| |
| Eklenme Tarihi: 26.02.2007 Saat: 11:27 |
|
|
Rüzgârın gölgesinde nehirlere inerken uçurumlar, kıvılcımlarında dağların yolunu aydınlatan şiir soluklu, terli ve tatlı yorgunlukların ardı ne düşer aklına Sİ-BA.
Al sana Tanrıdan bir senfoni gülüşüyle eğil alnımıza. Eğil ki karabasanların pusularında çürümenin gazeline teslim olurken çiğ ruhlar, bize özlem kalmasın. Sen ile umut arası menzil uyduruk eğriler çizmesin, yoksa aşk şarabından yabanıl acı şarkılar yağar dilimize.
Sİ-BA, akşamın tenha kalbindedir ellerim. Susarak resmini çizerek kalbimizi bırakıyorum rengine ihanet etmemiş çığlıkların rahlesine. Al sayfalarına özgürlüğü yaz kalbimizin ve yarının anahtarıyla kilidini aç kaderimizin. Kahroluşlara emanet kılma bu bekleyiş ızdıraplarını.
Vakur ateşlerde demli çay.
Suskun hikâyelerden alaza kaçan sözler.
Yorgun ve üşüyen ele örtünen zarif bir vakit.
Tütün kokusuna karışıp yiten mavi bir dalgınlık.
Sİ-BA ölü kuşlar mevsimi… Mevsim ölü… ya kuşlar…
***
Ölü kuşlar mevsimindeydik
Döğmeli kadınların nasırlı elleriyle
sevilirdi sabahlar
Dikili taşlar ardında yar ile aramızda uçurumlar
Mermiler tutuştururdu saçlarını uykularımızın
Düşerdik yollara irkilerek
Severek ölürdük
Ölürken duyulurduk
Biliyorduk
Ölü kuşlar mevsiminde büyürdük
***
Gözlerin… Sİ-BA; dalgınlık mı ardına vermiş bakışlarının, yoksa minnete isyan bilenişler mi akıyor gözlerinden Sİ-BA! Tarifin örgüsüne sığmıyorsun işte Sİ-BA. Ondandır işte utanarak titriyorum, lanetleyerek korkuyorum kendimden, sana bakmaya değil düşünmeye bile kalkıştığımda.
Şimdi bir şehrin ortasındayım. Aklım soyuna sadık o yağmurlarda. Ayak izlerini taşıyan balçığı bile kıskanırken, baharda rüzgârdan önce dokunacağın çimleri düşünüyorum. Bir nebzesi olabilsem o yeşilin, yeline karışsam her damlasına yağmurun. Senleşmek gibi bir imkânsızlığın içinde sana ait olabilecek en ufak bir kırıntıya dönüşmek bile kederden ayrılmama bir teselli Sİ-BA.
Ölü acı, kıyamettir, diri olsaydı çareyi çağıracak inleyişler tüketirdi. Kıyamet bir sondur. Yerle bir oluşudur görülen ve yaşam haline gelen geçiciliklerin. Kıyametimdeyim. Sen ki söylenceler ve rivayetlerden uzak kıyametsin, efsunu kendisinde bir kıyamet. Mecalsizlik ortasında biraz yakın dur bana. Boynundaki cennet kolyesine dokunayım Sİ-BA.
Rüzgârın şekli yoktur, sen ki görünmeyen bir gücün gölgesisin, yüreğiyle bakanların gördüğü. Rüzgârın yurdu yoktur her yerli oluşundan. Mahsur oluşun kumbarasında tutukluk yapmayan bir asiliği oynuyor aldırmadan bildiğini okuyarak.
Gözlerime dokun Sİ-BA, bildiğini akıtarak kanıma. Ve artık yırt diyorum kefenini yurtsuzluğun, bizde kal, tarihimize yazıl.
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
Yazan: NEWAL-INANNA-ISIS Tarih : 2007-02-27 17:36:26 Puan :      |
|
öyle muhteşem bir yazıya yorum yapmak çok komik olur. çoooook.
söylenmedik kalmış mı! hissedilmemişlik ya da!..... eksik ne var?!
yalnızca, geride kıskançlık bırakabilir tabii. hissetmek ve onun adını bulabilmekte.
teşekkür ve tebrikler heval. |
|
Yazan: xezal_axin Tarih : 2007-03-23 20:42:56 Puan :      |
|
|
hevalim yuregine saglik cok guzl yazilar yaziyorsun emegine saglik...ben amara!!! |
|
|
|
 |
| |
|