Günay Aslan
Günay AslanAvrupa’nın PKK raporu
Rotînda Yetkîner
Rotînda YetkînerPKK her Kürt için kimliktir, namustur, onurdur.
Mehmet Sögüt
Mehmet SögütYaşarken Roza olabilmek!
Ahmed Aktaş
Ahmed AktaşEz 32 salî me!
Kakşar Oremar
Kakşar OremarLi Îranê Binpêkirina Mafê Mirovan berdewame...
Cemil Bayık
Cemil BayıkRonahiya hêviyê gihiştiye hemû mirovahiyê
Özgür BİLGE
Özgür BİLGE"UTANIRDIK KÜRTLÜKTEN"
Selahattin Erdem
Selahattin Erdemİmralı gerçeği
Ahmet Dere
Ahmet DereHilbijartinên herêmî û kurdên li Ewropayê
Songül Beyazgül
Songül BeyazgülBir ömür: 30 YIL
Erkan Kobanlı
Erkan KobanlıÖcalan karşıtları ne yaparlar!
Mahmut Aslan
Mahmut AslanKürt halkının değerlerine saygı gösterilmelidir!
Teman Dep
Teman DepVeli Küçük-Veli Göçer
Cemo Devrim
Cemo DevrimAteşler içinde Kürdistan
Mihemed ORHAN
Mihemed ORHANMizgêniya Sedsalê
Serbest Rêzan
Serbest RêzanKî Dibêje Başûr bê Deng e?
Mizgîn Bîngol
Mizgîn BîngolCîhan, Obama û tirk
Kasım ENGİN
Kasım ENGİNOmurgasız Bir Kişilik, Mukallit Erdoğan
Fırat Penaber
Fırat PenaberŞiirlerim kadar eski/ kalbim kadar yenisin
Mîr Qasimlo
Mîr QasimloAlastina rastiyên veṣartî (1)
Nurhak Erdal
Nurhak ErdalİKİNCİ 5 KASIM DÖNEMİ
Konuk Yazarlar
Konuk YazarlarDawî nêz dibe, dijmin hartir dibe
Hozan Dîno
Hozan DînoKÜRT MÜZİĞİNİN TARİHSEL DİRENİŞİ
Abdullah Öcalan
Abdullah ÖcalanEn Etkili Birey Herkese Bir Şeyler Verendir
SONGÜL BEYAZGÜL
 SONGÜL BEYAZGÜL ‘Her şehit için bir DTP’li öldürülmeli’
Mahir Deniz
Mahir DenizFELSEFEYE GİRİŞ -17-
Hemîd DILBIHAR
Hemîd DILBIHARŞEVA ÇÛYÎ
Ömer Dilsoz
Ömer DilsozHer însan siwarê hêviyên xwe ye
Ülkem Zeremya
Ülkem ZeremyaEBEDİ KOMUTAN’A
Siyamed Sipan Uğurlu
Siyamed Sipan UğurluNobedarên Azadiyê
Ömer Yüce
Ömer YüceAvusturya’nın Graz kentinde Amara Gençlik Festivali heyecanı başladı.
Halil Uysal
Halil UysalEylül…
Hayri Cewlik
Hayri CewlikBir Newrozun Anlattıkları
RC TEC
RC TECBu Haftaki Oyunumuz : Icindeki Dj
Berfîn Dilav
Berfîn DilavYüreğin Aydın yaşamın Yılmaz dı senin
Umut Özgür
Umut ÖzgürGÜNEŞİN GERÇEK SAHİPLERİ
Sedat İnci
Sedat İnciDağlara nakış ettik izlerimizi
Mehmet Mekin Yıkın
Mehmet Mekin YıkınKürt basını üzerine bir kaç söz
Zana-Qenco
Zana-QencoOPERASYON ve GELİŞMELER
Polat Can
Polat CanGERYANEK DI CÎHANA WÊJEYA NÛJEN YA KURDÎ DE
JÊHAT BÊRTÎ
JÊHAT BÊRTÎAnlatılması zor anlar
Rızgar Azad
Rızgar AzadŞaşırmayın; yanlış yapmayın!
İbrahim Güney
İbrahim GüneyEy TC! Senin gücün Kenan Güzel'e yetebilir mi?
Mehmet Alagöz
Mehmet AlagözUluslaşma ve Sanat
Firaz Baran
Firaz BaranBüyükanıt'ın yaptıkları
Hevîdar Munzur
Hevîdar MunzurTîrêjên Roja me îro ji herdemê geştirin
Argeş Arjin
Argeş ArjinGençlik eyleme, zafere....
Remzi Zilan
Remzi ZilanÖzgürlüğün Dili: ÇIĞLIK !!!
Cudi Arif
Cudi ArifÖzlemin patikalarında

 
PKK sosyalizmi ısrarla savunmanın adıdır



Yazar Adı: Abdullah Öcalan


Yazarın Tüm Yazıları

Eklenme Tarihi: 3.05.2007 Saat: 01:09

Günümüzde PKK sorunu, her zamankinden daha fazla bir enternasyonal sorun durumuna gelmiştir. Öyle anlaşılıyor ki PKK, reel sosyalizm bunalımının gelişmeye başladığı ve bunalımdan çıkışın henüz pek mümkün görülmediği bir dönemde, sosyalizmin özünü kavramada, ona inanmada tutarlı olmanın ve bunu bu bunalım döneminde her türlü savrulmaya karşı ısrarla savunmanın özgün adıdır. Hiç şüphesiz PKK'nin oluşumunda ulusal özellik, toplumsal özellik ağır etkide bulundu. Fakat PKK sadece bu değildir, PKK'yi yalnız Kürdistan'daki ulusal ve toplumsal özelliklerle karakterize etmek, büyük bir yanılgıdır. PKK'yi karakterize edecek olan özgün sosyalizm anlayışıdır. Daha doğrusu, reel sosyalizme eleştirisel yaklaşımıyla, sosyalizmin esaslarına doğru bağlanma arasında yürüttüğü mücadeledir.

Bu iki temel özellik PKK'yi giderek günümüzde bir gerçek haline getiriyor, bir parti kimliğine kavuşturuyor. Bir parti, özellikle dar mahalli bir sınırdan sıyrılmak istiyorsa, -ki günümüzde dar mahalli kalmak da pek o kadar mümkün olmadığına göre- adına yaraşır çağdaş bir parti olmak istiyorsa, ulusal toplumsal özellik kadar enternasyonal özelliği de yakalamak zorundadır. Eğer PKK, 1970'lerde enternasyonal özellik olarak, reel sosyalizmin artık iyice bayatlamış dogmalarını, uygulamalarını esas alsaydı, değil bugüne gelmek, daha doğuşunda bitmeye mahkum olurdu.

