|
Benim için Özgürlük Mücadelesi önemli. Benim mücadelem özgürlükçü ve kendi özgücüne dayanmadır, kimsenin askeri olmamadır. Öyle para, dolar ve kadın ile satılacak bir mücadele değildir.
Bir şehidimizi hatırlatayım: Şehit Beritan...
YNK’liler bir kayalıkta uçurumun kenarında Beritan’ın etrafını çeviriyorlar, çembere alıyorlar. ‘Teslim ol’ diyorlar, öyle teslim ol derken de, seni Türkiye’ye teslim edeceğiz diye değil, ‘gel kardeşiz sana işkence etmeyeceğiz, gel sadece aramızda kal’ diyorlar. Ama Beritan bunun gerçekten böyle olmadığını biliyor, özgürlüğüne düşkün, bu durumu kendi onuruna yedirmiyor ve kendini kayalıklardan aşağı fırlatıyor.
Beritan sonsuz özgürlük ve Önderlik çizgisine sahipti. Benim için önemli olan Beritan çizgisinin savaşımıdır. Ben kimsenin askeri olamam, benim mücadelem özgürlük mücadelesidir.
Bunların amacı PKK’yi Amerikan çizgisine getirmektir. Bunlar kan siyaseti güdüyorlar. Bu çok vahşi bir durumdur. PKK’yi açlıkla sınayacaklar. PKK’de iki tür açlık olduğunu düşünüyorlar; birisi fiziki karın açlığı, diğeri cinsel açlık. Bu tarz yaklaşımlarla Kürtleri kendilerinin paralı askeri yapacaklar. Bunları zaten şu anda Bağdat’ta paralı asker olarak savaştırıyorlar. Bu tür politikalar tarihin görülmemiş, en büyük ihanetidir. Böyle şey olmaz. Öyle bir kaç gerillayı dağdan indirip Türkiye’ye teslim edilmesi karşılığında biraz para kazanacak, bir şeyler elde edeyim tarzı siyasetle kimse bir yere varamaz. Bunlar tehlikeli yaklaşımlardır ve tehlikeli sonuç doğurur.
Kürdistan’da Talabani fazla etkili değil, asıl olan Barzani’dir. Barzani’nin olumsuz yönelimlerinin olacağını sanmıyorum. Yaklaşımları daha olumludur. Ben Sayın Barzani ile üç kez görüşmüştüm. O zaman kendisiyle beraber çizdiğimiz bir çerçeve vardı. Bu çerçeve temelinde ilişkilerimiz dostane temelde devam edebilir ve geliştirilebilir. Barzanilerin bağımsız devlet veya ulus-devlet kurmaları halinde buna karşı olmayacağız ancak kendilerinin de bizim demokratik ulus anlayışımıza karşı olmamaları gerekir.
Erdoğan Ürdün’de Talabani ile görüşüyor. Bunların ciddi güçleri yok, devlet politikaları yok, öyle bireysel olarak birbirlerine karşılıklı sözler veriyor, bir şeyler söylüyorlar, ‘senin düşmanın benim de düşmanımdır’ diyorlar. Bunların Nakşi tarikatı ile ilişkileri biliniyor, Nakşicilikle Kürt sorununu çözmeye çalışıyorlar. Bu anlayış Cumhuriyet’in mantığıyla da bağdaşmaz. Bunların Türkiye’deki Kürtlerini Zapsu temsil ediyor. Amerika bağlantıları da biliniyor, Fethullah Gülen de zaten Amerika’da. Bir de Abdülmelik Fırat var. Bunların yapmak istedikleri Türkiye’yi Afganistanlaştırmaktır, Iraklaştırmaktır. Bu politikalar çok tehlikelidir, Türkiye’nin de hayrına değildir.
Şimdi Erdoğan bunları görmüyor. Mevcut konumda sorunları çözmekten ziyade zamana yayarak kendine avantaj sağlamak istiyor. Herhangi bir konuda net bir devlet politikaları yoktur.
AKP müthiş kararsız bir partidir. Devlet politikasında en kötü şey kararsızlıktır, siyasi istikrarsızlıktır. Erdoğan, Kürt sorununda kararı Irak’ta Talabani ile ABD’nin almasını bekliyor. Oysa Genelkurmay’ın kendisi de özeleştiri yaptı. Birçok yanlış politikalar izlediğini dile getirdi. Bu önemlidir. Bizim kendi aramızda çözüm imkanımız olmalıdır. Kürtler ve Türkler olarak bu sorunu kendimiz çözeriz, Batı’nın güdümüyle değil. Daha önce belirtmiştim; Kürtlerin Türkiye ile ittifak etmesi Türkiye’ye büyük kazandıracaktır. Gerilla, öz savunma güçlerini devlete karşı güçler olarak algılamaya gerek yok. Herkesin meşru savunma hakkı vardır. Farklı kültürler olarak dil, etnik kültürler korunmalıdır. Herkesin kendi kültürünü kimliğini yaşatma ve yaşama hakkı vardır. Ama Sayın Erdoğan, Kürt sorununun çözümünü Kuzey Iraklı Kürt liderlerde ve ABD’de buluyor.
ABD’li yetkililer DTP’ye; ‘PKK şiddetini kınarsanız ve PKK’ye silah bırakma çağrısı yaparsanız görüşebiliriz’ demişler. Ne demek silah bırakın! Ben halkın can güvenliğini koruculara mı bırakacağım! Bizim mücadelemizde silah, ulusal kurtuluş mücadelesinin bir aracı değildir. Bunu Türkiye halkının da bilmesi gerekir. Bizim mücadelemiz kurtuluş savaşı gibi silahlı bir mücadele değildir. Bizim mücadelemiz felsefik, zihinsel anlamda özgürlük mücadelesidir. Her zaman silah olacaktır ama bu kendi can güvenliklerini ve halkın can güvenliğini korumak içindir. Bunlar Türkiye’ye karşı güçler değil, öz savunma güçleridir. Öz savunma güçleri her yerde vardır. Bunlar halkın güvenliğini korurlar. Silahlar Kürt kimliğinin, Kürt kültürünün korunmasında, gelişmesinde bir teminattır. Bölgeye 500 bin asker yığmışlar, o halde sen silahını bırak, bırakabilir misin? Bırakırsan seni bitirirler. Onuru ve şerefi olan sonuna kadar direnir.
31.03.2007 İmralı |