|
Yüreğimizin toprağından yaptılar anıtlarını. Gözlerimizi yumsakta içimizden yansıyor suretleri. Nereye baksak zaman ve mekâna sığmayanların ateşten yazılmış masallarıyla karşılaşıyoruz.
Anıları; bugün.
Bugün onların sözleriyle yaşam bulan zaman.
Gittiler.
Namertliğin ve riyakarlığın tapınakları çığlıklarında çöktüğünde, saçlarının her teli güneşin ebediyet fermanlarını yazan parmaklarına dolanmıştı.Eşref mahzunluğunda, Ferhat sadeliğinde dururlarken bir türküye dönüşüyorlardı tepeden tırnağa.,
Tarihten günümüze yakılan o türkü. Öyle bir türkü ki yılanların ağusuyla yaşayanların kulaklarını tıkadıkları bir türkü.
Her sözleri yemyeşil, çiçek bahçelerinin güzelliğindeydi, akardı şafakların ırmaklarına. Geceyi lanetleyip, kovarak soyluluğun güzergâhından.
Ve… Onların rüzgârıydı öksüzlerin ıslanmış kirpiklerini kurutan.
Zaman ve mekân içindeydiler. Zaman ve mekânın içinde sınırsızlığın sırlarıyla ilmik atıyorlardı doğuşlara. Sabrın sığınağında bilgelerin öngörüsüyle oturmuşlardı karşısına umudun. Hoşnuttu onlardan umut. Ve umut onları onlar umudu anıştırıyordu.
Zaman ve mekânın içindeydiler, ateşten bir çemberde.
Kalemin gücü
Şiirin büyüsü
Aşkların yüceliği ve tutkuların kudretiyle bahar kadar gençtiler, konuk ederken tarihi tanıklığa.
Gittiler!
Yaslıyken gazetelerin manşetleri onlar sadece yarından göğüslerinde rozetler taşıyan sözlere uğrarlardı. Ve onları inancın görkeminden şavkıyan bir bakış görebilirdi.
Ne tanrıçaların gözyaşlarını ne ızdıraplarım ardı anma törenlerini, hiçbir şey istemiyorlardı giderlerken. Öylece bağdaş kurmaktan başka güneşin çevresinde.
Gittiler!
Zılgıtlı analarla beraber dalacaklar sokaklara. Postalların altında çiğnenen bu topraklarda genç yüreklerin acılarını paylaşacaklar. Ve soğukta üşüyen minnacık çocukların ellerini bedenlerindeki ateşle ısıtacaklar. ‘ Coplanan yerlerinde güller biten çocuklar’
Gittiler!
Yol gösterici yıldızlar vazgeçti yol göstermekten. Zühre yıldızı ayna tutmadı onlara, çünkü onlar unutmamıştı hiçbir ruhu. Güzellik dehasının ışıklarıyla yıkanmadılar, çünkü onlar kusursuzdu.
Gittiler!
Hiçbir papirüste durmadı bakışları, çığlıkların sayfalarındaydı gözleri.
Ateşin dili, sesi okumuşlardı sırrını ölümsüzlüğün…
Tanrıçaların kasırgalarına tutunmuşlardı ışık yağmurunu yağdırarak Zuhal yıldızından, tenine toprakların. Bu topraklarda doğduğunda çocuklar her biri ateş soylu olsun diye.
|