PKK, sadece ulusal toplumsal özelliğe çakılıp kalsaydı, değil 1980'ler sonrasına gelebilmek, daha o yıllarda dar bir mahalli grup olarak tükenmekten kurtulamayacaktı. PKK'yi kavramaya çalışıyoruz. Oluşumunda, çağdaş ideolojiler içinde bilime en yakın, hatta toplumsal gelişmenin bilimi diyebileceğimiz bilimsel sosyalizmi esas almıştır. Reel sosyalizme ikinci planda yer vermiş, ona daha çok eleştirisel yaklaşmıştır. Bunu yaparken, kendi ülkesinin ulusal, toplumsal özelliğine değer vermiş, buna alabildiğine bağlı kalmaya çalışmıştır. Tabii bütün bunları teorik düzeyde gerçekleştirirken; 1970'li yıllar, teorik inceleme, araştırma ve onun propaganda ile yayılma yılları olmuştur. Diğer yandan onun kurumlaştırılması, yani örgütlenmesine doğru yol alınmıştır.

1980'lere doğru geldiğimizde, artık sadece teorik doğrularla yetinmeyip, örgütsel, maddi, kurumsal bir ifade olmaya karar verme, hatta bununla da yetinmeme, giderek halkla bağlantısını sağlam kurmayı başarmıştır. Böyle olduğu içindir ki 1980'lere doğru geldiğimizde düzen, PKK'yi baş hedef olarak seçiyor. PKK tarihini iyi incelemek gerekir derken bu noktalara dikkat çekiyoruz.

PKK'nin şekillendirdiği insan, önemli oranda sosyalist insandır; ulusal insandır, halktan insandır. Ve bu da çağımızın sınırlı da olsa kendi örneğinde, PKK somutunda çözüme kavuşturulmasıdır. Partimizin içinde gerçekten büyük mücadeleler yaşıyoruz. Her gün bütün kadrolara, son yılların kapsamlı çözümlemeleriyle, ardı arkası kesilmeksizin derinleşerek oluşan gerçeği kavratmaya çalışıyoruz ve hala bu çaba bitmemiştir. Bunun nedeni de sosyalizmin dev gibi sorunlarının olmasıdır.

Sosyalizme tali bir biçimde bağlılık olmaz. Günümüzde, reel sosyalizm ve yaşanan tıkanıklık, sosyalizm değerlerinin adeta alt üst edilmesi bu gerçeği çok iyi göstermektedir. Buna karşı çözümü PKK'de yaşayacağız. PKK'de çözüm gücü olacağız. Yani bir bütün olarak sosyalizmi değerlendirecek, sosyalizmi bu temelde alternatif kılacak, onu savunacak, bununla da yetinmeyerek, onu örgütleyerek mevcut tıkanmalarda bir çözüm aracı olarak benimsetecek, onun için savaşımı sürdürecek bir noktayı ısrarla tutturacağız. Dünya genelinde içine girilen bunalıma bir çözüm gücü olma sorumluluğunu duyacağız. Yani 'biz PKK'yiz, sadece ulusal sorunla ilgileniyoruz' demek, durumu kurtarmaz. Daha fazla yapılması gereken, ulusal çapta da olsa, sosyalizmin çözüm gücü olmayı bilmektir. Bunda çok ısrar ediyoruz. Bunu gerçekleştirmeye çalışırken, son yıllarda kapsamlı kişilik çözümlemesi yaptık.

Neden buna ihtiyaç duyduk? Şunu söylemiştik: Sosyalist bireyi yaratmak çok önemli bir görev. Sosyalizm inşa edilirken, sosyalist bireyin kendiliğinden bir gelişme olarak oluşacağı sanılmıştı. Partiye program sunuluyor, partide çizgi kararlaştırılıyor, fakat o çizgiyi hangi kadro uygulayacak ve o kadronun kendisi nasıl geliştirilecek, işte bu yapılmıyor. 'Kendiliğinden olacak' deniliyor. 'Örgüte alınan adam, programı kabul etti mi, çizgiyi, taktiği de esas aldı mı, o, zaten sosyalisttir. İşleri o götürecektir' deniliyor. Ama böyle olmadığı, reel sosyalizmin öncü partilerinde ortaya çıkmıştır. Böylece militan sorununun halledilmediği anlaşılmıştır. Militan sorununun başlı başına çözümlenmek durumunda olan bir sorun olduğunu günümüz de iyice göstermiştir.

 

"İyi kadrolar olmadı mı programlar, kararlar bir hiçtir"

 

Biz, militan çözümlemeyi niye bu denli geliştirdik? Toplumsal özelliklerimiz bizi buna mecbur etti. Kürt kişiliği bin yıldır düğüm düğüm olmuş bir kişiliktir. Çözmek zorundaydık, onun için yöneldik denilse de bence bu sınırlı bir yaklaşımdır. Daha da önemlisi, militan çözümlemeyi yapmak, sosyalist kişilikteki tıkanmayı görmek, onu aşmak ihtiyacını sürekli hissetmekten kaynaklanmıştır ve bu, uluslararası deneyimden daha fazla etkili olmuştur.

Türkiye'deki militanın sefaleti, bizi militanı çözümlemeye, alabildiğine ağırlık vermeye zorlamıştır. Yine sahte ya da içi boşaltılmış komünist partilerdeki parti üyeliğinin yozlaşması, hatta en yoz kişiliklerin bu komünist partiler içinde ortaya çıkması, bizi militan çözümlemeye itmiştir. Hiç şüphesiz ulusal, toplumsal özelliklerimiz de bunda son derece etkilidir, ama belirleyici değildir. Demek ki sosyalizmin sorunlarına kendi küçük çapımızda, PKK ölçeğinde cevap aramaya çalışırken, aslında genelde bir sosyalist tıkanmayı, bireyde kilitlenmeyi de çözmeye çalıştığımızı iyi biliyoruz.

Ulus çapında sosyalizmi kurdum dersin, parti çizgisine egemen kıldım dersin, ama militanı çözemezsen, doğru militanı bulamazsan bütün bunlar boşa gider. Aslında bu sorunlar görülmemiş değildir. Ustalar da sık sık, "iyi kadrolar olmadı mı programlar, kararlar bir hiçtir" der. Ama bu yetmiyor, daha fazlası gerekiyor. O da nedir? Bizzat militanı nasıl yetiştireceksin? Militan nasıl ortaya çıkacak? PKK deneyimi herhalde bu konuda en iyi, önde gelen bir okuldur.

Biz, insanla çok uğraştık, yani devrimin dış cephesi kadar, direkt düşmanla uğraşan cephesi kadar, hatta ondan kat kat daha fazlasını kendi içimizde yapmak zorunda kaldık. Buna çok mu istekliydik? Hayır. Gelişmek için bunun kaçınılmaz olduğunu gördüğümüz için yaptık. Kaçınılmazdı, çünkü sosyalizmin genel durumuna baktığımızda; herkes sosyalizmden rahatlıkla vazgeçebiliyor, sorunlarına kimse çözüm gücü olmak istemiyor. Ulusal, toplumsal koşullarımıza baktığımızda; herkes düğüm olmuş, kimse açımlanmak, çözümlenmek istemiyor. Bu durumda, böyle dönemlerde ilerlemenin kaçınılmaz koşulu o bireyi çözümlemektir. Sosyalistleşmeyen, uluslaşmayan, demokratlaşmayan kişiliği operasyona tabi tutmaktır, ameliyat masasına yatırmaktır. Ve bu, bizde iyi yapıldı. Görülüyor ki PKK'de gerçekleşen, aslında sadece ulusal toplumsal özellikli ihtiyaçlardan kaynaklanan bir gerçekleşme değil, genel çapta reel sosyalizmdeki bir tıkanmanın, ciddi bir engelin, yerine getirilmeyen bir görevin gerçekleştirilmesidir. PKK bu anlamda bir çözüm oluyor.

