|
Bîrîna Aslanê min li kudera wî ye, wî avitin bin kîjan zinarî û kîjan çalê, ez biçim dest û ruyê xwe lêxim sax nabê gelo? Aslan'ımın yarası neresinde acaba, onu hangi kaya dibine, hangi çukura attılar ki? Varsam yanına el sürsem yüz sürsem yarasına iyileşmez mi? Bu yaralı yürekli bir ananın ağıdı. Oğlunu 21 Haziranda Dersim-Elazığ arasında çıkan operasyonda kaybetmiş bir ananın haykırışı...Aslan Göze'nin annesinin umarsız çığlığı. Nasıl bir yürektir ana yüreği ki, evlat acısını görür görmez bu kadar dokunaklı kelimelerle anlatır duygularını...En değme edib olur, dengbej olur. Acısı onu deli divane bir şair kılar...
Maxmur kampında tanıdığım bir ananın ağıdını anımsatır evladını kaybetmiş her ananın çaresiz yakarışı. Serdem'di oğlunun adı. Oğlunu Kandil'de 2000 yılında YNK ile PKK güçleri arasında yaşanan çatışmalarda kaybetmişti. Onun yakarışı Kandil dağlarındaki tüm hayvanlaraydı. Tanrıya umarsızca yakarıştan vazgeçmiş, tüm yakarışlarını dağın yılanlarına, çiyanlarına yöneltmişti. Söylediği klamlardan birini dinlerken çevrede bulunan hiç kimsenin gözyaşlarına hakim olamadığının canlı tanığı olmuştum. O ağıt karşısında hangi taşlaşmış yürek erimez ki? Yakarışında,
Yılan yılan yalvarırım sana Serdem'imin güzel gözlerini yeme
Kandil toprağı oğlumun güzel bedenini çürütme yalvarırım diyordu....Kürtçe diliyle daha bir anlam kazanan bu ağıdın aklımda kalan bir kaç dizesi şöyleydi:
Maro ez daxîlê te me
Çavên reşbelek ê Serdemê min nexwe
Axa Qendîl ez daxîlê te me
Bejna zirav ê Serdemê min nerizîne
Bu tanık olduğumuz ilk ana ağıdı değil ne yazık ki. Binlerce yaralı yürekli anaya her gün yenileri katılıyor. Analara kıyan kan emici zihniyet, doymak bilmiyor. Bu kadar insanı boynu bükük, kanadı kolu kırık bırakmaktan bir an olsun vazgeçmiyor.
Sadece son birkaç gün içinde sonsuz yolculuklarına çıkan Delil, Amed, Abbas ve daha nice fidanlar da Haziran ayı şehitleri kervanına katıldılar. Geçen yıl, bu zamanlar mücadelede tanıdığım en çılgın ruhlu en deli dolu kızlardan biri olan Zilan Pepule'yi, bir kelebek kadar kısa ve görkemli yaşayan sevgili Zilanımızı kaybetmiştik. O da ardılı olduğu ve adını aldığı Zilan yoldaşla aynı tarih olan 30 Haziranda karıştı sonsuzluk kervanına. Onun acısı hala çok tazeyken bir haziranda daha yürek dağlayıcı kayıp haberleri aldık.
Ölüm yaşamı yaratmak uğruna da olsa, ağır geliyor. Çünkü hepsi taze fidanlar gibi, ömürlerinin baharında, daha yaşayacakları çok şey varken giden gençlerimiz, kardeşlerimiz, yoldaşlarımız...Yüreklerimiz isyanda. Bir ölümü dahi kaldıracak kuytuluk yok artık yüreklerimizde.
Artık bir ölüm binlerin ölümü kadar zorlayıcı. Çünkü barışı yaratmanın imkanları her zamankinden daha fazla var. Yeter ki bu istensin, yeter ki bunun için adım atılsın. Ne var ki erkek egemen zihniyetli ordu, kan emici zihniyetinden vazgeçmiyor. Onurlu barışın militanları da barış için savaşımaktan vazgeçmiyorlar. Çünkü esas o zaman dökülen bunca kan boşa gidecek. Asıl o zaman yani yürekleri yaralı analara barış dolu bir ülke, güneşli güzel günler yaratmadığımız zaman onları öldüreceğiz. Çünkü onlar evlatlarının çehrelerini her yerde arıyorlar. Tek tesellileri barış savaşımının zaferi. Bu nedenle analara büyük borcumuz var. Bu borcu ancak başararak ödeyebiliriz. |