|
Uzun bir süredir yazmıyorum, yazmak istemedim, yani içimden gelmedi. Ama bugün yazmak geliyor içimden. Yazının konusunu belirlemedim henüz, bakalım yüreğim neyi yazdıracak bana. Evet bugün kirli siyasetin marifetlerini ve bundan nasibini alan kurbanların biçimlerini yazmak istiyorum. Kapitalizmin donuklaştırdığı renkleri ve siyah beyaz izlediğimiz dünyanın sisini anlatmak istiyorum belki de. Kara bulutlarla kaplanmış yaşamları ve grileşen havayı, delinen ozon tabakasını, dengesizleşen iklimlerin nedenlerini sorguluyorum? Günahkar bir çağda mıyız acaba? Evet asırlar öncesinden lanetlenmiş zamanların topluluklarıyız adeta? Eski temiz, mert, hoşgörülü insan yerini insan-hayvan karışımı melez canlılar almış? Tanrım! Bu da nesi böyle? Rüyamıdır gördüğüm, hangi ressam çizmiş bu çirkef tabloyu? Evet cezalandırılmalı bu tabloyu çizen fırça tutan ressamın elleri! Bir rüya iksiri mi bu, bir cadının büyüsü mü yoksa! Yasaklı elmayı adem mi yedi bu sefer? Pandoranın kutusunu kimler açtı, ciniyi kim çıkkartı lambasından? Tanrım başım dönüyor, ürküyorum... Bir masal değil bu, gelip geçici bir macera yolculuğu hiç değil, gerçek bir kabus bu yaşadıklarımız. Evet yasaklı aleti ademin ırkından gelenler kullanıyor bütün acımasızlıklarıyla. Öfke, kan, hırs sarhoş etmiş bu cinsi ve oydukça oyuyor evrenin dibini.
İktidar, siyaset nedir acaba? Siyasetin malzemesi, araçları gereçleri nedir, insan mıdır yoksa?... İnsansa eğer, insan hayatı bu kadar ucuz olabilir mi. İnsanları, toplumları ticaret malzemesi yapmak bu kadar kolay mı? Bu kadar mı anlamsızlaştı insanlık değerleri, bu kadar mı düşürülüp ayaklar altına alındı? Ya rab! diye haykırıp sitem edesim geliyor, ama duyan olacak mı ki bu çığlığımı diye düşünüyor ve susuyorum. Ve sorguluyorum yaşamı devamla...
Tv, gazete, bütün basın haberlerinden iğreniyorum, görmek, duymak, bakmak ve konuşmak istemiyorum. Dünyanin birçok yerinde bir kesim insanın paşa gönülleri için yoğun savaşlar oluyor ve binlerce insan hayatını kaybediyor. (ve basın bültenleri ise sanki çok sıradan ve alışıldık bir haberi vermenin sıradan edasıyla veriyor bu ölümleri) Evet bir taraftan onur ve özgürlük mücadelesi icin savasan insanlar bir taraftan ise değerlerine değer katmak için en kirli en acımasız savaşı mübah gören insanliktan çıkmış olan insanlar. Ama neden evet neden?
İktidar mı yoksa? Nedir bu kadar üzerinde konuşulan ve aslında her şeyin suçlusu bu iksir? AİDS gibi bulaşıcıymış diyorlar, veba hastalığı kadar da tehlikeliymiş? Onu sevmeyenler bile gün gelir kendisini kaybedip etkisine giriyormuş? Zamanımızın en tehlikeli silahıymış, ona bulaşanın vay haline!
İktidar-savaş-siyaset ittifakı
Bakın bilim insanları araştırıyormuş gelecek zamanı. İçinde yaşadığımız doğa ve kainat tehlikedeymiş aslında. Gök yarılmak üzereymiş nerdeyse. Mevsimler yer değiştirmeye başlamış. Dedim ya ozon tabakası delinmiş bir defa. Haberiniz var mı dünyamız tehlike altında biz ise kapitalizmin şirin uykusundayız hiçbir şeyin farkında olmayarak. Bazı coğrafyalar çölleşmeye yüz tutarken, bazıları ise sullar ve seller altında kalıyor, gökyüzü ise katrankarası şimdi. Doğumlar sonrası yarı insan yarı hayvan türünden biçimsiz canlılar geliyor dünyaya. Kalbi dışarıda doğan cocuklar, birbirine yapışık cocuklar, özürlü, eksik fizikli çocuklar geliyor bu lanetlenmiş dünyaya. Nedir bunun nedeni? Acaba insan olabilir mi bu icatların nedeni, evet dedim ya Ademin soyundan gelenlerin iktidar hastalığının vebalidir.
Evet demokrasi askıya alındı, yerini kirli siyasete bıraktı. İktidarı elinde tutan güçler egemen güçler. Sanal alem, komünikasyon araçları, teknoloji, silah ve hatta bilim bunların elinde. Şuan parmaklarımın tuşladığı klavye bile sanal dünyanın bir parçacığı. Yani en bulaşmayanımız bile bulaşmış bir yerinden maalesef. Tele-komünikasyonun faydaları önemlidir insanlık açısından, saatlerce internet-cafe’lerden çıkmayan ve küçücük kutuya kilitlenen ve robotumsulaşan insanları nasıl yorumlamak lazım?