Sosyalist tipin şekillenmesi adına gerçekten sağlananları bir kez daha özetlersek, bunun öyle salt ulusal ya da sadece sınıfa dayalı bir çözümleme olmadığı anlaşılacaktır. Ve sadece askeri, siyasi bir görevi başarmak amacıyla da bağlantılı değildir. Daha fazlasını kapsıyor. Biz, günlük olarak savaşımımızda, eski din kitaplarında 'ideal insan, melek insan, evliya insan' denilen ve biraz da bize hikaye gibi gelen insanı yaratmaya çalıştık. Ortaya çıkartmaya çalıştığımız biraz da buna benzer bir insan. Yani çözüme ulaşmış insandır. Bir defa, kapitalizmin bütün değer yargılarına karşı aşama yapmış insandır. İşte bu, reel sosyalizmin oluşturduğu tipi de aşan bir insandır. Hele bizdeki yarı feodal, yarı kof burjuva diyebileceğimiz tipi de aşan bir insandır. PKK savaşını veren insan böyle bir insandır. Buna, aşama yapmak için gereksinim duyuldu. Bugün PKK'yi PKK yapan gerçek budur. Aynı zamanda gelişme sağlayabilmek için de yapılması gereken buydu. Yapmasaydık, kendi mücadele tarihimizden iyi biliyoruz ki gelişme olmayacaktı.

Sosyalizm adına dayatılan sosyal şovenizme karşı mücadele olmasaydı; ulusallık adına kaba, sahte bir milliyetçilikle mücadele olmasaydı; yine militanlık adına kaba, lümpen bir dayatmaya karşı mücadele olmasaydı, biz neyi halledecektik, neyi geliştirecektik? Bireyin özgürleşmesi, PKK'de çok yönlü bir eğitimle, çabayla hazırlanmasaydı, gönüllülük ilkesini ne kadar geliştirebilecektik? Ve bu ilkeyi geliştiremediğimizde, PKK'yi kaç gün yürütebilecektik? Bunlar çok önemli sorulardır ve biz, bu sorulara biraz cevap vermeye çalıştık.

 

Başka ulusal özellikler içinde varolmak bizim için yok olmadır

 

Unutmayalım ki reel sosyalizmin kalıplarında tüketici bir sosyalist olsaydınız, karnınızı doyurmak için bir parti kurmak gerekirdi. Bu, bir. İkincisi, bir ağa taslağı olarak parti içinde sizi yaşatmaya çalışmak için de bir parti gerekliydi. Üç, Türkiye koşullarının, Türk kapitalizminin etkilediği bir tip olarak sizi yaşatmak için de bir parti gerekecekti. Bunların masrafını düşünelim. Değil sizi bir mücadele örgütü olarak tutmak, yürütmek, karınlarınızı doyurmak ve amansız bir düşmanın üzerine yürütmek; kendinizi bile yürütmek, sizi ayakta tutmak bile böyle kaç parti isterdi. Şimdi partimiz içindeki hırsızları, soytarıları, lümpenleri değerlendirirken, ağacıkları veya jandarmacıkları bu gerçeklerin derin bilinciyle anlamaya çalışacağız.

Değer nedir, nasıl üretilir? Bunları biraz gösterdik. Sosyalist parti istiyoruz. Bizde uygulanan, yaratıcı sosyalizmin uygulanmasıdır diyoruz. Bu denli görmek ve büyük değer vermek gerekir. Yarattığımız sosyalist insan, bu saydığımız hastalıklarla boğuşan bir insan değildir. Dikkat ederseniz, hatta kendinizdeki gerçekleşmeyi göz önüne getirirseniz, çok farklı bir türün veya insan tipinin geliştirilmesiyle karşı karşıya olduğumuzu anlarsınız. Gelişme bundan başkasına fırsat vermiyor. Zaten PKK'yi PKK yapan da tamı tamamına budur.

Eğitimlerinizi sürdürüyorsunuz. Çok çeşitli amansız mücadelelere hazırlandığınızı söylüyorsunuz, ama bunun nasıl sosyalist bir kadroyla yürütülmek istendiğini de anlamak zorundasınız. Ancak böyle bir kişilikle bu mücadelenin yürütülebildiğini bir an bile göz ardı edemezsiniz. PKK işleri başka türlü yürütülemez. Çünkü dünya çapında sosyalizmin bunalımı had safhada. Daha doğrusu, sosyalizm adına büyük bir bunalım yaratılmıştır. Onun aşılması gerekir. PKK, buna çözüm olmak zorunda. Bizim de toplumsal tarihi gerçeklerimiz kendi özgürlüğünü yitirmiştir ve önemli oranda özgür bir irade olmaktan çıkarılmıştır.

Kendisi için çalışan, kendisi için yapan bir emeğin sahibi yok. Hep başkaları için emek harcayıp, başkalarına hizmete koşuyor. Bu katmerli yabancılaşma, kendini inkar etmedir. Sadece emeğine saygısızlık değil, kendi insanlığına da yabancılaşmadır. Bunun yarattığı bunalımı düşünebiliyor musunuz? Bunun yarattığı kişilik tahribatını akla hayale sığdırabiliyor musunuz? İşte PKK buna da bir cevaptır. Tabii ki bu cevap, sadece teorik değildir ya da sadece parti programı, siyaset, çaba da değildir. Günlük olarak en yaratıcı taktiklerle Ğkişi olarak ondan da öteĞ tam bir taktik ifade olacaksın. Mücadeleyi uzun vadeli olarak ele alacak, dünya çapında yaşanan sorunların bilincinde olacak, bunlara uygun stratejik çözümler geliştireceksin. Çabaların sergilenmesi açısından hem yeterince yoğun hem de ustalıklı olacaksın. Taktik strateji böyle icra edilir. Bunları kendi kişiliğinde artık ne kadar gerçekçi dönüştürürsen, onu öyle sağlayacaksın. Bu anlamda bir ilerleme veya gelişme yaşarsan, o zaman senin bu işleri götürme şansın artar.

PKK'de olup biten ve yürütülen bu büyük mücadeleyi, verilenlerin ışığında değerlendirmek gerekir. Kendi kendinize tutarlı olmak istiyorsanız, PKK parti bağına doğru bağlanmak istiyorsanız ve gerçekten böylesine bir sosyalist birey olma kararlığındaysanız, bu mücadeleyi kendi lehinize başarıyla halletmeniz gerekir. Bu mücadele sizde başarıya ulaşmazsa, körkütük olursunuz. Bunun yaşla ya da toplumsal, bölgesel kültürle de alakası yoktur. Evet, belki etkisi olur, ama bütün bunlar böyle sağlıklı bir çözüm geliştirmenin önünde ne ciddi engel olarak bulunabilir ne de bazı özellikleri vardır deyip ona sığınarak, insan dönüşümü tam sağlayabilir. Komple bir gelişmeyi, bütün yönleriyle gereklerini icra ettiğin oranda başarabilir, bir işin altından kalkabilirsin.

