Nuh peygamber tufanda tanrının öfkesinin bitip bitmediğini anlaması için, gemisinden, bulunan tüm canlı çiftlerinin içinde sadece güvercini bırakır. Güvercin gemiye ağzında bir zeytin dalıyla döner, bununla tanrının öfkesinin bittiğini, ağzındaki zeytin dalıyla da insanlarla tanrının barış ilan ettiğini anlarlar. Bunun için kutsal kitaplarda güvercin ve zeytin kutsaldır. Tarihten günümüze kadar, güvercin barışın simgesi olarak bilinmiş. Durumumuzdan dolayı, güvercin ismini duyduğumuzda aklımıza simgeleştiği şey değil de savaş geliyor. Onun için bu yazımızda barışa güzel nağmeler dizmeyeceğiz. Çünkü barış henüz gelmedi. Savaşı ise iliklerimize kadar duyumsuyoruz. Şair Cemal Süreya’nın bir şiirinin, bir de kitabının ismi Üvercinka. Üvercinka ise güvercin kanadı demek. Güvercin barışın simgesi olduğu için insanlar tarafında kutsanmış ve kanatlarına bile özel bir isim bulunmuş. Güvercinler şairlerin ilham kaynağı olmuşlar ve doğal olarak birçok şair de güvercinleri dizelerine konuk etmişlerdir. Birçok ressam da güvercin resimlerini tablolarına nakşetmişlerdir. Pablo Picaso Guernica adlı tablosuyla da faşizmi teşhir etmiş ve savaşın tahribatlarıyla ilgili çok önemli imgeleri tuvaline aksetmiştir. Savaş ve barış üzerine söylenilenler de çok eskiye uzanıyor. Kimisi savaşın yıkım ve kan demek olduğunu söylerken, kimisi de savaşı kutsamıştır. ‘’ Her şey değişir, dönüşür ve her şey akar,’’ diyen antik Yunan filizofu Herakleitos varlığın ancak çatışmayla, hareket ve değişimle mümkün olabileceğini söyler. Herakleitos’a göre savaş çatışmanın, hareket ve değişimlerin en yoğunlaşmış biçimiydi. Sınıflı toplumun oluşmasıyla ortaya çıkan savaş illeti, bilindiği gibi mayasını çelişkilerden almakta. Savaş eğer bir halkın varlığını ve çıkarlarını koruma amaçlı değilse, sebebi ne olursa olsun haksız bir savaştır ve mutlaka lanetlenmelidir. diyen antik Yunan filizofu Herakleitos varlığın ancak çatışmayla, hareket ve değişimle mümkün olabileceğini söyler. Herakleitos’a göre savaş çatışmanın, hareket ve değişimlerin en yoğunlaşmış biçimiydi. Sınıflı toplumun oluşmasıyla ortaya çıkan savaş illeti, bilindiği gibi mayasını çelişkilerden almakta. Savaş eğer bir halkın varlığını ve çıkarlarını koruma amaçlı değilse, sebebi ne olursa olsun haksız bir savaştır ve mutlaka lanetlenmelidir. Şiir sadece imgeler yığını değildir. Doğrudur, imgesiz şiir tuzsuz yemeğe benzer. Ama, şiir tamamıyla bir imgeler yığınına dönüşürse de hiçbir şey olur. Öylesi şiirlere süslü sözler mezarlığı ya da geleceği karartmaya çalışan şiirler de diyebiliriz. Kürt ve demokrat şairleri dikkatle izliyorum. Kimi şiiri politik slogan olarak görüyor. Cek caklı şiirler insanın üstünde bir tesirinin olamayacağını göremiyorlar. Bu söz konusu şiir yazan arkadaşların okumadıkları da hemen göze çarpıyor. Şiir öyle bir şeydir ki kültür seviyeni saklayamazsın, insanın kültür seviyesini hemen eleverir. Kürt yazarlardan, şiir üretkenlik gösterirken öykü de aynı şeyi göremiyoruz. Özellikle Kürtçe öykü çok az yazılıyor. İlgiyle izlediğim Kürt şair ve yazarların kurgusuyla, imgesiyle, anlattığı şeylerin değeriyle dikkatleri en çok çeken Savra Raperin, Müslüm Aslan, Bedri Adanır ve daha birçok arkadaşı da dikkatle izliyorum. Savra Raperin ve Müslüm Aslan Kürtçe de yazıyorlar. Savra Raperin, Kürtçe yazım hataları yapsa da kurgusuyla ve yarattığı imgelerle şairlik adına bir gelecek vaat ettiğini görebiliyorum. Hatta Kürtçe de daha başarılı olacağını düşünüyorum. Yalnız daha önce belirttiğim gibi, bu genç şairimiz de bunalım dalgasına bazen düşebiliyor. Zamanla kendisine ait bir dil ve biçem yaratacağına da inanıyorum. Pablo Neroda’nın, Çakalların bile tiksindiği çakallar, / Kuru çalıların bile tükürdüğü taşlar, /Yılanları bile iğrendiren yılanlar... dediği faşizme karşı kaleme aldığı bu dizelerin yazılmasına neden olan diktatörlüğün bir benzerinden halkımız yıllardır çekiyor. Her şeye rağmen, her gün biraz daha zafere yaklaştığımız, yani barışın yakın olduğu bu süreçte karamsar şiirler yazmak barış karşıtlarına hizmet etmekten başka neye yarayabilir ki? Karamsar şiirler yazan arkadaşların zamana ihtiyaçları olduklarına inanıyorum. Zaman her şeyin ilacıdır derler. Müslüm Aslan ve Bedri Adanır gökte süzülen güvercin kanadı kadar güzel şiir ve yazılar yazıyorlar. Her üç arkadaşın da çok başarılı yapıtlar üreteceklerine tüm kalbimle inanıyorum.
|
|