|
Merhaba,
Diyorum, ve başlıyorum... Bu kez rüyanın gerçekleştiği bölüme geçiyorum güzel yoldaşım... Komutanım... Uzun zaman oldu değilimi... Zaman esasen çok ama çok önemli ve değerli...Bu süre zarfında bir ilk yaşadım... İnsanlar ilkleri hiç unutamazlar... Her ilkin bir anlamı vardır... Fakat bu ilk benim açımdan hayatımda bir dönemecin ifadesidir. Neden varım, ne için varım sorularını zihnimde derin bir şekilde somutlaştıran bir ilk... Yıllardır özlemini çektiğim... Rüyalarımı süsleyen, umutlarımı pekiştiren bir ilk’e kavuştum işte.... Senin hep anlattığın ve ruhunun her bir yamacında, her bir nehirinde yaşadıgı ve yüreklerimize aktığı topraklarımıza, Ülkemize gittim... İnanabiliyormusun evet sonunda gittim... Seninle paylaşmaktan içim bir yandan kıpır kıpır.. Birazda hüzünlü... Bir çocuk gibi, hani yeninin karşısında muthiş bir merrak ve şaşkınlık gibi karmaşık duygular yaşadım...
İlk ulaştığımda gümrükteki görevli bana kürt olup olmadığımı sordu...Ben de evet kürdüm dedim, devamla kürdistana ilk kez mi geliyorsun dedi, ben de bu yıllar içerisinde öğrendiğim kırık kürtçemle evet hem de tüm parçalar dahil ilk kez göreceğim ülkemi dedim. Bu sözü söyledikten sonra damga’yı vurup bana Hoşgeldin Kürdistana dedi... Kontrol edemeceğim bir şekilde dugulandım.... Teşekkür edip kapıdan çıktım ve derin bir nefesle ülkemin soluğunu içime çektim sonra çantamı yeniden sırtlarken elimle yere dokundum...Hissetmek istedim... Hava güneşliydi, gök yüzüde masmaviydi gözlerim göğe daldı saniyeler süren ama içimde uzun uzadıya yaşadığım bir andı sanki Seni, Heval Amara’yı, Heval Uta’yı, Heval Viyan’ı, Heval Nujiyan’ı, Heval Sarya’yı ve tüm şehitlermizin sıcaklığını hissettim...
İlerledikçe yollar inceliyordu yükseklere doğru gidiyorduk ve ben sessizce izliyordum yakınlaşan dağlarımızı... Hava tam kararmak üzere iken Geliye Ali beg diye bir yerde durduk... Ulaşmamıza bir kaç saat kalmıştı... Arkamızda dağ önümüzde yeşiliyle rengarek taşları ile dağ ülkemin harikaları.. Ax.... ve bir de şelale her bir yandan akan suların gizemli melodi ve ezgileri... Ülkemin mis kokan havası... Tam kalkarken şelale’ye yaklaştım bir avuç su içtim...bir avuç daha alıp yüzüme vurdum ve ibadetimi yaptım... Eşsiz bir ilk inanabiliyormusun kutsal bir ilk komutanım...Bir de asayişe ulaştığımızda tam varmadan önce dalganan bayraklarımızı ve Önderliğin resmini gördüm, ilk kez topraklarımıza olan aidyet duygusu bu derecede somutlaştı ve ilerledikçe inanılmaz bir huzur ve heycan sardı beni... Arkadaşlar bizleri karşılamaya geldi... Ve bu kez Hoşgeldin Kürdistan Özgür dağlarına dediler... Evet Kürdistanın Özgür dağları... Bizim dağlarımız...Sabah oldu... Mangadan çıktım ve karşımda büyüleyici bir manzara... Patikalarda arka arka’ya yürüyen arkdaşlar... Rüya gibi ama gerçek... Bir kaç gün kalabildim sadece ama diyebilirim ki 8 yılıma hatta daha fazlasına değerdi... O an bir ömür gibi yazıldı yüreğime, ömür diyorum çünkü devamı olacak... Bu ilk adımdı yazılacak daha çok satır var zamanın görülmez sayfalarına değilmi...
Heval Erdal,
Hatırlıyorsun en son beni rüyamda ziyaret ettiğinde, ayrıldığımızda bana bir avuç toprak vermiştin, hani içinde o küçük mor çiçekler vardı... Onları gördüm biliyormusun, o minik minik mor çiçekleri gördüm...Dokundum sadece koparmadım...En son mektubumda demiştim ya uyandığımda kokusu halen burnumdaydı, ha işte bunlarda... Bunlarda aynı kokuyorlardı
komutanım...
Özlem her zaman diri yüreklerimizde sana ve tüm şehitlere... vedalaşmıyoruz.... İzliyorsun gök yüzünde geceleri göz kırpıyorsun bizlere... Her zaman sevgi ile kal...
Berfîn Dilav |