Son yıllarda yürüttüğümüz büyük çaba da bu ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Dikkat edin, hepiniz eleştirilere uğradınız, eleştiri yaptınız. Ortaya çıkan tıkanmış, yenilmiş kişilikler söz konusudur. Hırsızlar, bozguncular, caniler, insanlık düşmanları, hainler var. Çözümlemelerde ayna gibi ortaya çıktı. Yani bu tip kişiliklerin parti içinde boy verdiği görüldü. Bunlar nasıl ortaya çıktı? Bunlara karşı niçin doğru bir mücadele verilmedi veya duruş içerisinde olunmadı? Herkes kendi adına bu sorulara doğru yanıtlar vermek zorundadır. Ben kendi açımdan büyük bir mücadele verdiğimi söyleyebilirim. Her ne kadar yetersiz de kalsa, bu tip birçok insana karşı bir duruşum, mücadelem oldu. Parti tarihi iyi incelenirse, bu daha iyi görülür. Yaratılan gerçekler de bu tiplere karşı verilen mücadeleyle ortaya çıktı. Çözümlemeler veya PKK deneyimi bunun böyle olduğunu, toplumu ve kişileri operasyona tabi tutarak, bireyi de kendi içinde operasyona tabi tutarak gelişme sağlandığını kanıtladı. Ve siz şimdi biraz gelişmiş sayılırsınız.

'Biz daha önceden de çok şey biliyorduk, bütün bunları yapabilirdik' iddiasında bulunamazsınız. Günlük olarak bin defa yenilgi yaşıyorsunuz. Ulus içinde zaten ezilmiş, henüz yenilmemişse de yitirilmiş gitmişsiniz. Toplumsal statü içinde yerinizin ne olduğu belli değildir. Hangi değerlerin esas alındığı bilinir; düşman ne vermişse o kadarına 'selam, bin şükür' diyorsunuz. Düşmanın verdikleriyle ne kadar tatmin olunabilir? Daha da kötüsü büyük bir boşluktur. Yaşadığın vatanın mı var ya da asgari düzeyde bile olsa, emeğinin sonuçlarına sahiplik edebiliyor musun?

 

Sosyal mücadeleler insanlığın toplumsal varlık haline gelmesiyle başlar

 

Düşünün bir, insan daha ilk çağda bile bir toprağa sahiptir. Bazı araç gereçleri vardır. Bu çağda sizde bunlar da yok. Savrulmuş gidiyordunuz. Şimdi dehşetli veya çok acayip durumlar ortaya çıktığında, nedenleri daha iyi anlaşılıyor. Bir çırpıda, düşmanın bir değerine ilgi duyuyor, artık onun için satmayacağı bir şey yok. Canı bir şeye sıkılınca, karşı çıkmayacağı herhangi bir değer kalmıyor. Canı bir şey isteyince, onun için kendini savurmayacağı yer, içine girmeyeceği olumsuzluk kalmıyor. Bu insanla ne yapılabilir? Bu insanlardan oluşmuş bir partiyle ne yapılabilir? İşte burada büyük parti olma ihtiyacı ve parti bağlarına büyük ihtiyaç kendiliğinden anlaşılıyor. Kişi olarak bile onurumuzu kurtarmak için önemli bir parti bağına ihtiyaç var. Bunu mübalağasız söylüyorum.

Sosyal mücadeleler insanlığın toplumsal varlık haline gelmesiyle başlar. Sosyalizm de onun ifadesidir diyoruz. Bizde bunun uygulanması şudur: İlk çağdaki toplumsallığa adım atan insandan belki daha fazla toplumsallığa adım atmak, insanlığa adım atmak, sosyal mücadeleye, hele hele sosyalizme, sosyalist mücadeleye adım atmak baştan itibaren ciddi bir parti bağına ihtiyaç gösteriyor. Gerçekten bilime inanıyorsak, gerçeklerimizi bilimin, sosyalizmin ışığı altında anlamak istiyorsak, bu konuda kaba ya da yüzeysel değilsek, kendimizi aldatmayı esas almıyorsak, toplumsal ve ulusal varlığımıza, ulusal ve sosyal mücadeleye ilk adımı atmak için gerekli olan en önemli nokta, parti bağıdır ve bizde bunu PKK bağı biçiminde yakalayabilmektir. Bunun gerekliliğini, ciddiyetini, vazgeçilmezliğini, önemini, özellikleriyle kavramazsanız, uygulama gücü elde edemezseniz toplumsal varlık olarak yok sayılırsınız. Toplum içinde eriyebilirsiniz. O kendi özgünlüğünüz açısından bir yitirilmedir, yok olmadır. Ulusal varlık açısından da böyledir.

Sosyal ulusal mücadele, sosyalizm mücadelesi açısından daha da yok edilmiştir. Kargaşa, kaos, sen ben çekişmesi, hiçbir kural tanımadan parti içinde değerlere saldırmak, varlık olmak değildir, daha kötüsü bireysel tükeniştir. Bunların bizde nasıl sık sık kendini gösterdiğini göz önüne getirirsek, parti bağı deyip geçmenin öyle kolay olmadığı görülecektir. Parti bağı, parti ilişkisi yaratmanın ne kadar önemli olduğu bütün yönleriyle anlaşılırdır. Onun için PKK'lileşmek, henüz bu kadar gelişebilmiş ulusal, toplumsal koşullarda bu sosyal mücadele tarihine dayanıp, bunu, sosyalizm geleneği olan bir toplumun ya da bir ulusun içinde oluşmuşçasına yanlış yansıtmak değildir. PKK'nin özgünlüğü buradadır. Yoksunluk ortamında ilk toplumsal sosyal bağları geliştirmek ve ulusal bağları oluşturmamız için partileşmemiz gerekiyor.

Sosyal mücadele zaten partisiz mümkün değildi. Bu, sosyalist mücadeleye doğru yol aldı mı, tamamen çok sağlam bir partiye, somutumuzda, PKK dediğimiz bir partiye ihtiyaç kesin gösterir. Bunun kavgası büyük oranda verildi. Sizler ne kadar bu kavganın içinde yer aldınız, bu kavgayı layıkıyla ne kadar verebildiniz bu, sizin sorununuz. Ben, kendi açımdan buna yeteri kadar cevap vermeye çalıştım. Gerçekten toplumun genelini şurada bırakalım, kişinin çözümlenmesi, kişinin özgürleşmesi için akla hayale gelmez mücadeleler verildi. Bir kişide ne gerçekleştirilmek istendi? Özgürleşmek, ama toplumsal ve ulusal boyutlarda. Dolayısıyla özgürleşmenin bilimle irtibatı, savaşla irtibatı, örgütle irtibatı hep kurulmak istendi. Çünkü bunlar olmadan bireyi çözmek, onu özgürleştirmek mümkün değildir.

