|
İsteklerin ortaya çıkışına baktığımız zaman elbet çok eskiye doğru yol almamız gerekiyor. Türk askeri ve kimi medya çalışanları, siyasi partileri, sivil toplum örgütleri ve bir kısım vatandaş her fırsatta Kürt özgürlük hareketinin bir sınır operasyonu ile çözülebileceğine inanıyorlar. Türkiye sinirinin öteki tarafında kendilerince belirtilen gerillaların imhaları gerçekleşirse bu isin Kürt sorununun çözümü dahi olacağına her ne kadar inanmasalar da hem kendilerini hem de kamuoyunu ikna etmekle meşguller. Gerek siyasi alanda, gerekse ülkesel askeri anlamda yaşanan krizin çözümünün yine silahlarla aşılabileceğini dillendiriyorlar. Ulusta patlayan bombanın hemen peşine bu iste bir gariplik var dedirtircesine genelkurmay başkanının bu olayın devamının geleceğini belirtmesi ile hem devlet güçleri hem genel anlamda bir cevre üst düzeyde faşizan söylemler kullanmaya başladılar. Zaten dondurulmuş, uyuşturulmuş bir görünümdeki halk gerçeklerden gayet uzak bir bakış açısıyla tepetakla, amaçsız bir şekilde hayatini devam ettirirken bu seferde K.Irak a girelim diye söylenmeye başladılar. Hatta bazı kovboysu kişilikler tv kameralarını gördükleri yerde " bugün devlet istesin Kuzey Irak'a gider savaşırım" seklinde trajı-komik konuşmalar yapmaktalar. Her olayda olduğu gibi yine soruna at gözlükleri ile bakmayı tercih ediyorlar. Yazının baslığındaki sis yelpaze ile dağılmaz, sözü bir Japon atasözüdür. Acaba bu konuya göre uyarlamaya çalışırsak "Kürt silahla susturulamaz" mi desek yoksa "KCK askerle bitirilemez'' mi desek bunun yorumunu sizlere bırakıyorum. Acaba bir sinir operasyonu gerçek anlamda hangi hedefe yönelecektir. HPG kuvvetlerine mi, Güneyli Kürtlerin kazanımlarına mı yoksa, olma ihtimali olmamakla beraber daha da ileriye doğru bir şeyler mi. Türk ordusu daha önce 24 kez daha bunu denemiş olup her seferinde yenilgiyle dönmesine rağmen daha bu şekilde çözüm bulabileceğine ısrar etmesinin ne anlam taşıdığı sanırım acıktır. Ancak bunlardan en çok dillendirileni Kürt Özgürlük Hareketine karşı bir saldırının olmasıdır. Buyursunlar bir sefer daha denesinler, ancak hesaba hiçbir zaman katmadıkları gibi yine o kadar askerin cani yanacaktır. Zaten kanla besleniyor bu kesimler ancak halkın tepkisiz kalması anlaşılamamaktadır. Her zamanki gibi kavramıyorlar, ne kandile, ne Amed ile ne Mersin ile bu ateş söner. Bu ateş kabullenmeyle, tanımayla, diyalogla çözüme ulaşır. İstenirse daha 50 kere de sinir geçilse yine sorun çözülemeyecektir. Halen Kürt ayrı KCK ayrı demekte ısrar ettikleri sürece sorunun kaynağını da bulamayacaklardır. Diyelim ki hadi basari elde ettin, peki bu sorunun bittiği anlamına mi geliyor? ya Avrupa’daki, Balkanlar’daki ve daha saymakla sonu gelmeyeceği kadar bölgelere demi sinir ötesi operasyon düzenleyeceksiniz? Bu arada Başbakan Erdoğan bir itirafta da bulundu. '' İçerdeki 5000 tanesi dururken sinir ötesindeki 500 için mi operasyon yapacağız'' seklinde bir açıklama yaptı. Yani bu sorun o kadar kolaylıkla, şuraya girelim buraya girelim naralarıyla hiçbir şekilde bitmez. Kürt eski Kürt değil. Bu sis Dersim’de, Amed'de, Kürdistan'da, Xalepce'de, batıda o kadar uğraşılmasına rağmen dağıtılamadı ki simdi dağıtılsın.
Gerilla orada, gerilla burada, gerilla her yerde, eğer operasyon yapacaksanız en önce kendi beyinlerinize, fikirlerinize yapın.
|