|
Suçun mahiyeti kavramına girmeden ve suclunun profiline bakmadan,evrensel kriterlere göre,Demokratik ya da sıradan bir ülkenin cezaevlerinde tutuklu bulunan bir bireyin tüm yaşam koşullarına dair soruların cevaplanması en insani olmazsa olmazların başında gelmektedir.Bunların başında ise yaşam ve sağlık alanındaki sıkıntıların ivedilikle giderilmesi,gereken en insani durumdur.Bunu talep de etmek en demokratik haktır.Türkiye'deki cezaevlerinin fiziki koşullarının ne derece kötü olduğu her kesin malumudur.Dolayısıyla bu konuya değinmeden bile,en sıradan bir suçlunun dahi genelde tüm dünyada özelde de Türkiye'deki cezaevlerinde yaşadığı sıkıtınlıarı biliyor olmalısınız.12 Eylül Cunta yönetiminden kalma bir ruh haliyle Cezaevleri,kişileri topluma kazandırma ve karşılıklı bağışlanmayı tesis edecek bir oluşumun çok uzağındadır.Ve hatta cezaevleri öç alma,düşürme ve daha çok kriminalize etmek için yoğun bir çabanın adresliğini yapmaktadır.
15 ŞUBAT 1999 yılında uluslar arası bir komplo ile Türkiye'ye teslim edilen Kürt Halk Önderi Sayın ABDULLAH ÖCALAN,halklar arasında kıyım ve iç savaşa ortam sağlamamak için yoğun Barış girişimi içine girmiş ve 5 kez ateşkes ilan edilip uyulmasına rağmen müsbet bir cevap almamıştı.Cevabın sürekli menfi oluşunun yanısıra,Başta Sayın ÖCALAN olmak üzere Kürt halkının üzerine inkarcı ve linç ruhuyla yaklaşılmıştır.Eminim ki hepinizin Sayın ÖCALAN'ın sistemati bir şekilde zehirlendirildiğinden haberiniz vardır.Dolayısıyla teferruatlarına girmeyi gerek görmedim.Ancak şu var ki,hassasiyeti tüm dünya politikası ile teyid edlimiş böylesi önemli bir süreçte böylesi bir yaklaşım Barış'a değil malesef ki Savaş'Aa hizmet edecektir.Ne acı ve gariptir ki, bu hassasiyete dikkat çekmek isteyen D.T.P Eşbaşkanı Sayın Aysel Tuğluk,gayri hukuki ve insanlıktan uzak bir tarzda linç ile karşı karşıya bırakılmıştır.Oysa tıpkı 1994 seçimleri yemin töreninde Sayın Leyla Zana'nin yapmış olduğu Ez Wê Sonda Xwe Ji Buy Bratiya Gelê Türk û Gelê Kürd dıxwom (Bu Yeminimi Türk ve Kürt Halklarının Kardeşliği İçin Yapıyorum)açıklamasının içeriğine bakılmaksızın başlatılan linç girişimi,son zamanlarda D.T.P'li yöneticilere yapılıyor olması yeni bir konseptin başlangıcının startını veriyordur kanımca.
Sayın ÖCALAN'ın,şahsında geliştirilen komplo hakkındaki düşünceleri bir hatırlayalım isterseniz.''Esaretimden sonra ki süreçte sessiz ve zamana yayılmış fiziki bir imha ile karşı karşıya kalabilirim.''İşte o an bu andır.Ve duyarlılığımızın had safhada olmasının gerekliliğinin anlaşılıyor olmasını diliyorum.Beyin giderse vücüdü zapt etmek oldukça kolaydır ifadesi sistem tarafından sıklkla kullanılmış bir ifadedir.Ve anlaşıldığı üzere bu süreç son derece dikkatli ve sistematik bir tarzda devam ediliyor.Bunun tehlikeli sonuçları hakkında fikir yürütmek bile istemiyorum ve tek kelime ile olası bir durum halinde Türkiye tam bir CEHENNEME dönecektir malesef.Bizlerin yani sadece Kürtler'in değil duyarlı insanların bunun farkında olması nedeniyle tehlikeye parmak basmak nasıl ki en insani tavır ise,bu sürecin boşa çıkarılması için çaba ve eylem içinde olmak da bir o kadar demokratik ve insani bir haktır.
Korkularımı olabildiğince yenmek ve sevinçler beslemek için çaba içinde olmamam rağmen gelişmeler beni olmusuzluğa itiyor malesef.Zira gatırlarsınız M.İ.T müsteşarı Emre Taner ile başlayıp,Mehmet Ağar,Cevat Öneş ve en son Kenan Evren tarafından dillendirilen ifadelere şimdi artık şüphecilikle yaklaşıyorum.Var olan sorun u demokratik ve insani teamüllere uygun bir tarzda çözme isteğinden uzaklaşmış bulunmaktayım.Ve kendimce bir komplo teoriis geliştirmek durumunda kaldım.Acaba diyorum,Sayın ÖCALAN'ınsağlığına yönelik olumsuz gelişmelerin toplumda yaratacağı infiali azaltmak ve mümkünse yok etmek için,Kürt sorununda en radikal ve gaddar karşılıklar veren bu kesimler bir oyunun içindeler mi?Yani bir yandan Sayın ÖCALAN'ı bir imhaya götürürlerken bir taraftan da tepkileri kendilerince makul seviyey çekmek için mi bu dili kullanıyorlar diye şüphe duymamak elde değil sanırım.Yoksa 12 Eylül Cuntasının baş Mimarı Kenan Evren durduk yerde,KART-KURT'tan Eyaleti Sistemini bile düşünmeye gelmiş olmasını sadece vijdani bir muhasebe olarak değerlendiremiyorum malesef.Toplumun her kesimin ortak bir düşüncesi var ki sorunun giderilmesi için Sayın ÖCALAN'a mutlak bir itiyaç vardır.Ve ÖCALAN yıllardır nerdeyse bir Emniyet Subabı görevini görüyorken böylesi bir yaklaşım ne kadar reel ve Barışa hizmet eder bir tavırdır anlaşılır değil doğrusu.Her dile ve söyleme katı bir ŞÜPHECİLİK ile yaklaşmak gibi bir niyet içinde değilim ancak gelişmeler beni ona sürüklüyor.
K.K.K Yürütme Konseyi,Kürt ve İnsan Hakları Örgütleri konu hakkındaki hassasiyetlerini kamuoyu ile paylaştılar.bu sırada Kürtler'e düşen en elzem ve insani tavır,Demokratik Eylem ve tepkilerini en üst seviyey getirmektir.Aksi takdirde süreç hem devam edecek ve hem de olası bir imhadan sonra hepimiz bu ateş çemberinin içinde kalabiliriz.Kuru ve sıradan slogan,eylem ve proğramlardan ziyade,bağlılığın tüm dünyaya gösterilecek niteliklerde eylemler yapılmalıdır.Komplonun içinde yer edinen Avrupa Ülkelerinin gündemine mutlaka girmeli ve çözüm için stratejiler geliştirmelrini sağlamalıyız.Aksi takdirde yarın çok geç olacak ve yarın kayıplarımızı sayacak kadar zamanımız olmayacak. |