İnsan icin yasamda en anlamli ve kalici sey, kendince bir olgu yaratabilmesidir ve bunu yasadıgı toplumun bir kesitiyle paylasa bilmesidir kanisindayim; çünkü insan toplumsal bir varliktir ve toplum icinde anlam bulur, toplum icinde varligini surdurur ve de toplumla anlam bulur. Eger yasadıgımız toplumla sozde bulusuyor ve ozunde uzaksak bu yasamın en buyuk tofanıdır. Eger uğruna bir çok seyleri feda etmeyi göze aldığımız toplumla, sözde bütünülesmiş görunüp, özünde zıtlıkları yaşıyorsak, bu insan olmanın en büyük yalan ve iskencesidir. Yola cıktığımızda bir çoğumuzun hayaleri sonsuz ülkenin, cenet diyarıydı. Umudu, her şeye rağmen yeni bir yaşam ve belki de bu tutkular bizi ölüm pahasına diyar, diyar gezdirdi. Bu umud uğruna nice yaşam filizleri soldu, nice canlar, can yaşasın diye toprağa düştüler. Bu umud uğruna bilerce şarkı yapıldı. Bu umuda ermek için bilerce can dağları mesken edindi. Bu umudun yaşamsalaşması için, yaşamlar feda edildi. Bütün bunlar insan olmanın gereği ve insanca yaşamın dirlmesi içindi. Olması gerekendi, yoksa insan olmak garip bir sav olurdu bizler için... Yol yorgunu düştü kimileri, savruldu sonbahar rüzgarı sanarak, kandı esintilere. Umuda hile katmaktansa, dorukların ak yüzüne bedenin serdi hiç düşünmeden kimilerimiz. Kimilerimiz, tarihe bir nakış oldu. Kimilerimiz daha baharındayken ve fırtılalarla yarışabilirken feda oldu, yanlışlar, yalanlar sürmesin diye . Zamanları utandırdı kımileri, lanetlendi bütün mevsimlerce, bütün yüzyıların hışmıyla, kar bir lek gibi asılı kaldı zaman boşluğunda... kimileri utacı utandırdı, dirildi ölümün soğuk yüzünden yaz sıcakları gibi, can verdi can sevenlere ve milyonlara dönüştü. Kimimiz unutuldu yalancı bir şarkıcının, hayal ürünü nameside. Kimileri hışma uğradı, hiç haketmediği kuytuluklarda, kalakaldı öylece sesiz, soluksuz. Korkusu olmak varken, yalanın, hilenin, kıskançlıkların, iftiranın, ikiyüzlülklerin, değermi baist bir yaşama sığınmak? İnsan bu, her can sığmazki biçilen giysinin içine. Kendin belirle ölçünü ve kendin karar ver gideceğin en son durağa derim. Yetmiyorsa ufkun var olan darlıkları aşmaya, sakın sığınma çalıntı limanlar. Bilmedik corafyalarda dolaşmak gibidir, eğer örtüşmesen yaşadığın tolumla. Yola çıkarken verdiğimiz sözler şahitir herzaman sana, belki zamanın bilimezliklerine sığınıp, kandıra biliriz her kesi, ama ya kendini? Belki görünmez diye sığınabilirsin kendince bulduğun kuytuuklar, ama sen senle olacaksın unutma. .... ... ... Ağustos geldi, sıcaklığı en kuytu soğukları ısıtan Ağustos. Bizler için kutsalasan, sıcaklığı doruklaşan, bizi bizle yüzleştiren sıcak Agustos, bizi bizle bulusturan ve bizi insan toplumunda yaşanır kılan Agstos. 15 Ağustos ve Egit, bu iki kelime ölümün yaşama döüştügü tarihin simgeleridir.insan için en alamlı şey, kendince bir olgu yaratabilmesi ve yaşadığı toplumla paylaşmasıdır demiştik, 15 Agustos Heval Egitin şahsında gerillanın yaratığı özgürlük abidesidir ve bugün kırk milyon Kürtle bulusan bir değerdir. 15 Ağustor reber APO’nun felsefesinin ilk defa ülke topraklarında filizlenişinin simgesidir. Egit artık sadece yiğitlik, yada güçlülük anlamı taşımıyor bizler için, Egit onurlu yaşamın başlangıcıdır. Egit ilk medenyetlerin yaratıldığı toprakların, 21 yy şafağında insanlığa yeniden merhaba demenin adıdır. 15 Agustos, her Kürdün doğum günüdür kutlu olsun. Yitik, boynu bükük, öksüz, yarası kanayan, acılar içinde kıvranan, kendi olmaktan utanan, kendini tanımlayamayan, kendiyle bulşamayan toplu, 15 Agustos deryasıyla tüm bulanıkları durulaştırdı. Bütün gizler, bütün yalanlar, bütün ikarları tüketen 15 Agstos, şeref ve onur abidesi olarak hoş geldin. Ateş ülkesinin alevleri sevdayla yükseldi, güneş ülkesini çocukları tutkuyla bağlandı umuda ve 1984 du 15 Agustosunda, Kürtlük adına her şey yeniden yorumlandı, yeniden dirildi, yeniden anlam buldu. Artık Egit en büyük sevdadır, sevdayı ilmik, ilmik işleyen cenet diyarda. Artık Egit, her gencin en büyük tutkusudur mezopotamya diyarında. Artı Egit doğrunu tek adresidir ve insan olmanın, insanca yaşamanın nişanesidir. Sanatcı, aydın, gençlik, kadın kısacası her kes, yani güneş ülkesinde yaşayan, hücrelerini o topraklardan alan her kes, 15 Agustos ve Egit olgusunu derin yorumlamak, doğru okumak, daha bir anlamlandırmakla yükümlüdür. Her kesin 15 Ağustosunu , daha doğrusu doğum günü kutluyorum. Dağlardaki bütün Egitler ve bütün Zilanları, 15 ağustosta inas edilen onur abidesini daha bir güçlendirdiği inacımla ve saygıyla selamlıyor 15 ağustoslarını kutluyorum. İnsanlık dünyasına güçlü bir mirasla eşlik eden ve yeniden dirilişi hak eden kahraman Kürt halkının 15 ağustosunu kutluyorum. Tüm yaratılan değerlerde en belirgin şekilde emeği olan ve bizi biz kılan Reber APO’nun 15 ağustosunu kutlarım. Sanat dünyasını o sevgi dolu umuduyla, dilerim ki bu 15 ağustos, Mezopotamya halklarını kardeşlik şiyarını yaşamlaştırdığı bir başlangıç olur. Pırsa min biki ji diroke Min bigerin li soreşê Nave mîn Egîte navê mîn Dozamîn biratîye doza min Doza min wekheviye doza min. Me serî rakir ji bo azadî Me serîhilda ji bo xilasî Navê min Egîte navê min
|
|