Örgütlenmiş ‘katı milliyetçiliğin’ Türkiye sorunlarına çözüm getirmediği görülmekte. Türkiye’deki bu ulus devlet faşizmi içinde Muhsin Yazıcıoğlu derin kanatı oluşturuyor. CHP ve Baykal, bu akıma balıklama atladı. MHP zaten içinde, istese de kendini bundan kurtaramaz. Ben bunlara Kızıl Elma ittifakı demiştim. Ağar kendini bundan biraz uzaklaştırdı. Erkan Mumcu’nun ne yaptığı ortada. Bu tehlikeli akım aslında daralmış ve tecrit olmuştur. Bunlar eskisi gibi arkalarına TÜSİAD, AB ve ABD desteğini alamamaktadırlar. Bu kesimler milliyetçi akımdan desteğini çekmişlerdir. Bu akım, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Hitler faşizmi gibi AB rotasında 5-10 yıl içerisinde yargılanacak. Bu kesin, ama bunu görmüyorlar.
Bu hükümet dönemindeki gözaltılar ve tutuklamalar, Çiller dönemini dahi aştı. Şemdinli patlamasından sonra Kürtler kuşatma altına alınmak istendi. İşte 500 bin askerle yığınak yaptılar, operasyonlar tam hız devam etti. Yine mikro krediler ile Kürt halkı satın alınmak istendi. ‘AKP’ye gel, kredi al!’ Bu yolla Kürtleri kendilerine bağlamak istiyorlar. Ben kredi almasınlar demiyorum, alsınlar. Ama onurlarına ve kimliklerine sahip çıksınlar. Uzun bir süredir bölgeye yatırım yapılmayarak Kürtler aç ve yoksul bırakılmakta. Tunceli’de en ufak bir yatırım yapılmamıştır. Özellikle Diyarbakır ve Tunceli’de AKP mikro kredilerle Kürtleri satın almak istemektedir. Kürtler için tarihte ve şimdi en rezil durum parayla satın alınmaktır. Bölgede Ermenilerin tehcirini geride bırakan göçertilme politikası söz konusudur. Bundan iki ay önce Tunceli iskan kanununu geride bırakan bir yasadan bahsediliyor. Ben olsam kıyameti koparırdım. Bununla amaç bölgenin insansızlaştırılmasıdır. Hasankeyf üzerine Ilısu Barajı yapılıyor. Bu barajla 99 köy baraj suları altında kalmakta. Bu alanlar en verimli tarım alanlarıdır. Yine Kürt kültürü, tarihi açısından önemli yerleşim yerleridir. DTP bunları görmüyor mu? Bunlara karşı neden politikalar geliştirmiyor.
DTP kendi demokratik barış ve demokratik siyasetini oluşturmalıdır. Tam bu noktada seçimlere İspanya ve İtalya gibi sol bir ittifakla girilmesi iyi olurdu, ancak 10 Aralık Hareketi kötü başladı, Türkiye’de sol bir ittifakın gelişmesini engelledi. CHP’nin tutumu biliniyor, milliyetçi çizgiye kaydı. Özellikle Karayalçın’ın tutumu oluşabilecek sol ittifakın önüne engel oluşturdu. Bu durumda DTP kendi kararını kendisi verecektir. Bağımsız girebilirler seçime. Şunu öneriyorum: Sivil toplum örgütleri, sendikalar ve toplumun diğer kesimleriyle birlikte bir ittifak yapabilirler. Bu ittifakla yüzde 10 barajını geçebileceklerine inanıyorlarsa, bir parti adıyla seçime girebilirler. Aksi halde bağımsız adaylarla seçime girebilirler.
Ortadoğu’ya gelince ben Kürtler için KCK sistemini öneriyorum. “Komala Civaka Kurdistan” adıyla bir örgütlenmeye gidilebilir. Bu örgüt kimsenin örgütü değil, tüm Kürtlerindir. İçinde KDP, YNK bulunabilir, bulunmalıdır. Böyle bir örgütlenme gerçekleşirse bu örgütlenme Kürtler adına herkesle görüşebilir, İran’la, Türkiye’yle, Irak’la oturabilir, görüşülebilir. Talabani de bu çerçevede herkesle görüşmeler yapabilir. Kürtler bu sistem altında biraraya gelebilmelidirler. Bütün Kürt partileri, örgütleri ve Kürdistan’da sözü geçen siyasi şahsiyetler bu sistemde biraraya gelerek hem kendi iç sorunlarına çözüm bulabilmeli hem de bir diplomasi bürosu oluşturularak belirlenecek bir Kürt ulusal politikası çerçevesinde bölge devletleri ve uluslararası güçlerle görüşmeler yapabilmelidirler. Ortadoğu’daki tüm bu sorunların çözümü olarak “civaka demokratik” formülünü ortaya atmıştım. Bu çözüm yönteminde bu kent Kürt kenti, bu kent Türk kenti, bu kent Fars kentidir denilmeksizin, mevcut sınırlara da dokunulmadan, ama bütün kültürel kimliklerin de kendini özgürce ifade ettiği bir sistem. Bunu AB kısmen yapıyor. Aslında Fransa milliyetçiliği buna direniyor. İspanya ve İngiltere bu sisteme biraz daha yakındırlar. Ulus-devleti aşmaya çalışıyorlar. Afrika ve Güney Amerika’da da ulus-devlet anlayışı aşılma yolundadır.
İran mevcut konumuyla duramaz ya kendilerini demokratik siyaset temelinde yenileyeceklerdir ya da aşınacaklardır. İran’a ABD ve İngiltere tarafından saldırılması halinde İran çok karışacaktır. İran adeta Iraklaşacaktır ve büyük katliamlar olabilir. Fakat İran büyük bir devlettir, direnecektir. Bu nedenle İran’a tam hakim olamazlar, ama İran çok karışacaktır. Buna karşı ucu açık demokratik bir siyaset güdülmelidir. İran’daki Azeriler, Beluciler ve Kürtlerin içinde yer aldığı demokratik bir yapılanma olası saldırıları engelleyebilir. İran’da Irak benzeri etnik ve mezhepsel iç çatışmaların yaşanmaması için Kürtler orada Azeriler ve Beluciler ile ucu açık demokratik bir ilişki geliştirmelidirler. Yani İran’ın da Irak gibi olmaması için bir çaba içinde olmalıdırlar.
31.03.2007 İmralı |
|