|
Evet bugünlerde yine çoğunlukla alışık olduğumuz, ama olayları bazı aşırı iyimser olarak değerlendiren kimselerin dahi hayretler içinde kaldığı bir gündemle karşı karşıyayız. Her ne kadar Kürtler gözüne baka baka yapılan bu saldırılara karşı bir nevi alışkanlık durumunda olsa da gün geçmiyor ki bir haksizlik, bir usulsüzlük, bir sistematik imha politikasına maruz kalmasınlar. Seçime yaklaşılan son günlerde gerek baraj yolu ile, gerekse diğer projelerle Kürt iradesinin yani sözde "Kardeş Halkın" önü kesilmek istendiği çok net bir şekilde gözler önünde idi. Ancak DTP kadrosunun geliştirdiği diğer formül ile DTP adayları bağımsız olarak milletvekilliği adaylarını koymuşlardı ve bir çoğu da şu anda milletvekili olarak seçildiler. Milletvekili sayısı olarak da grup kurma konumuna gelmişlerdir. Şimdi buraya kadar bir çok film döndü. Tabi ilk açıklamalar yapıldı PKK’liler meclise girdiler diyerekten. Şimdi bu ayrıntılara pek girmeden esas konuya dönelim. Bir bakıldı ki medyada DTP ile yoğun bir ilişki başlatıldı. Ama bu normal bir ilişki diye algılanmasın. Her gün televizyonlarda, gazetelerde an olmadı ki DTP’ye atılacak bir çamur görülmesin. Sayın Ahmet Türk’ün doldurulması gereken bir forumdaki bildiğiniz yabancı dil sorusuna Türkçe diyerek cevap vermesinde dahi "terörist" bir anlam çıkartabilmek için ellerinden geleni yaptılar. Ki kaldı ki Ahmet Türk de bu konu ile ilgili yaptığı açıklamada olayın sorunun yanlış anlaşılmasından kaynaklandığını belirtmişti, e tabi ki bunu söyleyen ismi kabullenilmemiş bir halkın mensubu olduğu için normaldir altında bir şeyler aranması. Hadi bunu şimdilik biraz gecelim. Bugünü daha da yakından önemli kılan hazine yardımı konusuna gelelim. Anayasa mahkemesi bugün siyasi partilerin hazine yardımı alabilmesi için sunulan maddeyi reddetti ve 3 parti dışındaki diğer partiler Türkiye Cumhuriyetinin "PARTİLERİ" konumundan çıkmış oluyorlar ki çünkü bu yardımın asıl amacı siyasi partilerin dışarıdan başka yerlerden maddi destek alarak farklı amaçlara ilişkin kullanılmasını engellemek olarak belirlenmişti. Bunun içeriği 1965 yılında atılmıştı, bugüne kadar birçok değişikliğe maruz kalsa da partiler bu yardımdan faydalanıyordu. Daha çok kısa zaman önce dolandırıcılıkla yargılanmış olan bir şahsın da partisi üzerinden 6 trilyonluk yardim aldığını da unutmamak gerekir. Ve toplam olarak 2007 bütçesinden toplam 5 siyasi partiye toplam 324 Milyon YTL’lik hazine yardımı yapılmıştı. Önemli değil istedikleri gibi yapabilirler yardımlarını DTP iradesi olarak bir siyasi görüşten daha çok zaten bir halk kimliği olarak ön plandadır. Ama konu sudur ki her söylemde Kürt Türk kardeşliğinden bahseden bu çevrelerin, devlet organlarının yürüttüğü bir kabullenememedir. Devlet düzeyindeki politikalar bu şekilde sürdürüldüğü takdirde bunun alt organları iktidar vb, alanlardan bunun aksini beklemek biraz anlamsız olur. Her ne kadar görüşleri ve amaçları ile Kürtleri tanımadığını belirten bir MHP’nin cumhurbaşkanlığı seçimi için oy hakkını kullanma isteğinin sebebi olarak DTP’ye muhtaç olmasınlar diye diyerekten de belirtmesi normal karşılanabilir. Zaten bu, cumhuriyet süreci içerisinde normal gibi göz önündeydi bu sorunlar. Her ne kadar DTP kadrosu bu saldırılara, askılara maruz kalsa da, hazine yardımlarını keserek yollarına taş koymak istense de elbet er ya da geç Kürt halkı insanlığa olan borcunu Kuzey anlamında partisini, mücadelesini destekleyerek gösterecektir. Son NOT: Bu arada Kürşad Tüzmen yaptığı bir konuşmada seçim çalışmaları döneminde Mersin’de bazı Kürtlerin yoğunluklu yaşadığı bölgelere giremediklerini belirtmiş. Ona da bir soru göndermek lazım. Beyinlerine, kültürüne, kimliğine saygı duymak yerine her gün yok saydığın bir halkın bölgesine girsen ne olacak girmesen ne olacak, öncelikle sorunlara duyarlı olabiliyor musunuz? |