|
"Savaşlar halkların seçeneği değil, varlıklarını koruma onurları ve özgür yaşam düzeyleri için gerekli olan mecburiyettir"
Abdullah ÖCALAN
Talan, sömürü ve kan sistemi üzerinde kurulu bir sistem olan TC, barışa olan korku ve öfkeyle daha da saldırganlaşmaya ve barışa giden basamakları sökmeye devam ediyor.
Geçen yüzyılda olduğu gibi, içerisinde bulunduğumuz yüzyıla da damgasını vuran bu kördüğümün çözülmesi için Kürt özgürlük hareketi iyi niyetli barış elini uzatmasına ve her türlü fedakarlığı yapmasına rağmen karşılığı Uğur Kaymaz, Enes gibi çocukların katliamı, faili meçhuller, keyfi kurşunlanmalar olmadı mı? Barış elinin karşılığı yüz binleri varan askeri güçle imha operasyonları olmadı mı, karşılığı delik deşik edilen gerilla cesetlerinin insanlık kurallarını aşan tarzda param parça edilmesi olmadı mı? Bütün bunlara rağmen savaşın ağır bedelini ödeyen analar gözyaşlarını yanık yüreğine akıtarak her şeye rağmen kurşun sıkanlara gül uzatmadı mı? Ama karşılık inkar, imha savaş savaş savaş oldu. TC Rêber APO’yu çok iyi anladı ama anlamamazlıktan geldi anlamak isteyenleri de susturdu. “AKP ve CHP ile bu süreci kurtaramazsınız, bu inkarcı ve çözümsüz sistemle Türkiye Iraklılaşır, uçuruma doğru gider” diyen Rêber APO’ya cevap zehirlemek oldu. Türkiye devlet yetkilileri şimdiye kadar stratejist, sosyolog vb. uzman bilirkişileri bir araya getirip bu halkın psikolojik ve duygusal nabzını tutsaydı şunu anlayacaktı ki; öngörülen çözüm gerçekleşene kadar bu hareketin tek bir militanı kalana dek mücadeleye devam edeceğini, bu halkın yediden yetmişe Önderlerine ölümüne bağlı olduğunu ve bu halk mücadelesinin asla ve asla bitirilemeyeceğini anlayacaktı ve anladığında da inkar, imha, yok etme hevesleri kaçmış olacaktı. Türk devlet yetkilileri, sorunun sorumluları ve muhatapları kendi kuyularını hazırlamanın yoğun telaşı içerisindedirler. Aktif bir savaş Türkiye açısından kaçınılmaz görünmektedir! Evet çılgın bir savaş Türkiye kapısının eşiğindedir. Kan ticareti üzeri kendisini yaşatan bu yetkili “beyefendiler” çok geç değil yakın tarihte olacaklardan çok ama çok pişman olacaklardır, fakat o zaman iş işten geçmiş olacaktır. Söz, diyalog ve siyasetten anlamıyorsanız, çözümün dilini onca bedel ödemiş bu halkın yiğit evlatları gösterecektir. Gerçek bir barışı sağlayana dek acımasız bir savaş kaçınılmaz olacaktır. “Büyük barışlar büyük savaşlar sonrası sağlanır” felsefesini uygulamak istemezdik, ama başka yol bırakılmamıştır. Evet Kürt gençliği olarak savaş kışkırtıcılarının anlayacağı dilden onlara vereceğimiz en büyük cevap Önder APO etrafında kenetlenmek ve kıran kırana bir mücadele sürecine katılmaktır. Rêber APO’nun fedai gücü olan gençlik varoldukça bu mücadele zafere olan inançla devam edecektir. Kürt gençliğinin mücadelenin hiçbir alanından kendini geri çekmeyeceğine olan inançla bütün gençliği “Önder APO’nun fedaisi” olma onuru, şerefi ve heyecanıyla olası aktif savaş sürecinde mücadele mevzilerinde öncülük yerini almaya çağırıyorum. Haydi Yiğit Kürt gençliği, düşmana karşı gösterdiğimiz sabrın sonu gelmiştir artık, süreç ve yurtsever halkımız bizden fırtınalı bir çıkış beklemektedir. "YA ÖNDER APO İLE ÖZGÜR BİR YAŞAM, YA DA YAŞAMAK BİZE HARAM” olsun!
(Önder Apo'nun 18 fedaisine selamlar ve saygılarımı sunmayı bir borç bilirim) |