiyordu.Fakat yola koyuluşlarında 2-3 saat sonra havalar aniden sertleşir.Bir kar fırtınası başlar.Zağros fırtınalarının Iskender´in onbinlerce askerini yuttuğunu biliyordu.Şimdi ise aynı Zağroslar´dan,belki de o fırtınadan daha acımasız bir fırtanın militanı geçiyordu Zağroslar´da.Kar,fırtına birbirine karışmış,göz gözü görmüyordu.Yollarını da kaybetmişlerdı.Kar denizinde kaybolmak,ölümden daha beter bir duygudur.
Alevlerden yirmi millitanın bundan sonraki savaşımı eski masallardaki gibi büyük ve sonsuz kar fırtınasıylaydı.Büyük direniyorlardı.Içlerinde yolu iyi tanıyan da yoktu,sürekli hareket halindeydiler.Şemdinliye kadar da gitmiş ve tekrar dönüp kampa doğru gelmişlerdi.Sürekli aynı noktada dönüp dolaşıyorlardı.Iki gün iki gece o zorlu Zağroslarda varolma savaşı veriyorlardı.Yanlarında kendilerini ısıtacak,güc verecek bir azıkları bile yoktu.Yirmi ateşten PKK militanı yanlız başlarına Zağrosların kar dağlarında artık sonsuzluğa,yani ölümsüzlüge yol alıyorlardı.Celal,Dıljin,Xeyri,Ömer,Amed hevaller dağanın acımasızlığına büyük direnerek şehit düşerler.Diğer arkadaşlar ise artık bitkin bir haldeydiler.Ikinci gün artık Xakurke sınırlarina yaklaşmışlardı.
20 kişlik gruptan geriye sadece 13 kişi kalmıştı.Şexo heval artık yürüyemez duruma gelir ve kar denizinin üstüne sonsuza dek uzanır.Gözlerini uzak sahiller gibidir,geçmişi bilen,geleceği gören gözler gibi.O,gözler sadece bakmıyor,görüyordu.Puslu ışıltılar dolanırdı gözlerinde.Baktığı her yerde nice güzellikler,nice incelikler bulup çıkarırdı.O,açan bir kardelen oldu güzelim Zağros´un heybetli dağlarında.Içli,hüzünlü vatan aşkıyla tutuşan bir dünyası vardı.işte o resimlerdeki gözler bunu anlatıyor.BAZEN yanlızca gözler gerçeği anlatır.
Onların Anıları önünde saygıyla eğiliyor,O´nları mücadelemizde yaşatacağımızı söz veriyoruz.Kürt Özgürlük Mücadelesinde Şehit olan Orta Anadolulu şehitlerimizi tanitma ile ilğili çalişmalarim devam edecektir.…...
Ömer YÜCE
Kaynakca 1995-97 Şehitler Albümü / Özel Sayi:25 |