Dünyanın bir tarafında birileri çocuk ve eşlerini sistemin tüm sahte süslü eşyalarını hediye ederek onları mutlu etmeye çalışırken diger tarafta ise Somalide insanlık ayaklar altinda. Ey insanlık yönünü kıbleye değil, Somaliye dön ve gör ayıbını! Dünyanın süper iktidar manyağı ABD somaliyi tekrar bonbaladı, bombalama sonucu yüzden fazla siyah tenli insanlar katledildi. Evet onlar taa bin kilometrelerce uzakta, bizim onlardan haberimiz yok sadece tv ve gazete köşelerindeki habercikleri alıp geçiştiriyoruz. Yapacak birşey yok mu gerçekten, bu kadar mı çaresiziz. Hayır kabul etmiyorum bu gidişatı, yapacak çok şey var!
Kapitalizm denen salgın hastalığın teşhisini iyi yapmamız gerekiyor. Çünkü dünyanın en büyük ayıbı ve tehlikesidir kapitalizm. Bakın bir etrafınıza, bugün ulaşmadığı, kirletmediği yer kalmış mı? dünyanın en fakir ve kendi haline bırakılan ama temiz, manevi değerlerini koruyan ülkemize bile yavaş yavaş taşırılıyor kapitalizmin kirli icatları. Eroin, fuhuş merkezleri ve daha neler neler. Ekmek bulamayan bilgisayarın B’sini bilmeyen yerlere İnternet-Cafe’ler kuruluyor, ama neden? Bunların hepsi kapitalizmin tuzakları! Kapitalist siyasetçiler bir ara ta Kürdistan dağlarına kadar uzanıp oraları bile kirletmek istediler. ‘Sosyal reformcu, değerlerine ihanet eden grupçukları, Aslan olmanın yerine tilki olmayı tercih edenleri türettiler. Onlar şahsında o kutsallıkları da kirletmek istediler.
Evet herşey zıddını yaratır kendisiyle. Kapitalizmin kirli icatlarına karşı özgür bir yaşamın arayışında olan devrimci Che’ler de çıkmış. İnsanlığın Che gibi kurtarıcılara ihtiyacı vardı. Ve Che küçük çantasını toplayıp yolculuğa çıktı başka diyarlara doğru. Ve bir komplo sonucu öldürülerek yolculuğu yarıda bırakılır, çünkü bu yolculuk kapitalizme karşı sosyalizme yürüyen yolculuktu. Bugun kapitalizm Che’den intikam almanın arayışında, kirletmek istiyor. Onun resimlerini en kirli işlerde kullanıyor. Evet Che insanlık mücadelesinde büyük bir Önder.
Ve Kemal Pirler ve Mazlumlar ve daha niceleri... Onlar Kürdistan’da ayaklar altına alınmak istenen irade ve onuru korumak için gözünü sadece ve sadece Özgürlük mücadelesine dikti ve direndi. Önder APO’nun öğretisi ile bütün işkence icatlarına rağmen bir ‘ah’ demeden direndiler Amed Zindanlarında. Evet Saygon zindanlarını aratmayan Amed Zindanlarında İradenin Zaferini yazdılar tarihin surlarına... Ve yarım asırlık özgürlük mücadelesi onların iradesi, felsefesi ve direnişi ile veriliyor.
Evet, bugün Somali’de, Afrika’da, Lübnan’da, Irak’da, İran’da, Kürdistan’da siyaset adına insanlık pazarlanıyorsa, bedelini insanlar ölümleriyle ödüyorsa ben bu siyasetten uzak kalmak istiyorum. Ama sessiz kalmayacağım asla! Kalmamalıyız kesinlikle. Evet kurulu kapitalist sistem çok genişledi ve gün geçtikçe daha da tehlikeli ve çekilmez hale geliyor. Toplumlar ahlaki çöküntünün eşiğinde.
Buna karşı en fazla da Che gibi devrimci duruş ve tavır gerekiyor. Bu gidişatı ancak bir gençlik fırtınası durdurabilir. Siyaset yapma adına bu dünya kirletilmemeli daha fazla. İnsanlık kurbanı olmamalı iktidar kavgalarının, yeni doğan bebeklerin geleceği karartılmamalı. Nasıl başa çıkacağız denilmemeli. Milyonlara mal olmuş özgürlük mücadelesi kocaman bir devlet ve ordusuna karşı bir grup insanla başladı. Yeter ki yapabileceğimize, başarabileceğimize dair inancımız olsun. Kapitalizm iktidar, kirli siyaset, silah, para, hırs, öfke ile yürüyorsa, biz de sevgi, hoşgörü, inanç, umut ve güzel gelecek hayalleri ile dolduralım yüreğimizi. Evren ve çağımız devrimci gençliğin müdahale, tutum ve tavrını bekliyor! |