Erdoğan çıkıp, ‘Kürt isyancılar, cumhuriyetin demokratik niteliklerine katılmaya geliyorlar. Bu onurlu bir davranıştır. Biz de bunun yasal-politik yollarını hazırlıyoruz’ demelidir. Geriye ABD mi AB mi arabulucu olur, yoksa bunlara gerek duymadan baş başa mı yapıyoruz, netleştirilmelidir.
‘Gelin teslim olun’ demek olmaz.
Artık dananın kuyruğu kopacak diyorum. Beş yıldır savaş mı barış mı diye tartışıyoruz. Beş yıldır nasıl sabrettiğimi biliyorsunuz. İdamı mesele etmedim. Türkler ve Kürtler üzerine oynanan bir oyun vardı. Bu oyunu bozmak istediğim için tek taraflı olarak bu tavrı geliştirdim. Suriye’de başladım, İtalya ve İmralı’da geliştirdim bu tavrımı. Bu oyunu bozmaya çalıştım. Kendi inisiyatifimle bu süreci başlattım. Rica ettim, PKK de uydu. Sınırların dışına çıkıldı. Büyük fedakarlık ile ateşkes bu güne kadar sürdürüldü. Neyi bekledik? Devletin de bazı adımlar atmasını bekledik. Aslında geçen hükümet döneminde Ecevit bazı şeyler yapmak istiyordu, MHP engelledi. AKP iktidar değilim diyor ama bana göre Kürtleri satarak durumunu kurtarmak istiyor. Orduya, PKK’ye istediğini yap, buna karşı bana dokunma diyor. Bunun üzerinden kendini konumlandırıyor. Bu mevcut yasal tartışmalarla bu olmaz. KONGRA GEL yönetimini dışarıda bırakıp ‘gelin teslim olun’ demek dürüst olmaz. Bu cümleyi daha önce de söylemiştim. “Başı dağda kurda kuşa yem ederek, gövdeyi de biz yeriz” mantığıyla hiçbir yere varılmaz. Bu faşist ve imhacı bir yaklaşımdır. Bu sorunu çözmez. Bu bir uyarıdır, bu yaklaşım savaşa çağrıdır. Yani KONGRA GEL yönetimi ayrı diğerleri ayrı demek, savaşı tırmandırmadır. Bu son görüşmemiz de olabilir.
Bu şu demektir, kuşatma geneldir. Tasfiye sürecidir. Ölüm demiyorum, tasfiye ve bitirme süreci demektir. Ben dahil herkes imhayla karşı karşıyadır demektir. Benim umudum tersinin gelişmesidir. Daha olumlu da olabilir. Daha da daraltılırsam bu ölümün bir biçimidir. Çürütmeyi herkese dayatmaktır. Bundan sonraki haftalarda bu daha iyi belli olur.
Operasyonlar savaş çağrısıdır. Aylar demiyorum, haftalar diyorum. Buraya gelemezseniz ve operasyonlar da sürerse bu bir savaş çağrısıdır. Halk da kendi durumunu değerlendirir, artık kendi önlemlerini alırlar. Her şeyden önce bu bir af yasası değil, yeni bir yol haritasıdır. Nasıl ki İsrail-Filistin için yol haritası varsa, bizim için de barış ve demokratik çözümün yol haritasıdır. Ana öğelerini veriyorum. Devlet dağda silahlı adam bırakmak istemiyorsa, daha önce belirttim cumhuriyetin demokratik temel niteliklerine katılmaya hazırız. Devlet de cumhuriyetin temel niteliklerine katılmaya gelenlere yolu açmalıdır. Bunlar kimdir diyorlarsa, bunlar da cumhuriyetin temel niteliklerine katılmaya karar verenlerdir. Cumhuriyetin temel niteliklerine candan katılım kararı verenlerdir.
Cumhuriyetin temel niteliklerine katılmaya karar vermeyenler bizi ilgilendirmez. Bu PKK’nin içinde de olabilir, dışarıda kalan sol örgütler de olabilir, bizi ilgilendirmez. Ama cumhuriyetin temel niteliklerine katılmayı isteyenlere de devlet yasal-politik yollarını açmak zorundadır. Pratikte hükümet bunun sorumluluğunu üstlenmelidir. Erdoğan çıkıp, “KONGRA GEL adı altındaki Kürt isyancılar, cumhuriyetin demokratik niteliklerine katılmaya geliyorlar. Bu onurlu bir davranıştır. Biz de bunun yasal-politik yollarını hazırlıyoruz” demelidir. Geriye teknik kalıyor. Teknik olarak ta ABD mi AB mi arabulucu olur, yoksa bunlara gerek duymadan baş başa mı yapıyoruz, netleştirilmelidir. Bunları medyada yoğun tartışıp, kamuoyu hazırlanmalıdır. Birbirimize güveni verirsek, çözüm gelişir. Silahlı adamlar nasıl gelecek diye sorulursa, bu yasalar ilan edilecek, kamuoyu buna hazırlanacak. Hem Kürt hem de Türk kamuoyu hazırlanır. Bu medyada bol bol işlenir. Benim çıkışıma kamuoyu hazır değil diyorlarsa, sürgün formülü de olur. Ben dahil PKK yönetimi bu fedakarlığı da yapabiliriz. Eğer Türkiye kamuoyu bizi ve KONGRA GEL yönetimini kabul etmezse, biz gönüllü olarak geçici bir süre için ABD ve NATO’nun güvencesinde bir sürgüne razıyız. Geriye silahlı adamların adım adım gelmesi kalıyor.
25 Haziran 2003 İmralı |
|