 

Özgürleşmeyen birey partileşemez

 

Özgürleşmeyen bireyi partileşme içine aldın mı, işte bizdeki ucube örnekler ortaya çıkar. Özgürleşmemiş, toplumsal, ulusal varlık haline gelmemiş, sosyal mücadeleyi kendisinde başlatmamış, kendi ilişkilerini örgütselleştirmemiş olan şahıs, bir bütünen örgüt içinde beladır. Böyle her türlü sahtekar, rezil, kendini bilmez, kabadayı, ağa vb her ne dersen, her gün çıkıyor karşımıza. Çok iyi biliniyor ki partileşemediği için ortaya çıkıyor. Partileşmemizde bugün söz konusu olan Kürdistan ise, Kürt insani ise, işte bunlara günümüzde, 'insanlığın trajedisi' deniliyor. Şimdi belki bazılarının gözleri fal taşı gibi açılıyor. Ben söyledim, aslında üzülmüyorum. Çünkü ben bu gerçeğin çoktan bilincindeydim.

Dünya bugün hayret ediyor, 'böyle insanlar var mı' diyor. Bizde en uyutulmuş, en kendini inkar etmiş olanlar bile bu dehşet karşısında, 'vay be, bizden bazı insanlar da bu duruma düşer mi!" diyor. Hayır, sen önceden de böyleydin, bugün düşmedin bu duruma. Bu ortaya çıkan sürgünü neden bayram olarak değerlendirdim, neden üzülme yerine sevindim? Biraz çözümü hızlandırıyor da ondan. Siz eskiden beri kötü duruma düşmüştünüz, hatta daha kötü durumdasınız, sürgünsünüz ve kaçış içindesiniz. Bundan ürkmüyorsunuz, işte bunun için bireysel çözümlemelere yöneldik. Kapkara yürekler, örümcek bağlamış beyinler, ne sap olur, ne saman. Ne yapacağız bu insanlarla? 'Belayım ben' diyor. Unutmamak gerekir ki bela olan taşa toslar.

Şimdi bu haliyle örgüte gelmeyen, kural kaideye uymayan, düzene ve disipline uygun davranmayan insanı kim idare eder? Ki bu insan, bu yaşamla neyi kurtarır. İşte en zorlandığımız tutumlar bunlar. Yürek gücü yok, düşünce gücü yok, kolektifleşme gücü yok, yani ulusal toplumsal varlık haline gelme iddiası yok. Onun yol ve yöntemini bilmiyor. Hele sosyalist bir temelde şekillenmeye adım bile atmıyor. Ne yaparlar bu insanı o zaman? 'Dağa böyle çıkarız' diyorlar. Çıkarlar, ama alemin rezili olurlar. Büyük kaybederler.

Bizi zaten böylesine bir mücadeleye iten durum buydu. Benim mücadelemin temelinde bu var. Bu tükeniş, dağıtılış, çözülüşe bir tepki ve onu çözüme, ulusal ve örgütsel değerlere bağlanmaya götürme var. Ama siz PKK'lileşmeyi bu temelde ele alamadığınız, çabalarınıza bu temelde anlam biçemediğiniz ve PKK'ye bağlanmayı gerçekleştiremediğiniz için, aslında bir türlü yenilgilerden ve başarısızlıklardan kurtulamıyorsunuz. Bu sizin için çok önemli bir sorun. Öyle es geçemezsiniz. Sürekli başarısızlıklarla yüklü, ciddi bir parti bağından yoksun bir yaşam kaç para eder! Bunu halletmeden hangi yaşamdan bahsedebilirsiniz. Aklınızı başınıza alın; gerçekliğimizi tanıyalım. PKK'yi hiç olmazsa şimdi biraz tanıyalım. Parti içinde verilen büyük bir kavga var. Dünya çapında bazı mücadele sorunlarına çözüm bulmak istendi. Bir de kördüğüm olmuş tarihi toplumsal gerçeğimizden bir sonuç, dolayısıyla bir çözüm çıkarılmak isteniyor. Bunları bilecek, görecek, yakalayacaksınız.

İnsana, "emek sarf eden bir varlıktır" denilir. İşte emeğin sahibi olmak, emeğin korunmasını sağlamak bu sorulara cevap vermekten geçiyor. Emek sorunları bizim için farklıdır. Ülkesi olmayan, hatta toplumu olmayan bir işçi sınıfı ne anlama geliyor veya böyle bir işçi olmak ne anlama geliyor? Sen kendi fabrikanda çalışmıyorsun, öyle bir fabrikan yok. Kendi ülkende bir şey üretmiyorsun, talan söz konusudur. Aslında senin emeğin nasıl talan ediliyor, tüketiliyor o da belli değil. Boştasın, kişi olarak boşta havaya savruluyorsun. Şimdi bunlar ağır durumlar. Siz bunların çözümlenmesinden uzak duruyorsunuz. Çözemezseniz, gereken sonuca bağlanmaz, en önemlisi de örgüt durumuna gelemezsiniz. Şu an bütünüyle yaşamınız örgütten kaçmadır. Kişilik itibariyle örgütlenmelerden, bağlanmalardan, uyumdan, düzenden kaçıyorsunuz.

Bu, sizin için çok büyük bir problem. Anlaşamama, uyum geliştirememe, bu temelde bağlanamama, tabii ki bağlanmayı da ya aşiret gibi yaparsınız -ki bizde bu tükenişin diğer bir biçimidir- ya da hiç gelmezsiniz. Bu da kaçıştır. Bunları çıkar yol gibi kendi kendinize görürseniz, bu kesinlikle çözüm olmak şurada kalsın, tükenişe, yenilgiye dört nala koşmak demektir. Çoğunuzun durumu bu. Şimdi bütün bunları önlemeye çalışıyoruz.

 

Emek, toplumu var eden esas değerdir

 

Emeğin durumu Kürdistan'da nedir? Bir anlamda buna da cevap veriyoruz. Hepiniz, emeğin yoğunlaştırılması gereken üretim araç gereçlerinden kaçmışsınız. Ülkenizden kaçmışsınız. Bir de onun koşulları bizde yok. Onun koşullarının oluşması için ciddi bir savaş vermek gerekiyor. Bir ulusal kurtuluş savaşı, toplumsal özgürlük savaşı gerekiyor. Ki PKK, biraz da bu amaçla kuruldu ve bu aşamaya ulaştı. Bütün bunlara bağlanamazsanız, emekten ve emeğin sahibi olmaktan söz edemezsiniz.

