|
En Ermeni yanımla, sıra dışı bir hayatın tik-takları arasında gezinirken, ülkemin en ücrasında kalmış adresleri sorgulamak hoşuma gider. O amaçla bir süre önce Erzurum-Karaçoban’daydım. Ermenistan sınırına yakın oluşundan kaynaklı olsa gerek ki içim içime sığmamıştı burada. Neden derseniz, hem buranın bir kısım insanının güzel duruşu ve hem de en keskin yanımız olan Ermeni yanımıza dokunduğu için. Elbetteki amacım burada Karaçoban'ın coğrafik konumunu masaya yatırmak değil. Hani uzağımızda kalan bazı adresler vardır ya, hiç bilmedigimiz, hiç uğramadığımız, işte burası oralardan bir yer... ’’Orda bir köy var uzakta, Gitmesek de o köy bizim köyümüzdür…’’ der türkü. Ama bizler gitmeliyiz diye düşünüyorum. Cografyaları yalnız bırakmaya gelmez zira.
Artık haritalar üzerinde sevdalar besleyeceğim Şiirimin sırrına ermek adına ağlıyorum Hani annemden kalma hikayelerim olmasa Bir uçtan bir uca gezer miydim ülkemi?
Biz buralarda, uzaklarda yaşarken, başkaları ülkemin güzel coğrafyasında olmayacak çalışmalar yapıyor. Örneğin bu şirin Kürt kasabasında maalesef ki insanlar hem Kürtlüklerinden uzak ve hem de yer yer karşıt durumdalar... Ve bu beni inanılmaz derecede korkuttu. Neden korktuğumu soranları duyar gibiyim. Malumunuz, yakın zamanda çok önemli bir seçim süreci var ve elzem olanı bilmediğimiz yerler hakkında bilgi sahibi olmak ve oralarda çalışmalarımızı hızlandırmaktır. Böylelikle coğrafyamızın kanayan yarası olan Kürt sorununun çözümüne katkı sunacak kadroları parlementoya yollamak... Bunun için en kuytularda kalmış yerleri bilmek ve orada yurtseverliği filizlendirenleri tanımak gerek. Ben bu uzak coğrafyada çok samimi ve bu filizlenmeye katkı sunan yoldaşlar tanıdım. Tanıdıkça yarına dair umudum daha da büyüdü.
Şimdi bir ruhum artık halkıma adanmış Suskunluğum tarihte kınalı bir yazı Yazılarım küpe gibi durur fatalitemde Ben sustum ve coğrafyam konuşuyor yine…
Düşünebiliyor musunuz, bu küçük ve şirin kasabada yaşayanların bir kısmı Kürtlüklerini unutmuş ve kimisi de inkar etme yollarına gitmekte... DTP’nin degerli yöneticileri ile tanışıp tartışmalarımız oldu. Son derece azimli bir çalışma içinde olsalar da kanımca bu kifayetli degil. Görevi gereği oraya yeni atanmış çok degerli bir yoldaşımın ilk görev zamanlarında karşılaştığı bir durum şudur; bu bir ibret mi korku mu bilemiyorum? Varın siz hesaplayın. Sol ve sosyalist gelenekten gelen sevgili yoldaşım ile aynı görevi ifa eden Kürt dostumuz; ’Bizim Kürtler kendilerini para için satmaktadir, sen onlara pek bakma’ demek suretiyle korkunç uzaklaşmayı ve yozlaşmayı gözler önüne sermektedir. Kime ne demeli ve ne yapmalı bilmem ama bence uzağımızdaki coğrafyamızla mutlaka ilgilenmeliyiz. İlgilenmeliyiz ki yitip gitmesin yeni kuşaklarımız. Tanrıya şükürler olsun, Türk olan yoldaşımız gerekli cevabı ve çabayı göstermiştir orada. Ancak ona güç ve omuz olmalıyız. Bunu bir yanımızı tatmin etmek için değil, coğrafyalar ve halklar arasındaki çelişkiyi gidermek adına yapmalıyız. Ve filizlenmekte olan yurtseverlik bilincini sadece Karaçoban’a değil bu coğrafyanın her alanına yaymalıyız. Yanılıyor muyum?
Çocuklar var şimdi sesimin uzağında yaşayan Bir Filiz gibi hayata dadanan Engin bakışlarını sevdaya sunan çocuklar Hikayeler biriktiriyorum ben Hikayelerimize ortak olsunlar diye…
İnadına Azadiya Welat Gazetesi İnadına Gündem Gazetesi İnadına Roj TV İnadına Rojbaş İnadına Şevbaş İnadına Q İnadına W İnadına X İnadına SAYIN ÖCALAN İnadına Oylar BAĞIMSIZLARA |