|
Evet, Kürt halkına karşı saldırılar devam ediyor. 15 Şubat uluslararası komplonun devamı olan Fransa ve Almanya’daki tutuklamalar bunun en çıplak gözle görünen tablosu...
Kürt halkının tepkisi de gün geçtikçe yoğunlaşıyor. İki Kürt bir araya geldi mi ‘ne yapabiliriz?’ tartışması yürütüyor. Daha önceki iş aş vb tartışmaları bir tarafa bırakılmış, bu saldırılar karşısında bir şeyler yapma tartışması yürütülüyor Kürtler arasında. Bence en büyük başarılardan biri bu. Kürtlerin ağırlıkta olan kesimi bir şeylerin yapılması gerektiği, neye mal olursa olsun yıllarca büyük bedellerle kazanılan değerlerin korunması gerektiği tartışmasını yürütüyor. Bir şeyler yapmayan bazı Kürtler de inanıyorum ki vicdani bir muhasebe yaşıyorlardır. Azınlıkta olan bir Kürt kitlesi de hala hayal dünyasında yaşıyor.
Barzani, “Türkiye Kürdistan’a girerse çiçeklerle karşılamayacağız herhalde” dedi.
KKK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan “Türkiye’nin Güney Kürdistan’a girmesi durumunda sonuna kadar Kürtlerin kazanımları için savaşacağız” değerlendirmesi yaptı.
Kürtler arasında savaşım sona mı erdi? Şu an görünen o. Diliyoruz ki Barzani ve Talabani bir daha farklı güçlerle işbirliğine girip PKK ile bir savaşım içerisine girmez. Kaybedecek olan, kendileri şahsında Kürtler olacaktır.
Evet, 2007 yılı birçok şeye gebe... Özellikle ezilen halk olan Kürtler için... Geçmişteki gibi örgütsüz, dağınık bir halk gerçekliğinden çıkmış, ulusal bir bütünlüğü yakalamış bir halk realitesi ile karşı karşıyadır Kürt düşmanları.
Nasıl? Bakın, Kürtler açısından kara gün sayılan 15 Şubat uluslararası komplosunun 8. yılında Kürdistan’ın en ücra köşesinden Avrupa’nın bütün alanlarına kadar Kürtler bugünü lanetlediler. Komplo öncesi ve komplo günü açlık grevleri, yürüyüşler, seminerler, meşru demokratik eylemlilikler vb etkinliklerle ortak duyguda bir araya geldiler.
Hele bir de kepenk kapatma eylemi ne de güzel oluyor. Kurban olayım sana ey Amed.
“Alavere dalavere Kürt Memet nöbete” dönemi bitmiştir.
Acıda sevinçte bu ortak birliktelik daha da güçlendirilmelidir. Bunun için hiçbir Kürt görevsiz kalmamalıdır. Her Kürt mutlaka KKK sistemi içinde yerini almalıdır. Dünya kadar kurumlarımız var. Kurumlara sahip çıkılmalı, ziyaret edilmedik hiçbir Kürt bırakılmamalıdır.
Tarih Kürt’e ‘yürü ya kulum’ diyor.
Evet, Avrupa’da tutuklanan Kürt siyasetçileri hala cezaevinde. Türkiye’ye gönderilme tehlikesi ile karşı karşıyalar. Yarın doğacak güneş öncesi Türkiye’ye gönderilebilirler. Bu nedenle hiçbir Kürt, Avrupa’da rehavete kapılmamalıdır. Eylemsellikler devam etmeli ve bir an önce Kürt siyasetçileri, bırakılmaları yönünde bu devletlere baskı yapmalıdır.
Kapitalizmin en son değer verdiği insandır. Kapitalizmin para için yapmayacağı bir şey yoktur. Anasını bile para için satar. Kürt siyasetçilerini niye satmasın? Kimse Kürt’ün gözünün yaşına bakmaz, acımaz. Rêber Apo son görüşme notlarında Almanya ve Fransa’nın Kürt sorununa yaklaşımını en açık bir şekilde ortaya koymuştur.
‘Kürt siyasetçileri derhal bırakılmalı’ kampanyası, Avrupa’nın her alanında yaygınlaştırılmalı, bu noktada dostlar harekete geçirilmelidir.
Öyle keskin bir tavır ortaya konmalı ki, Avrupa ülkeleri bir daha cüret edip Kürtlere yönelik bu tür alçakça tutuklamalara girişmesinler. Bir arkadaşın da belirttiği gibi “Fransa’da siyahlar, iki kişi karşılığında binlerce arabayı ateşe verdi.” Bir daha Fransız polisinin bu tür bir katliam yapacağını tahmin etmiyorum. Derslerini aldılar. “İsrail iki askeri için Lübnan’ı işgal etti.”
Evet, bugün onlarca Kürt siyasetçisi Fransa ve Almanya’da Türkiye’ye gönderilme tehlikesi ile karşı karşıya. Bu siyasetçiler arasında efsane hareket olan PKK’nin kurucuları da var.
Kürt halkının, özelde de Kürt gençliğinin son dönemde Fransa’da gerçekleştirdiği eylemler devam etmeli. Her Kürt gecesini gündüzüne katıp insanlık düşmanı olanlara gereken cevabını meşru demokratik eylemlerle ortaya koymalıdır. |