|
Yapraklar döküldü, doğanın örtünemez mahremiyetine. Her dökülüşün ardından
Gizil tınılar yayılıyor, kimsecikle duymazsa da. Bunu ancak mevsimler ayrıştırıp çekebilir anlamsızlığın izbelerinden. Bu dökülüş en çokta mevsimlerin nehirlerinden su içti. Onların bağırlarından emekleyip usulca fark edilip-fark edilmezlikleriyle oluşuverdi. Ve her yaprak mevsimlerin yüreğinden kopup yine mevsimlere geri döndü.
Sen de şiirin mevsimindendin.
AÇ GÖZLERİNİ
umudun yelken açtığı
derya dalgalarına kapılmak istiyorum
Gözlerinin
Aç gözlerini
Kırpışsın kirpiklerin
Ne olursun aç gözlerini
Tut ellerimi sıksıca tut
Silkele bedenindeki şarapnel parçalarını
Tut ellerimi, gidelim
Bir ana
Keçi yollarına yüz çevirmiş
Bizi bekliyor
Birkaç masal demlenmeden
Mevsimlere tırmanalım
Aksın ter derecikleri
Alnındaki kırışıklıklardan
Sinmiş toprak kokusunda yansın tenin
Yine geçelim
Hain ve kalleşçe kurulmuş pusulardan
Nöbetleşen ölümlerden
Taraf tanımaz rüzgarlar
Çarpsın göğsüne
Seni bekliyor
Avuçlarının içi gibi aşina
Yasa giyinmiş coğrafya
Kalk gidelim
Zoza'nın garip Dicle'si
Ve Hezil
Ve Fırat
Cömertçe seni bekliyor
Baharlara dalalım hesapsız
Nergislerin güzelliği
Sallasın salıncağında
Yarınların kokusunu veren
Bin bir koku yellensin üstümüze
Ve gençliğimiz bahar yağmurlarında ıslansın
Kavra keleşini yerde sahipsiz kalmasın
Takatsiz kalmış tetiğinde çocuk gülüşleri büyüsün
Korlan dileklerin kabbesi
Parlayan yıldız
Karanlıklar..... karanlıklar
Karanlıklar bir sağında bir solundan uçuşsun
umudun yelken açtığı
derya dalgalarına kapılmak istiyorum
Gözlerinin
Aç gözlerini
Kırpışsın kirpiklerin
Ne olursun aç gözlerini
Kulak perdelerinden zonkluyor
SERKEFT
SERKEFT
SERKEFT SESLERİ
Varıp gidelim,
Sevinçler saklanıyor bize yüreklerin zulasında
Bir Ninova ateşinde bağdaş kur
Alevlerin parlaklığında
Noktasız sohbetler tutuşsun
Ve sen
Tatlı sözcüklerinde
Derin anıların çemberini ör
Aç gözlerini
Yırtıcı bir bakış fırlat
Bak…
Gökteki ay
Bir hoş aklanmış
Serpilmiş yollarımıza
Ard arda izli mermiler kırpıyor akşamı
Haydi aç gözlerini
Şafak damlayacak geceden
Birazdan sabırsız bir güneş uğrayacak bize
Haydi…
Bir korunağa ulaşmanın anıdır geç oluyor
umudun yelken açtığı
derya dalgalarına kapılmak istiyorum
Gözlerinin
Aç gözlerini
Kırpışsın kirpiklerin
Ne olursun aç gözlerini
Herekol gözlüm
Aç gözlerini
Aç…
Aç…
Kumral suskunluğun kıyısından görkemlileşip unutulmazlığınla saldın köklerini.
Hani şiirin bir "yürek depremi" tanımındaydın. Geldin ve sonra gittin nasıl olduysa... Çıldırasıya yağan yağmur damlaları hüznümü deşip çığlıklarını emzirirken. Sen inanmak istemediğim uzanmışlığınla bir çocuk kadar tatlıkla kucaklaşan masumluğunla uyuyor gibiydin. "Her ölüm erkendi. " Ve sen uyuyordun...
Bir şiirdin işte ve kendi mevsimine döndün tekrar. Öyle alel-acele. Tarih; şiirlerle, boğuşamayacak kadar güçlü değildir, bunu biliyor muydun?
Uyuman bir kâbustu.
Şiirselliğin ise bitmesini istemediğim bir rüyaydı, bir kâbusa dönüşen hayatta sen
uyurken, ben ayıktım, yüreğime doğru öfkeli bir acı yankılanan homurtusuyla yürüyordum.
SEN UYUYORDUN.
|