Bu sorunları biz PKK deneyiminde iyi sorduk aslında. Fakat aşama yapmakta, gelişme yaşamakta geri olduğunuz veya zorlandığınız için, ya çok yüzeysel yaklaşıyorsunuz ya da inkar ediyorsunuz. Tabii bu da dediğim gibi çözüm değil. Sizi büyütmez, kurtuluşa götürmez. Ya çok ucuz kaybeden bir savaşçı olursunuz, ya kaçarsınız ya da yenilip hak etmediğiniz bir sonuçla karşılaşırsınız. Bunlar bizim için kabul edilemez. İşte böylesine bir duruma verilmesi gereken karşılık, her zaman iyi bir parti karşılığı olmalıdır diyoruz. Emeğin, emek sahiplerinin dayanışması budur. Ve bunu Kürdistan'da en iyi yapan PKK'dir. PKK'de emek adına hareket edenlerin birliği var, dayanışması var. Eğer PKK'de daha da güçlü olunmak isteniyorsa, PKK tarihi bunu her isteyene çok iyi öğretebilir. Ondaki mücadele görkemlidir. Bizim sözümüz gerçekten emeğe sadakatle bağlı ve emeğe saygısı olanlaradır. Sosyalizm onunla başlar. Onun birliği, dayanışması, kurulmasıdır. Çok iyi biliyorsunuz ki PKK bunun amansız hareketidir.

Dolayısıyla emek, toplumu var eden esas değerdir. Bizde bunun fiziki ortamı elimizden alınmıştır. Araç gereçle bağlanması tahrip edilmiştir. Birliği ve dayanışması yok edilmiştir. PKK bunları görüyor. Gördüğü kadar ülkeye bağlanmak için araç gerece, emeğe bağlanıp bunlar arasında birlik ve dayanışma için büyük çaba sergiliyor. Bunlar, insan ve insan toplumu olmak için ilk yapılması gereken önemli işler oluyor. Şimdi çoğunuzun yaşamlarına bakıyorum, bunun temelleri nasıl sağlanacak, alt yapısı nasıl kurulacak, bundan haberiniz yok. Bundan habersiz olmak, sefil olmak demektir.

Bazı mücadelelerin başarısız olmaları, bir bütün olarak yaşamla dalga geçme üzerine şekillenmelerindendir. Yaşamla dalga geçmek, yaşam karşısında bu kadar kendini hafif tutmak, herhalde içine girilecek en kötü tutum veya yaşam dışı bir durum demektir. Şimdi bütün bunlar da maalesef yaşanıyor ve bizde artık dayatılan bir tutum oluyor. Bu iflastır, kaçıştır ve ne yazık ki günümüz insanlığı açısından vazgeçilmez kılınmıştır.

Reel sosyalizme birçok eleştirimiz oldu. Ama unutmamak gerekir ki, bu sistemde yaşayan insanların lokmasını elinden alırsan, bir karış toprağına girersen isyan eder. Fakat bizde her şey ardına kadar işgal edilmiş, ses çıkarılmıyor. Öyle kolay altından çıkacağımız bir durum değil bunlar. Parti içinde de aynı özellikler sergileniyor. Yani kendini bilmezliğe, yenilgiye, imhaya, inkara vurmak; ihmale, terbiyesizliğe sevk etmek çıkış değil. Bütün bunlar kaybetmedir. Ki içimizde bu durumlar oldukça yaygın yaşanıyor. Bu nedenle dönüşüm, bütün PKK kadroları ve Kürt halkı için oldukça gereklidir.

Kişilik bulmak vazgeçilmez bir gereksinim olarak burada karşınıza çıkıyor. Şimdi mertlikten bahsedersiniz, 'devrimciler sözünün yiğididir, sözünün eridir' denir. Doğru. O zaman soralım kendimize; gereken ne kadar icra edildi? Bu, lafla olmaz. Biraz pratiğinize bakacak, özeleştirisel yaklaşacaksınız. Bakın geçmişinize; verilen söz doğrultusunda işin esası ne kadar kavranılmış, başarıyla ne kadar yerine getirilmiştir? Bahane aramayalım; şu engelledi, şu provokatördü, bu bilmem bozguncuydu o yüzden yapamadım, bir şey olamadım, bunu diyen adamın kendisi eğer basit bir bozguncu, provokatör veya bir dayatma karşısında yenilgiye gitmişse, ondan daha beterdir.

Özeleştiriye de böyle yaklaşmak çözüm sağlamaz. Bahane çok. Eğer bahaneyle ben de kendimi tatmin etmiş olsaydım, herhalde en çok ağlayan, sızlayan, hiçbir şeye gücü yetmeyen, en tehlikeli oportünistlerden biri olurdum. Maalesef öyleleri bizde çok, hem de en kötüsünden. Dağıt, kaçırt, boz, düşür. Bunu zaten düşman yüzyıllardır yapıyor ve kimseye yapması için fazla bir şey bırakmamış. Senin yapman, onun basit bir askerinin faaliyeti olmaktan öteye bir şey değildir. Yani onun askerisin.

Bütün bunlar sizler için ağır ve önemli durumlardır. Siz öze inseydiniz, özde dönüşümün vazgeçilmezliğini, hiçbir bahaneyle ertelenmeyeceğini kesin bir biçimde kendinize kabul ettirseydiniz, dönüşümünüz şimdi çok farklı olurdu. PKK'lileşme oranı çok ileri bir düzeyde gerçekleşirdi. Ve gelişen kişilik büyük bir çözüm gücü olurdu. Gelinen aşamada bütün gelişmelerin buna bağlı olduğu açıktır, ispatlanmıştır.

 

PKK'de şekillenen insan bir halkın dirilişi oluyor

 

Yaşamak istiyorsan Ğister bütünüyle halkımız açısından olsun, ister bireyimiz açısından olsunĞ bu noktada yakalanan dönüşümün imkanını iyi kullanacaksın veya PKK'de ifadesini bulan çözüm gücü olmayı bileceksin. Başka türlü yaşama yol açılmıyor, yollar kapalı. Bin defa çıkmaz yola girmek, yürümek değildir. Hep bir çıkmazla sonuçlansın, bizim yaşam zaten şimdiye kadar buydu. Herkes her türlü çıkmazı yaşıyor. Biz, bunu biraz yola döndürdük ve sonuç aldık.

Bizim sözümüz hiç şüphesiz gerçekten insanlık değerlerine esasta bağlılığı kurmak isteyenleredir. Onu her şeyin üstünde tutanlaradır. Bu konuda parti olarak önemli mesafeler kat ettiğimizi söyleyebiliriz. PKK'nin bu temelde gelişen olumluluğunu görmek, tek kelimeyle, Kürdistan'da bugün dostun da düşmanın da kabul ettiği gibi yaşam halkasını yakalamak demektir.

PKK'de şekillenen insan, bir halkın dirilişi oluyor. Eğer bir halk varolacaksa onun tek umut vereni oluyor. Ulus bağlarıyla, toplum bağlarıyla biricik çaredir, umuttur deniliyor. Düşman da bunu dolaylı da olsa itiraf ediyor. Şimdi bunlar, bizim doğru yolda olduğumuzun dost, düşmanca da itiraflarıdır. Buna fazla gereksinim duymayız. Biz, kendi kendimize ancak kararlaştırırız ve kendimizi yeterli, hakim kılabiliriz. Başkalarının olumlu ya da olumsuz söylediklerini de dikkate alırız, ama her birimiz kendimize ne kadar çözüm gücü olduğumuzu sormalıyız. Her birimizin kendisine sorması gereken soru budur.

