Bir dilin gelişiminde sanatın rolü tartışılmaz bir gerçekliktir. Eğer dil, duygu, düşünce ve güdülerin doğrudan veya dolaylı olarak ifade şekli ise, o zaman, insandaki duygu ve düşüncenin sınırsız varlığı, kendini sanatsal bir estetikle dışa vurabilmesi gerekir. İşte bu gereklilik beraberinde her duygunun başka bir kimlikle ifadesini bulması anlamına gelen kelimelere ihtiyaç duyduğunu söylemek mümkündür. Nasıl ki düşünce dilin gelişimini zorunlu kılıyorsa, dil de düşüncenin gelişimini ve ifadesini daha olanaklı hale getirir. O nedenle her iki olgu doğal bir bütünlük arz ederler.
Tarihin her döneminde, sanatın gelişim seyri bir halkın dil ve kültürünün zenginliğinin sınırlarını belirlemiştir. Çünkü her sanatçı, sanat eserinde dile getirmek istediği ve hayal gücünün sınırlarını zorladığı bu duygu yumağını dile getirmek için, daha fazla kelimeye ihtiyaç duyar. İste bu ihtiyaç yeni kelimelerin yaratılmasına ve dile kazanılmasına olanak tanır ve bu süreklilik, sanatsal çalışmaların yoğunluğu o dilin sınırlarını ve zenginliğini belirlemiş olur.
Bütün bu genel belirlemelerin ışığında, Kürt dilinin gelişiminde sanatın rolünün oldukça önemli bir yere sahip olduğunu söylemek karşı konulmaz bir gerçekliktir.
Yüzyıllar boyunca baskı ve yasaklara maruz kalmış bir halk olan Kürtler, gerek günlük yaşamlarında gerekse sanatsal olarak ana dillerini özgürce kullanma olanağı bulamamışlardır. Her ne kadar köklü bir dile ve kültüre sahip olsularda, bunu özgürce kullanamamanın sonucu olarak zaman içinde dilleri unutturulmaya çalışılmış ve parçalı bir şekilde yasamaya mecbur bırakılarak kendi dilleri arasında ulusal bütünlüğü parçalamak için derin lehçelerin oluşmasına neden olmuşlardır. Ve bunun sonucu olarak çok dar alanda kendisini yaşatmaya çalışan Kürt dili ve edebiyatı, doğal gelişimi için yaşama alanı bulamamış ve kısır bir döngü içine girmiştir. Buda Kürt edebiyatının gelişimi önünde ciddi bir tıkanıklığa sebebiyet vermiştir. Sayısal olarak çok küçük bir kesimi ifade eden Kürt edebiyatçılarının çabaları, dilleri unutturulmuş ve kültürleri yok olmakla yüz yüze bırakılmış bu halkın dilinin gelişimi için yeterli sonuç vermemiştir. Çünkü akademik olarak yazılan ve edebi bir çalışmayı esas alan bu çabalar, kelime hazinesi dar olan bir halkın anlayabileceği bir yazım tarzına indirgenememiştir.
Ancak, bütün bu olumsuzluklara rağmen, son yıllarda mücadele trendinin yükselişe geçtiği ve ulusal şuurun gelişmeye başlandığı bu dönemde, basın yayın organlarının işlev kazanması, kısmide olsa standart ortak bir dilin yakalanması, Kürdistan in dört parçasında yaşayan tüm Kürtler için yeniden ortak bir dilin kullanılması olanağını yaratmıştır. Ayrıca bu süreç içinde binlerce Kürtçe kitap yazılmış ve her yazılan eserde şimdiye kadar kullanılmamış veya unutturulmuş birçok kelime yeniden günlük hayatımıza girmiştir. Bütün bu pozitif gelişmeler genelde Kurt kimliğini ve özelde de Kürt ulusu ile ilgili olan bütün sosyal olguların tekrar özümsenmesine ve bunların sahiplenilmesine neden olmuştur. Her ne kadar sanatın bütün dallarında ciddi bir ilerleme kaydedilememişse de, özellikle müzik dalında ciddi bir doğuş yaşanmış ve halka özümsetilmiştir. Ancak bu başarı içerik ve edebi olarak ciddi bir kalite ile desteklenemedigi için, kısa sürede cazibesini ve tılsımını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Çünkü bu süreç içinde kısmi de olsa dil de hâkimiyeti kazanan kitleler sanatçılardan daha kaliteli ve daha zengin imgelerle donatılmış eserlerin yaratılması ve sunulması beklentisi içerisine girmişlerdir. Kendi değerlerine susamış olan halkın, sanatına dört elle sarılışlarını, kendi sanatsal çalışmalarının başarısı olarak gören, yetersiz ve statik sanatçı duruşu, halkın beklentilerine cevap olmanın ötesinde daha da geri bir duruş sergilemiştir. Kısmi olarak, bireysel çaba gösteren bazı sanatçılar, her ne kadar bu gelişime önayak olma çabası göstermiş olsularda kirkmilyonluk bir halkın kültürel değerlerini omuzlayacak ve onun tarihsel misyonunu üstlenebilecek bir yetkinlik elde edememişlerdir.
Belki, sanatın toplumların ve dilin gelişimi üzerindeki pozitif etkisini, güncel bir örnekle vermek, konuyu özetlemek acısından daha faydalı bir sonuç elde etmemize katkı sunar. Çünkü sıcağı sıcağına yaşanan bir tartışmayı, evrensel değerler ışığında kendi mecrasına taşımak icin, beyan edeceğimiz her fikir bizi bir adım daha ileri götürür.
Son günlerde sıkça tartışılan ve birçok yazar ve şairin olumlu ya da olumsuz eleştirileri ile gündem olan, yazar, Mehmet Uzun’un Kurt diline kazandırmış olduğu yeni kelimelerle ilgili tartışmadan hareketle, örneklendirmek gerekirse, kimisine göre bin tane kimisine göre daha az ve kimisine göre de yeni kazandırılmış kelimeler değil de, unutulmuş kelimelerin kullanıldığı söylemi, aslında sayısal olarak miktarı önemli olmamakla beraber, her sanatsal çalışmanın dile yeni kelimeler kazandırdığı gerçeğini kabul etmek gerekir, her ne kadar tartışma Sayın Mehmet Uzun etrafında odaklanmış olsa da, bu zenginlik, katkı bütün Kürt şair ve yazarlarının ortak çabalarının bir ürünüdür. Duygu ve sanatsal derinlik kişilerin bireysel tasarrufunda değildir. Her sanatçının yaşama bakışı etkilenişi, şekillenişi, hissedişi ve estetik olarak kendisini ifade şekli farklıdır. Bu farklılık sanatçıda duygunun ifade biçiminin rotasını belirler.
|
|