| |
| Eklenme Tarihi: 20.01.2007 Saat: 23:28 |
|
|
Bir PKK sendromu tutmuş Türkiye’yi gidiyor. Uyutamayan kabus, çözülemeyen paradoks oldu PKK adeta. “Bitir bitir bitmiyor, in mi cin mi bunlar” fısıltıları işitilmeye başlandı bile. Bunun karşısında çaresiz kalan türkiye devleti yetkilileri ne yapacağını bilmemenin şaşkınlığı ile saldırganlaştıkça saldırganlaşıyor. Erdoğan hızını alamayarak “Kanada’da bile bir kürt devleti kurulsa yine de karşı çıkar izin vermeyiz” diyor! Pardon ama ben anlamadım bu bölümü? Erdoğan bir an kendisini dünyanın Paşa’sı mı sandı ne? Güneye gireceğiz PKK’yi bitireceğiz, kökünü kazıtacağız belirlemelerine güneyli yetkililerden “Osmanlı dönemi geçti, Türkiye’nin buraya girme yetkisi yok, sokturmayız sınırlarımıza, iç işlerimize burnunu sokmasınlar” cevabı geldi. Varsayalım ki PKK’yi Güney’den temizledin, peki insanların yüreğinden nasıl söküp atacaksın bu sevdayı Erdoğan bey? “Evet bu sefer bitirdik işini PKK denen eşkiyaların. İndireceğiz o dağlardan teröristleri, hem yazıktır gelip topluma tabi olsun, çoluk çocuğa karışsınlar.” Hoş sanki dağdakilerin özgürlük ve kimlik diye bir dertleri yokmuş da, tek dertleri çoluk çocuğa karışmakmış gibi aptalca belirlemeler ile daha gülünç ve komik bir duruma düştükçe düşüyor battıkça batıyorlar. En gülünç ve acı olan da, türkiye bağımlı basınının içine düşdüğü komik durumdur. Bir doğru yirmi yalan haber stiliyle kendince en büyük desteği vermeye çalışıyor iktidar mensuplarının kirli savaşına. Bir gün ekranlarında ‘maskeli itirafçıları’ konuşturup sözde dağ hakkında bilgiler alıyorlar. Pardon ama o maskelerin altında ‘iritafçıların’ olduğu ne malum? Bir de ihanet eden, itiraflarda bulunan bir kişi herhalde geldiği yerin güzelliklerini, haklılığını anlatacak hali yok yani. Özel savaşın en temel araçlarından biri olan basın yayının bu kandırmaca ve gülünç haberlerine kızmıyor gülüp geçiyorum sadece... Eskiden ‘Sandeviç operasyonları’ ‘Hamburger operasyonları’ ‘Börek-çörek operasyonları’ vb. binbir çeşit ile onbinleri aşan askeri güçle Kürdistan dağlarına operasyon üstüne operasyonlar gerçekleştirildi, ama nedense hala o dağlarda gerilla eskisinden daha güçlü ve başı dimdik durmaktadır. Bu aralar yine siyasi kulüslerde askeri operasyon fısıltıları gelmekte. Eski çağ mentalitesine sahip Türk siyasi yetkilileri şansını birkez daha deneyerek sorunu şiddet, imha ve kan ile çözme arayışına girecek gibiler. Türkiye cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin arifesindeyken birçok siyasi parti yetkilisi anti-Kürt propaganda ve belirlemeleri ile farklı çevrelerin oyunu almanın hayalini kuruyor. Deniz Baykal gibi amaca ulaşmak için her şeyi mübah gören ve bunun için kılıftan kılıfa giren kişiliklerin kendilerini solcu gösterip sağ vurmalarına şaşırmamak lazım. Baykal kendisini ne kadar laik ve solcu göstermeye çalışsa da bunun sadece sahte bir etiket ve maske olduğunu görmüş olduk. Amerika’yı yeni keşfedercesine meclise bir önerge paketi sunup ‘Irak’a müdahale’ gerçekleştirme kararı alacakmış! Bırakalım bir de ‘Baykal Paşa’ şansını denesin? Ama tebrikler doğrusu, iyi kandırdı yıllar boyunca solcu kimlik adı altında milleti. İktidar sarhoşluğuna kapılan Baykal bu sefer de milliyetçi kanatta adaylığını koyuyor ve bunun için saldırdıkça saldırıyor özgürlük mücadelesine. Ama zihni açık olanlar tanımıştır artık bu kişilikleri. Dileriz ki kendi oylarıyla kendi kuyusunu kazmaz türk halkı. Türkiye cephesinden gelişmeler böyle olurken Kürt özgürlük mücadelesi açısından da her gelişmeyi takip etmek ve ona göre adım atmak önemlidir. Bütün aydın ve demokrat kesimlerin barışçıl çabalarına rağmen mevcut türk hükümetinin barış yerine savaş, kaos ve krizi aradığını dersek yerinde bir belirleme olacaktır! Bunun için de koordinatör, stratejik dost, temel ittifaklar arayışı içerisindedir. Kürt halkının gençliği bu noktada olgun bir siyasal öngörü, iddialı eylem tavrı içerisinde olmalı ve özgürlük mücadelesine olası zıt gelişmeler karşısında her türlü meşru demokratik hakkını savunmalı ve halkının eylem dili olmalıdır.
Not: Kendisine tecavüz etmeye çalışan bir kişiyi öldüren ve bu nedenle suçlu görülerek ölüm cezasına çarptırılan, fakat daha sonra uluslararası tepkiler sonucu Tahran Eyalet Mahkemesi tarafından beraat edilen ve 23 bin 660 euro kan parası ödemeye mahkum edilen 19 yaşındaki Kürt kızı Nazanin'in eylemini ve mücadelesini selamlıyor, gerici İran rejimini de nefretle kınıyorum. |
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
Yazan: sebeb_21 Tarih : 2007-02-02 15:04:30 Puan :      |
|
selam nasılsınız öncelıkle ben guney kurdıstanda kalıyorum adım abdullah ya ben bu alçak tc yı anlamıyorum bızımle uğraşmaktan bıkmıyacak galıba ben bunu bole tahmın edıyorum ben kuzey kurdıstandaydım ve oranın durumunu ıı bılırım oradakıler peşmergeler dahı bızden nefret edıyorlar ben bunu anlamıyorum ya bır gun bızımde
alçak tc içinde bızımde bır kesk sor zer bayrağımız olacakmı ben bunu görmeden olursem gözum açık gıdeceğim ben tc nın yıkıldığını görmeden olmeyı ıstemem çünkü bu devlet bızımle uğraşıyor mayısta iplerımız kopacak bılıyorum ama bu kurd gencı neden kardeşine oldurttuluyor anlamıyorum bu tc bızden ne ıstıyor nedeen once abd ye olan borcunu kapamıyorda bızımle uğraşır dedığım bır seydır bız tc kurd lerı olarak özellıkle ve ozellıkle wan halkı olarak kendımden utanıyorum çunki serok aponun partısı yerıne bu gun wanda faşist bır partı kazanıyor bu halka hıç bır şey yapmaya değmez özellılle hewallara gerılla kardeşlkerım için üzülürum çok üzülürüm onlar inşallah bu davayı başarıyla sonuçları çünkü onlar bızım kalbımız
|
|
|
|
 |
| |
|