PKK'nin kendine göre bir ortamı, programı, dayatması var. Çerçeve ve muhteva itibariyle ne kadar gereklerini yerine getirmişsiniz, bu önemlidir. Onun adına mücadele etmek isteyen, hem de bir kadro olarak mücadele etmek isteyen sizler, bu soruya mutlaka cevabı yeterince vermelisiniz, aksi halde kendinizle alay etme, kendinizi aldatma olur ki bu, bir bireyin kendisine yapabileceği en büyük kötülüktür. Buna da hakkınız yok.

Biz baştan itibaren ülkemizde çalışmak, emeğin sahipleri olarak emeğimizi ülkemizde yoğunlaştırmak istiyoruz. Bunu bir bütünen toplum olarak yapmak istiyoruz. Köyde isek köyde, kentte isek kentte, toplum olarak kolektif bir biçimde yapmak istiyoruz. Emeğimizi ülkemizde ve toplu olarak gerçekleştirirken, sonuçlarını da başkalarına değil, kendimize mal etmek için emek sahibi oluruz. Gündeme toplumsal mücadeleyi getirir, ülkemizde toplu olarak emeği sarf ederek, ülkemizi ve kendimizi geliştirebiliriz. Ama bunun için başta toplumsal mücadele gerekli. O da bir parti ile mümkündür.

 

Gerçekleri görmeyenin, bağı kopanın her şeyi bitmiştir

 

Emeğin sahiplerinin, kendi ülkelerindeki emeklerini yoğunlaştırıp insanca yaşamak için vermesi gereken mücadeleleri vardır. Onun için de partileri olmalıdır. İşte bu düşünceyle PKK'ye adım atılıyor.

Ülkenin özgürleşmesi ne için gereklidir? Ülkede emeği yoğunlaştırmak istiyor. Emek, birleşik sarf edilirse bir değeri ortaya çıkarabilir. Tek bir kişinin emeği fazla bir şey yaratmıyor. Onun için topluluk, toplum bilinci gerekir. Bu da olsa olsa ancak bir partiyle mümkündür. Görüyorsunuz ki bu çok gerekli. Kendi ülkenizden kopuşunuzu ve toplumun çözülüşünü iliklerinize kadar göz önüne getirin ve anlayın. Şimdi bir milyon Güney Kürt'ü dağa çıktı diye kıyamet koparılıyor. Biz, 12 Eylül döneminde birkaç milyon, hem de en kötü bir biçimde sökün eyledik, kimsenin kılı kıpırdamadı. Daha büyük bir facia ve trajedi oldu. Biraz gerçekleri görelim. Gerçekleri görmeyenin, gerçeklerle bağı kopanın her şeyi bitmiştir. Bunu da kulaklarınıza küpe edin. İnsanız deyip kolay yerimizde oturmayalım. Temel değerlerden kopmuş, insanın trajedi dediği durumu kendi ellerimizle, irademizle yaşıyorsak, burada bir trajediden öteye bir facia var, bir dehşet vardır. Onun içinde biz varız ve bağlanmışız. Çok amansız koşullarda da olsa birleşmek istedik.

Şimdi sizin örgütsel bağlarınıza bakıyorum, değerlerle bağlarınıza bakıyorum, inanılmaz ölçüde bana zayıf, ölü geliyor. Nasıl yaşıyorsunuz? Bir türlü anlayamadım veya kendime kabul ettiremediğim durum budur. Her şeyden sökülüyorsunuz, bir bağlanma gereği duymuyorsunuz.

Bu neyi yaşamaktır? İnsanınızı bir de siz kaçırtıyorsunuz. Hazır insanı bile bir araya getirmekten ziyade, kaçırtıyorsunuz. Bu ne demektir? Bunlar facia ve pratiklerinizde var. Dehşete kapılmanız gereken yerde çok normal görüyorsunuz. Bu meseleleri böyle ucuz atlamak kolay değil. Kaybedilen toptan bir insanlıktır. Bu da kaybedildi mi sen yaşamışsın, bunun hiçbir anlamı yok. Bırak o yaşamı. O yaşam saygılı bir yaşam değildir. O yaşama namuslu, onurlu yaşam diyenlere gülüyorum. Nerede onurlu yaşam, nerede namuslu yaşam? Sen temelli kaybetmişsin. Temelli kaybettikten sonra, artık sokakta terk edilmişsin, sokaklarda yalnızsın, bir başınasın. Bin sefer sürseler seni, yerindedir. Bunu da anlamıyorsunuz, fakat anlamanız gerekiyor.

İnsanlık, bu kadar trajik konumda kalmak kolay bir şey değil. Hayvanlar gibi yollara sürülmek, öyle kolay yenilir, yutulur bir durum değil. Ama çoğunuz seyrediyorsanız, sizde hastalık çok derinleşmiş demektir. Bütün bunların küçümsenmeyecek boyutlarda sizde yaşadığını biliyorsunuz. Aşka geldiğim için veya çok kudretli olduğum için de değil, vazgeçilmez bir insani yeri yakaladığım için, ülkeden kopuş kolay olamaz, topluluk olmaktan çıkmak kolay olamaz diyorum.

Her düzeyde kaçış öyle basit bir mesele olarak değerlendirilemez. Çok tehlikeli buldum. İliklerime kadar etkisini yaşadım ve bu beni ülkeye yöneltti. Ülkeye yöneliş yurtseverlik duygusuna yol açtı. Topluluğa yöneliş, topluluk yaratma fikri bizi parti fikrine götürdü. Emeklerimize bağlılık, emeklerimizin sonuçlarına sahip çıkma bizi parti mücadelesine, toplumsal mücadeleye götürdü. Karşımıza çıkan engeller adım adım bizi halk savaşına götürdü. Biz, halk savaşına böyle geldik. Öyle büyük bir silahşör olduğum için veya buna çok tutkun olduğum için değil Ğki, zaten o koşullarda böylesine bir savaşı göze almak mümkün değildiĞ kendimize, kendi emeğimize sade bir saygıyı bile göstermek için, bundan başka hiçbir yol olmadığı, yerde bunu gördüğümüz için yöneldik. Ve bunu nefes nefese iliklerimize kadar yaşadığımız için dedik ki, işte parti fikri, işte mücadelesi, işte halk savaşı, işte gerillası ve bugüne kadar gelmeyi zorunlu gördük. Bunlar PKK'de iyi konulmuştur diyorum.

Son yılların çözümlemeleri ve amansız pratikleri, insanlık değerlerinden büyük bir kopuşu önlemek ve mümkünse yeniden büyük bir insanlığı kendi koşullarımızda yaratmak içindir. Esasında, bunun emeğin ülkesine, emeğin sahiplerine bağlanması ve bu temelde yaşamı mümkün kılması içindir. Büyük mücadele tamı tamına bunun içindir. Buna baktık, bunu esas aldık, her şeyi buna bağladık. Bunun dışında bir şeyin, hiç mi hiç değer ifade etmeyeceğinden emindik, bunu iyi bildik, bundan şaşmadık. Sonuç; kahramanlaşan bir parti hareketidir.

Kendi pratiğimde, örneğimde çözümlediğim, sonuna götürdüğüm olay, bir ulus için benden bin kat daha gerekli. Birey olarak kendimi çözmüşsem, bu benim için kurtuluşu ifade eder. Ama bir ulus için bin kat daha fazla onun muhtaç olduğunu da gösterir. Sizlerin de benden daha fazla muhtaç olduğunuzu gösterir. Çözümlenmeden, aşama yapmadan, yaşama hakkınızı savunamazsınız. Hatta yaşama iddiasını bile öyle karşımızda ileri süremezsiniz. İnsanlık karşısında ileri süremezsiniz. Aksi halde 'yaparız' derseniz, 'yaşadığımızı sanıyoruz' derseniz, gülünç duruma düşersiniz. Ciddiye alınmazsınız. Nitekim alınmıyorsunuz.

Büyük yanılgıyı kimler yaşıyor? Rezaleti, trajediyi, komediyi kimler yaşıyor bu dünyada? Bunu göz ardı edemeyiz. Partimiz içinde zayıflığı, güçsüzlüğü, zararı kimler yaşıyor? Bunları hiçbir zaman göz ardı edemezsiniz.

 

Ulus ve toplum olarak kendimizi sosyalizm öncülüğünde var ettik

 

Bizim yaşantımız, destan olsun diye değil, bilmem şöyle anı şanı tutsun diye değil, çok zorunlu bir gereksinmeyi karşılasın diye bu işlere adanmıştır. Yapılması gereken basit ve sadedir. Ama mutlak anlamda da gereklidir. Bunu böyle anlayacaksınız. Bunun için bir fırsat, bir imkan yakalamışsınız, bunu büyük mutluluk vesilesi bileceksiniz. Buna yükleneceksiniz, bundan çıkış arayacaksınız. Ancak bununla biraz kendinizi var edebileceğinizi, ulusal olarak, toplumsal olarak var edebileceğinizi asla unutmayacaksınız veya bunun dışında bir rota, bunun dışında bir varlık nedeni kendiniz için tanımayacaksınız.

İnanıyorum ki bu aşamada PKK'de gerçekleşen, bu vazgeçilmez değerlere bağlanma durumudur. Bu yeni hamlemizde her zamandan daha fazla ülkeye bağlanmak durumu gelişmiştir. Yine emeğin sahiplerinin durumu, dayanışması gelişmiştir. Partinin öncü güç olarak buna yol açma, büyük engellemelerle de karşılaşsa çözüm gücü olma, onun hem teorik, hem pratik ifadesi ilerlemiştir. Öyle ki toplumsal mücadelelerin en anlamlısı bu yıl içinde kendini yüze vurmuştur. Serhildanlar çok ciddi bir toplumsal mücadele örneği olarak halkın gündemindedir. Yine öncü gücün savaş tarzı olarak gerilla, yol alacağa benziyor. Ne kadar da engel dikilse, yine sağdan soldan ne kadar çekiştirilmek, boşa çıkarılmak istenilse, öncü gücün yol açıcılığı halkın ülkesine, emeğine sahip çıkmasını, korumasını, onun örgütlenmesini ilerletiyor. Bunlar önemli gelişmelerdir.

İddialı olanlar, bir şeyler yapmak isteyenler, kendini bulmak isteyenler, var etmek isteyenler için her gün yeniden doğuş anlamına da gelir. Eğer insan olarak kalmak istiyorsak, bu yeniden bir doğuştur. İmkanlar bunun için oldukça gelişmiştir. Bütün bunları gerçekten ilerlemiş bir sosyalizmle sağlamamız unutulmamalıdır ki bizi tarihin her türlü geriliğinden alabildiğine kurtaracağı gibi, insanlığın önündeki temel sorunları aşmada da iddialı kılar. Birey olarak, toplum olarak iddialı kılar.

PKK gerçekten bunu başarıyla bugüne kadar sağlayabilmiş bir harekettir. İnsanın özgücüne dayanma, giderek onu bir halkın özgücüne dönüştürme, örnek bir biçimde hem de çok geri koşullardaki halkımız için de gerçekliğine göre onur vericidir, coşku sağlayıcıdır. Biz, bununla kendimizi bulduğumuza eminiz. Sosyalizmden esinlenmemiz giderek sosyalizmin bilimine daha fazla sarılmamız, onu ödünsüz, tavizsiz bir biçimde, başta parti içinde olmak üzere, giderek halkımızın mücadelesinde hem savunmamız, hem eylem kılavuzu olarak altında yol almamız bizi var etmiştir.

Denilebilir ki her halktan daha çok bizim halkımız için sosyalizm temel yaşam değeri anlamına gelir.

Diyebiliriz ki ulus ve toplum olarak kendimizi sosyalizmin öncülüğünde tanıdık. Tanımaktan da öteye var etmeye çalıştık. Halen de çalışıyoruz. Eğer PKK bugün sosyalizmin en iddialı partilerinden biriyse, bunun anlamı biraz da bir halkı bu ideolojinin kılavuzluğunda gerçekleştirmiş olmasıdır. Dolayısıyla bizim sosyalizmi savunmamız süreklidir.

Sosyalizmi hiçbir halkın, ulusun içindeki partiyle kıyaslanmayacak düzeyde savunmamız anlaşılırdır. Bu temelde 1 Mayıs işçi sınıfının birlik ve dayanışma gününde diyoruz ki;

 

- Yaşasın Sosyalizm!

- Yaşasın 1 Mayıs!

 

Mayıs 1991


YAZDIR Yazdır     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yorumlar
Yazan: cheoo     Tarih : 2007-05-27 16:57:57     Puan :
sosyalizme kurtarmak yuceltmek niye biz zavalli kurt halkina dusmus......
biz önce kendimizi kurtaralim....

 
Seçenekler
   Çıktısını Al
   Arkadaşına Yolla
   Köşe Yazılarına Dön

Arşiv
·En Etkili Birey Herkese Bir Şeyler Verendir
·BÜYÜK ARAMAK, BÜYÜK BULMAYA ÇALIŞMAK, BÜYÜK SAVAŞI DOĞURDU
·Beni tartışmak demek; Bir Halk gerçeğini tartışmak demektir
·Beni tartışmak demek; Bir Halk gerçeğini tartışmak demektir
·Rûmeta min, rûmeta gel e!
·Partileşme Mücadelesi ve Parti içi Savaşımın önemi
·Beşdarbûna li ser rastiya partiyê û şer
·Ben Kendi İçimde Bir Orduyum - I -
·Üveyş Ana; Ana Tanrıça Kültürünün soylu sesi!
·CHE, Yeni insanın temsilidir

© 2004 Rojaciwan.com
Bütün HaberlerTürkce HaberlerNuceValid robots.txt


English: All the comments, articles and other contents are property of their owners.
German: Die Artikel und Kommentare sowie Foren- und etwaige Chatbeiträge und alle anderen Inhalte sind Eigentum der Autoren.
Turkish: Rojaciwan sitesi özgür bir tartışma platformu olup, sitemizde yayınlanan bütün yazılardan, yorumlardan ve hernevi multimedia dökümanlarından sahipleri sorumludur.


Sayfa Üretimi: 0.126 Saniye
SQL: 26
Rojaciwan Theme by Rojaciwan Webtasarim.